28) Zina Edenin Nikahı

(48) Amr bin Şuayb babası ve dedesi tariki ile rivayet ederek şöyle dedi:

“Mersed bin Ebu Mersed el-Ganevî, Mekke’ye esir götürürdü. Mekke’de Anâk adında bir fahişe vardı. O kadın Mersed’in dostu idi.

Mersed şöyle dedi:

Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:

−Ya Rasulallah! Anâk’la evleneyim mi? dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana cevap vermedi, sustu.

Müteakiben:

“Zina eden erkek, ancak zina eden yahut müşrik kadını nikahlar! Zina eden kadın da, ancak zina eden yahut müşrik erkeğe nikahlanır! Öyleleriyle evlenmek mü’minlere haram kılınmıştır!” Nur Suresi 3. ayeti indi.

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni çağırdı ve bu ayeti bana okudu ve:

‘O kadını nikahlama!’ buyurdu.”

Ebu Davud 2051, Nesei 3228, Tirmizi 3389, Albani İrva 1886

(49) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Kendisine zina haddi uygulanmış bir kimse, ancak kendi gibi biriyle nikahlanabilir!’ buyurdu.”

Ebu Davud 2052, Hâkim 2/166, 193, Ahmed 2/324, Albani Sahiha 2444
(29) Şigar Nikahının Haramlığı!

(50) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘İslam’da şigar nikahı yoktur!’ buyurdu.”

Müslim 1415/60, Ahmed 4918, Albani İrva 6/306

(51) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şigar nikahını yasakladı!”

Ravi ibni Numeyr bu hadisi şu ziyade ile rivayet etti:

“Şigar nikahı; Bir kimse başka bir kimseye aralarında mehir olmaksızın kızını benimle evlendir ben de kızımı seninle evlendireyim demesidir. Yahut kız kardeşini benimle evlendir ben de seni kız kardeşimle evlendireyim demesidir.”

Müslim 1415/61, Nesei 3338, İbni Mace 1884, ibni Ebi Şeybe 3/442, Ahmed 2/286, 439, Albani İrva 6/306

(52) Ebu Zubeyr (Radiyallahu Anh) şöyle haber verdi:

“Cabir (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şigar nikahını yasaklarken işitmiştir.”

Müslim 1417/62, Beyhaki 14137, Ahmed 3/231, 339, Albani İrva 6/306
(30) Teysi’l-Müstearın Haramlığı!

Teysi’l-Müsteâr: Ödünç alınan tohumluk tekedir.

(53) Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Dikkat edin, size teysilmüsteârı haber vereyim mi?’ buyurdu.

Sahabeler:

−Evet, haber ver ya Rasulallah! dediler.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Teysilmüsteâr muhallildir! Allah muhallil ve muhallel lehu ya lanet etsin!’ buyurdu.”

İbni Mace 1936, Hâkim 2804, Beyhaki 14187, Albani İrva 6/310

(54) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“...Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) muhallil ve muhallel lehu ya lanet etti!”

Nesei 3416, Tirmizi 1128, Darimi 2/158, Beyhaki 7/208, Ahmed 1/448, Albani İrva 1897, 1898

Muhallil: Talakı bain ile boşanmış bir kadınla, eski kocasıyla tekrar evlenebilmesi için anlaşmalı olarak muvakkat bir müddet evlenen erkektir.

Muhallelun Lehu: Talakı bain ile karısını boşayan, bundan pişmanlık duyan ve karısının muvakkat nikahla başkasıyla evlenmesinden sonra da bu ikinci kocadan da boşanıp kendisine tekrar döndüğünde onunla evlenen kimsedir.

(55) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’ın azatlısı Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Bir adam, Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’ya geldi ve:

−Bir kimse karısını üç talakla boşadı. Bu kadını başka bir kimse, onu boşandığı kocasına helal etmek için ve adamla kadının kocası arasında hiçbir meşveret olmaksızın onunla evlense, bu kadın önceki kocasına helal olur mu? diye sordu.

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma):

−Hayır, kadın ona helal olmaz! Evlenmek evliliğe olan rağbet sebebiyle olur. Biz bu fiili Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında metres hayatı addedip zina olarak kabul ederdik! dedi.”

