Sponsor Reklam-5
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
  1. #1
    Status
    Offline
    TTS
    TTS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Azimli Defineci
    Erkek Şubesi
    Üyelik tarihi
    30.11.2013
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    172
    Tecrübe Puanı
    15
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Kehanet nedir

    Kehanet, geleceğin bilinmesidir. Geleceğin bilinmesi demek, insan şuurunun ötesinde (yani anlayabilme, kavrayabilme, tahmin, realiteyle olan ilgisi) bir şuur faaliyetinin mevcut olduğunu gösterir. Yani bizim şuur halimiz, zihnimizin çalışış şekli, olayların tarafımızdan kavrandıktan sonra bitmediği, bir sebep-sonuç zincirine bağlı olmak üzere sürüp gitmekte olduğunu, evrensel bir determinizmin (ama daha ziyade dünya şartları ve bizim sistemimize bağlı olmak üzere) sürüp gittiğini gösterir ve aynı zamanda “rastlantı” veya “tesadüf” ismiyle söylenen hiçbir şeyin mevcut olmadığını gösterir. Ters anlamıyla, tesadüf ve rastlantı yoktur. Tesadüf ve rastlantı olarak ileri sürdüğümüz iddialar bir olayın geçmişiyle alakalı sebep ve sonuçları izleyemeyişimizden ve anlayamayışımızdan ve hatta bizim şuur bütünlüğümüzün çok dar alanlar içinde, basit aydınlanmalar içerisinde mevcut olduğunu gösterir.
    Eğer geniş bir aydınlanma içerisinde bir şuura sahip olsaydık, geçmişle ilgili sebep ve sonucu izler ve şimdiden ileriye doğru uzanabilirdik. Demek ki bizim şuurumuz sadece şimdi ve burada mevcut olan varlığı aydınlatabiliyor. O varlıkla ancak meşgul olabiliyor. Geçmişle ya da gelecekle ilgili aydınlatma yeteneğine sahip değil. Hatta onu da bırakalım, şuur alanımızın enerji etkinliği şimdi ve burada dediğimiz halde bile gayet keskindir. Eğer böyle bir şey olabilmiş olsaydı. Yani sürekli bir şimdi ve burada’yı sürekli bir şekilde izleyebilseydik, hepimiz “şuurlu varlıklar” olurdur. Daha başka bir deyişle, kendi varlığımız, kendi bütünlüğümüz hakkında gayet kesin, iyi bir şekilde bir “kendi kendini hatırlama” halimiz sürekli olurdu.
    Örneğin ben kendimden pay biçeyim: bu satırları yazmaya başladığım an, sadece yazmak istediğim konuyla ilgiliyim ve şahsiyetim hakkında hiçbir bilgim kalmıyor. Ben ne yapıyorum, niçin yapıyorum, gözümün önünden hepsi siliniyor. Görüyor musunuz, birden bire ne kadar dar bir alana giriveriyoruz. Halbuki kendini hatırlayan bir insanda, yani bu tarzda bir şuur düzeyine ulaşmış bir insanda, realite içerisinde kendisi ve realite arsındaki farkı her an görebilir. Buna eski dilde “dildaşt” derler. Farsça bir sözcüktür. Ve “her an kendini hatırlamak” demektir. Kuşkusuz onların çalışma sistemi de her an Tanrıyı hatırlamakla başlar dolayısıyla bu işi yürütebilmek kendi varlığını hatırda tutmaktır ve büyük bir mesafedir. Onun için o insanlar kolay kolay kendi realitelerinin kurbanı olmazlar. Herhalde duygusal realite, heyecan realitesi ve bunun içerisinde nefis v.s. tüm aldanmalara karşı kendi realiteleri daima uyanıktır. Bunun için ayrıca “agah olma” tabirini de kullanırlar.
    Şimdi bizler için böyle bir durum söz konusu olmadığına göre, geleceğin bilinmesi gerçekten harika oluyor. Normal ötesi bir şey oluyor. Yukarıdaki türden insanlar için geleceği bilmek, o kadar önemli değildir. Çünkü şuur bütünlüğü bakımından geçmişi de geleceği de kendi alanı içerisinde tutabilmektedir. Onlar aynı zamanda ‘kaza’ ve ‘kaderi’ bildikleri için hem kendilerine, hem başkalarına ait olan geleceğe olduğu gibi boyun eğerler. Çünkü hiçbir şekilde bu yasaların dışında hareket edilemeyeceğini de bilirler.
    Kehanetler yaygın olarak herkes tarafından gerçekleştirilemediğine göre, bizim irademiz dışında bir güç tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu aynı zamanda, bu güce sahip varlıklar için bize kendilerini hatırlama, tanıtma yolu olmaktadır. Onlar daha serbest bir şuurda oldukları için, bedene bağlı olmadıkları için, geniş bir şuur aydınlanması içinde olduklarından geçmişi ve geleceği gayet mükemmel bir şekilde bilebilmektedirler. Tıpkı çok yüksekten bir yolu, elinde dürbün ve telsizle izleyen bir pilotun durumu gibi. Örneğin, “yoldan gitmekte olan araba şuradadır. İki dakika sonra gizlemiş olduğumuz çukurun içine düşecektir.” Diyor. Arabanın içindekiler için söz bir kehanettir. Ama uçaktan onları seyreden pilot için bir kehanet değil, bir realitedir. Pilot daha üst bir plandadır. Gerçekten de hiçbir şeyden habersiz olarak (tuzağa) düşer. Aşağıdakiler için bu olayın gerçekleşmesi bir “kader”di: “Nereden bilebilirdik? Kırk yıldır oradan geçeriz, meğer orada çukur varmış, ne bilelim kardeşim, biz kahin miyiz? Diyebilirler. Ama yukarıdaki için kahin yoktur. Aşağıdakilerin o olayı nasıl yaşayacaklarını aynısıyla çok önceden bilir. Arada işte böyle bir incelik var.