Hâkim 2806, Beyhaki 14189, İbni Ebi Şeybe 3/391/3, Albani İrva 1898
(31) Kişi Nikahı Altında Dört Kadından Fazlasını Tutamaz!

(56) Kays bin el-Haris (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nikahım altında sekiz tane kadın olduğu halde İslam’a girip Müslüman oldum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve bu durumu ona zikrettim.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Onlardan dört tanesini seç ve diğerlerini boşa!’ buyurdu.”

Ebu Davud 2241, İbni Mace 1952, Beyhaki 7/183, Albani İrva 1855

(57) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Gaylân bin Selleme es-Sekafî İslam’a girip Müslüman olduğunda cahiliye zamanından nikahı altında on tane kadın vardı.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:

‘Onlardan dört tanesini seçip nikahında tut, diğerlerinden ayrıl!’ diye emretti.”

Tirmizi 1137, İbni Ebi Şeybe 3/405/1, İbni Mace 1953, İbni Hibban 4157, Hâkim 2780, Beyhaki 14041, Ahmed 5026, Albani İrva 1883
(32) Rızası Alınmadan Kadın Nikahlanmaz!

(58) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Dul kadın kendisinden açıkça emri alınmadan nikah olunmaz! Kız da kendisinden izin almadan nikahlanmaz!’ buyurdu.

Orada hazır bulununlar:

−Ya Rasulallah! Kızın izni nasıl olur? dediler.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Onun izin vermesi sukut etmesidir!’ buyurdu.”

Buhari 5229, Müslim 1419/64, Ebu Davud 2092, Nesei 3265, Tirmizi 1107, Darimi 2/138, İbni Mace 1871, İbnu’l-Carud 707, Darekutni 2/238, Beyhaki 7/119, Abdurrezzak 10286, Ahmed 2/250

(59) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Ben:

−Ya Rasulallah! Kadınlar nikahlanma hususunda kendileriyle istişare edilirler mi? dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Evet’ buyurdu.

Ben:

−Kız evleneceği kimse hakkında istişare edilirse utanır ve susar dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Onun susması onun iznidir!’ buyurdu.”

Buhari 6815, Müslim 1420/65, İbni Hibban 4080, Beyhaki 7/119, Begavi 2255, Ahmed 6/165

(60) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Osman bin Mez’un vefat etti ve Hakîm’in kızı Havle’den olma bir kız bıraktı. Osman bin Mez’un ölürken kızını kardeşi Kuddame bin Mez’un’a emanet edip vasiyet etmişti. Bu ikisi yani Osman bin Mez’un ve Kuddame bin Mez’un benim dayım olmaktadır.

Osman bin Mez’un’un kızını amcası Kuddame bin Mez’un’dan bana nikahlaması için talep ettim. O da kızın benimle evlenmesine razı oldu. Sonra Mugire bin Şube araya girdi; yani annesinin yanına girdi ve onu malla kızı kendisine nikahlaması için rağbetlendirdi de kadın Mugire’ye razı oldu.

Kız da annesinin hevasına uyup razı oldu. Kuddame bin Mez’un ve Mugire bin Şube anlaşmazlığa düştüler de bu anlaşmazlıkları Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e arz edildi.

Bunun üzerine Kuddame bin Mez’un:

−Ya Rasulallah! Bu kız benim kardeşimin kızıdır; kardeşim onu bana vasiyet etti. Ben de onu halasının oğlu Abdullah ibni Ömer ile evlendirmek istedim. Bu kız hakkında ne salah ne de denklik yönünden taksirat yapmadım. Ancak o aklını kullanamayan bir kadındır, annesinin hevasına tabi oldu dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘O kız yetimdir, izni olmadan nikahlanamaz!’ buyurdu.

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Vallahi, kıza sahip olduktan sonra onu benden çekip aldılar ve Mugire bin Şube ile evlendirdiler.”

Ahmed 2/130, Darekutni 3/230, Hâkim 2703, Beyhaki 7/120, Albani İrva 1835

(61) Hansa binti Hizam (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Hansa (Radiyallahu Anha)’yı babası iznini almadan evlendirmişti. Halbuki Hansa (Radiyallahu Anha) dul idi ve bu evliliğe razı olmadı! Akabinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gidip durumu şikâyet etti.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de onun nikahını iptal etti!”

Buhari 5230, Malik 2/535/25, Ebu Davud 2101, Nesei 3268, Darimi 2/139, İbni Mace 1873, İbnu’l-Carud 710, Beyhaki 7/119, Ahmed 6/328

(62) Yahya bin Saîd el-Kasım şöyle tahdis etti:

“Cafer oğullarından olan bir kadın, velisinin kendisi istemediği halde evlendireceğinden korktuğunda Ensardan iki yaşlı Cariyenin iki oğlu; Abdurrahman ve Mücemmi isimli kimselere haber gönderdi.

Bu iki yaşlı o kadına:

−Sakın korkma! Çünkü Ensardan Hansa binti Hizam (Radiyallahu Anha)’yı babası kendisi istemediği halde evlendirmişti de onun talebi üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu nikahı iptal etmişti! dediler.”

Buhari 6838, Malik 2/535/25, Ebu Davud 2101, Nesei 3268, Darimi 2/139, İbni Mace 1873, İbnu’l-Carud 710, Beyhaki 7/119, Ahmed 6/328, Albani İrva 1830
(33) İhramlının Nikahı Caiz Değildir!

(63) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune ile ihramlı olduğu halde evlendi.”

Buhari 1729, Müslim 1410/46, Nesei 2841, Tirmizi 844, Darimi 2/37, İbni Mace 1965, İbni Hibban 4131, Beyhaki 7/210

(64) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune ile ihramlı olduğu halde evlendi ve ihramdan çıktıktan sonra gerdeğe girdi.”

Buhari 3960, Ebu Davud 1844, Nesei 2840, Tirmizi 842, 843, İbni Hibban 4129, Tabarani Mucemu’l-Kebir 11018, Ahmed 1/252

(65) Yezid bin el-Esam Meymune (Radiyallahu Anha) bana şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune ile ihramdan çıkmış olduğu halde evlenmiştir.”

Yezit bu hadiste: Meymune hem benim hem de Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın teyzesidir diye ilave etti.

Müslim 1411/48, Ebu Davud 1843, Tirmizi 845, İbni Mace 1964, İbni Hibban 4136, Tabarani Mucemu’l-Kebir 23/1059, 24/45, Beyhaki 5/66, Ahmed 6/333, 335

(66) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘İhramlı kimse bir kadınla nikahlanamaz, başkası tarafından nikahlandırılamaz ve evlenme teklifi ile bir kadını isteyemez!’ buyurdu.”

Müslim 1409/41, 42, 43, Malik 1/348/70, Nesei 2842, Darimi 2/141, İbni Mace 1966, İbni Hibban 4123, İbnu’l-Carud 444, Tayalisi 74, Darekutni 3/260, Begavi 1980, Ahmed 1/57, Albani İrva 1037

Not: İbni Hibban (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Meymune ile nikahlanması hususunda rivayet edilen bu iki hadis zahirde birbirine zıtlık arz etmektedir. İmamlarımız onları izah sadedinde gayret edip, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune ile ihramlı olduğu halde evlendi hadisini rivayet ettiği için Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’yı vehme nisbet etmişlerdir. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’yı vehme nisbet edenlerden biri de Said bin Müseyyeb’dir.

Yezid bin el-Esam’ın rivayet ettiği hadis, Osman bin Affan (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği ihramlının nikahını yasaklayan hadise uygundur. Dolayısıyla Osman bin Affan (Radiyallahu Anh)’ın hadisini teyit etmesi cihetiyle de o hadis kabul edilmeye daha layıktır dediler.

Benim görüşüme göre, bu fiil Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sahih olarak rivayet edildiği zaman, onunla amel etmeyi terk etmek caiz değildir. Ancak başka bir hadis onu terk etmenin caiz olduğuna delalet ederse bu müstesnadır.

Bir kimseye Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’yı vehme nisbet ederek:

‘Meymune (Radiyallahu Anha) halası olsa da Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune (Radiyallahu Anha) ile ihramlı olduğu halde evlendi anlamında ki hadiste vehmetmiştir’ demek caiz olursa, başka bir kimseye de:

‘Asıl Yezid bin el-Esam rivayet ettiği hadiste vehmetmiştir! Çünkü Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) ondan daha iyi hafız, daha iyi alim ve Yezid gibi iki yüz kişiden daha büyük bir fakihtir’ demesi caiz olur.