    Bundan da anlaşılacağı gibi, ne maddesel evrende, ne de manevi evrende yalnız değiliz. El elden üstündür. Onlar geleceği bilirler. Bazen insanların gidişini doğru yolda tutabilmek için geleceği yer yer bildirmek suretiyle bir üst kudretin mevcut olduğunu göstermek, bu şekilde de insanların uyurgezerlikten kurtulmalarına yardım etmek isterler. Kuşkusuz insanların böyle bir bilgiye göre hareket etmeleri kendi çıkarları içindir, onlara yardam olması içindir. Güçlüklerden daha kolaylıkla kurtulabilmeleri içindir. Kısmen, ama ruhsal evrimin gereği olmak üzere bir ıstırap eprövünden geçilmesi gerekiyorsa, aksine, o yoldan da çevrilmez. Kehanetler literatüründe bunun örnekleri de vardır. Bazı olayların içinden muhakkak geçeceksinizdir. Yani insan iradesi artık orada tamamen acz içindedir, güçsüzdür.
    Bu nedenle, insan hiçbir zaman, “benim iradem var, ben bunu yapıyorum, ben ötekini de yapabilirim…” dememelidir. Bizim yaptığımız şeyler hep Mekanik İdare Sistemi’ne ait şeylerdir. Yoksa Ruhsal İdare Mekanizması’na ait işleri biz hiçbir şekilde anlayamadığımız gibi, onlara müdahalede bulunacak herhangi bir girişimimiz de olamaz. Ancak Mekanik Sistem’e bağlı olmak üzere bir takım değişiklikler yapmamız mümkün olabiliyor.
    Şimdi bana diyebilirsiniz ki: “tıpta çok harika şeyler yapılıyor. Adam ilecekti, tuttular başka bir kalp bağladılar, adam iki gündür yaşıyor. Şimdi kaderi bozduk mu bozmadık mı?” hayır, bozmazsınız. Sadece Mekanik İdare Sistemi’ne bağlı bir varlığı ayakta tuttunuz, kaderi değiştirmediniz. Kader zaten değişmez, vücut oraya bağlıdır. Ama gerçekten ruh varlığına ait bir değişiklik, hiçbir zaman yolundan alıkonulmaz. İnsanın edebini bilmesi lazım.
    Hayatın birçok olayları, eğer gerçekten olayı yaşıyorsak, bizim boyumuzun üstünde hareket eder. Ama biz gerçekten doğru dürüst olay yaşamıyoruz. Normal hayatımız içerisinde yaptığımız işler hep yürümek gibi, uyuyup, yemek yemek gibi, televizyon seyredip kavga etmek gibi hareketlerle geçiyor. Dünya hayatımızın büyük bir kısmını gerçekten uykuda geçiriyoruz. Çoğu zaman uyanık sandığımız zamanlarda da uyuyoruz. Esasında gerektiği gibi hayatı yaşamıyoruz. Realiteyle olan ilişkimiz, normal halde zayıftır. Çünkü realiteyle olan ilişkimizin güçlü olması demek, onunla şuurlu bir işbirliği içinde olmamız demektir. Halbuki hayatımızın üçte ikisi hayatla şuurlu olmadan devam eden Mekanik bir sisteme bağlı bir hayat içerisindedir. Yatmamız, kalkmamız, sigara içmemiz, gevezelik yapmamız, iş yerimizdeki çalışmamız vs.
    Dikkat ederseniz, arada hep minik minik, birbiriyle ilişkisi çok zayıf bir takım küçük pırıltılar halinde şuur aydınlıkları mevcut. Külli bir şey yok. Bir günlük hayatınızı gözünüzün önünden geçirin. Birbirleriyle ilişkisi olmayan, münferit olaylar. Bir sütun halinde akıp geçmiyorlar. Yani şuur içeriği bakımından gayet zayıf varlıklarız. Şuur bakımından zengin değiliz. Zenginlik demek, bir takım lafları, bir takım bilgileri kafamın içerisinden geçiriyorum anlamına gelmez, sakın ola… Ansiklopedici zihniyeti terk etmek en güzeli. Maalesef tüm eğitim ve öğretim de gençleri ve hatta altı yaşındaki çocukları ansiklopedist yetiştiriyorlar. Yani bundan 150 yıl önce başlamış olan bir akım, Türkiye’de yeni yeni ortaya çıkıyor yazık.


  2. #2
    Status
    Offline
    aga_0074 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Öğretici Defineci
    Üyelik tarihi
    20.04.2008
    Yer
    DİYARBAKIR_AMED
    Mesajlar
    4.878
    Tecrübe Puanı
    360
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    bende olması biraz zor :-) emegine saglik
    **İNANCA SAYGI DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK**

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Simya Nedir? Simyacı Nedir?
    By TTS in forum GENEL BİLGİLENDİRME
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 01.12.2013, 00:53
  2. bu nedir ?
    By volkan55 in forum RESİMLİ DEFİNE İŞARETLERİNİZE YORUMLAR
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 23.04.2012, 09:33

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Define İşaretleri

Evde Ek İş İlanları