Bana göre Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune (Radiyallahu Anha) ile ihramlı olduğu halde evlendi” demesinin manası şudur;

‘Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Harem mıntıkada evlendi demektir.’ Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihramlı olduğu halde evlendi demek değildir.

Bu aynen bir kimse karanlık geceye girdiği vakit;

“Ezleme Fulan”

Necd topraklarına girdiğinde;

“Encede Fulan”

Tihame arazisine girdiğinde;

“Etheme Fulan”

Hareme yani Mekke’ye girdiğinde, her ne kadar ihramlı değilse de;

“Ehreme Fulan” denmeye benzer.

Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) umreyi kaza etmek için Mekke’ye doğru yola çıkmaya azmetmişti. Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu kaza umresi için azmettiğinde, Ebu Rafi’ ve Ensardan bir adamı Mekke’ye Meymune’yi kendisine nikahlaması için gönderdi. Bundan sonra yola çıktı ve ihrama girdi. Mekke’ye girince, umre tavafını yaptı ve Safa ile Merve arasında sa’yını yaptı. Sonra umre için kuşandığı ihramından çıkıp helal oldu.

Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) umreden boşalıp ihramından çıktığında, Meymune (Radiyallahu Anha) ile evlendi ve Mekke’de üç gün ikamet etti. Mekke halkı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e Mekke’den ne zaman çıkacağını sordu. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’den çıktı, Serif mevkisine geldi. Serif mevkisine ulaştığında, orada kendisi ve Meymune (Radiyallahu Anha) ihramsız oldukları halde zifafa girdi.

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Meymune (Radiyallahu Anha) ihramsız iken Harem-i Şerif’in dahilinde ikisi arasında gerçekleşen o nikah akdini Harem sözü ile nakletti. Yezid bin el-Esam olayı kendi ciheti üzere nakletti.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Meymune (Radiyallahu Anha) ile kendisi arasındaki elçisi Ebu Rafi’ ise, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Meymunenin ihramsız olarak evlendiklerini nakletti. Bunların hepsi olayı kendi cihetinden haber verip naklettiler.

Bu haberler ve Osman (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ihramlının nikahını yasaklaması hadisi cem edildiğinde; Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hadislerinin birbiriyle çelişmediği, bilakis yamuk görüşüne ve batıl kıyasına dayanarak onları çelişkili zanneden kimsenin iddiasının asılsız olduğu ortaya çıkar.

İbni Hibban 9/445, 446, 447
(34) İddet Halinde Evlenen Kadının Nikahı Batıldır!

(67) Âtâ bin Es-Saib şöyle dedi:

“Ali (Radiyallahu Anh) iddet döneminde evlenen bir kadın hakkında:

‘Kadınla evlendiği erkeğin arası ayrılır, kadının fercinden kendisine helal ettiği için erkeğin kadına mehir vermesi gerekir, kadın birinci iddetten ifsat edip bozduğu süreyi tamamlar sonra ikinci evlendiği erkek içinde yine iddet yapması gerekir’ diye hüküm vermiştir.”

Beyhaki 15540, Şafii el-Ümm 5/223, Albani İrva 2124
(35) Hutbe Üzerine Hutbe Caiz Değildir!

(68) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘...Hiç kimse kardeşinin evlenmek için talip olduğu kıza talip olmaz!..’ buyurdu.”

Buhari 1974, Müslim 1413/51, Malik 2/523/1, Ebu Davud 2080, Nesei 3339, Tirmizi 1134, İbni Mace 1867, İbni Ebi Şeybe 3/457/2, İbnu’l-Carud 677, Humeydi 1026, Ahmed 2/274

(69) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘...Bir kimse kardeşinin evlenmek için talip olduğu kadına evlenmek için talip olmaz! Ancak kıza talip olan, o kimse talip olmadan önce kızı istemekten vazgeçerse yahut izin verirse bu müstesnadır’ buyuruyordu.”

Buhari 5235, Müslim 1412/50, Malik 2/523/2, Şafii Risale 847, Ahmed 2/142, Ebu Davud 2081, Nesei 3243, Tirmizi 1292, Tayalisi 1930, İbni Ebi Şeybe 3/457/1, İbni Hibban 4051, Beyhaki 7/180


سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