Sponsor Reklam-5
5 sonuçtan 1 ile 5 arası
Ağaç Şeklinde Aç12Beğeni
  • 2 gönderen lacivert24
  • 4 gönderen philippus
  • 2 gönderen aga_0074
  • 2 gönderen lacivert24
  • 2 gönderen aliveli44

Konu: Çift Kanatlı İnsanlar Yetiştirmek Lazım

  1. #1
    Status
    Offline
    lacivert24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Üyelik tarihi
    02.07.2013
    Yer
    DEFİNE İŞARETLERİ UZMANI
    Yaş
    60
    Mesajlar
    128
    Tecrübe Puanı
    15
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Çift Kanatlı İnsanlar Yetiştirmek Lazım

    Çift Kanatlı İnsanlar Yetiştirmek Lazım

    Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Okur bir akademisyen olmanın ötesinde kelimenin tam anlamı ile sosyal müteşebbis denilebilecek bir gönül ve hizmet insanı. Kendini bildi bileli öğrenci faaliyetlerinin içinde bulunuyor. Gençlerle ilgili ondan fazla dernek, vakıf ve platformda görev alan Okur son dönemde çalışmalarını kariyer ve gençlik üzerine yoğunlaştırmış. Kendisiyle bunu konuştuk.

    Bir akademisyen olarak gerek okul ortamında gerekse sosyal hayatta öğrencilerle muhatap oluyorsunuz. Gençlerle ilgili genel izlenimlerinizi alarak başlayalım isterseniz…

    Aşağı yukarı bine yakın arkadaşla muhatap oluyorum her hafta. Gerek ders manasında gerekse farklı gruplar anlamında görüşüyoruz. Bu bize bir nabız tutma imkânı veriyor. Yaşımız ilerliyor ama görüştüklerimizin yaşı ilerlemiyor. Yani hep belli bir döneme gelmiş olan öğrencileri görüyoruz. 80 doğumluları gördük, şimdi ise 90 doğumluları görmeye başladık. Özellikle 3. ve 4. sınıftan itibaren bu arkadaşların bir “kariyer” derdi, gelecek sıkıntısı çektiklerini müşahede ediyorum. Kariyer bir takıntı hâline gelmeye başladı.

    Bir nevi putlaşıyor yani…

    Aslında put olan kariyer değil. Neticede onun vasıtasıyla ulaşılmak istenen şey. Bu biraz da dini bir arka plan gerektiren bir soru. Put, Allah ile kul arasına giren şeye denir. Bu manada kariyeri bir put olarak göremeyiz. İnsanlar rahat yaşamak istiyor. Para, şöhret, makam, ayrıca devamlı genç kalmak istiyorlar. Bu anlamda para, önemli bir unsur haline geliyor. Bunun için de kariyer lazım gibi algılanıyor. Bu manada değerlerimiz açısından bir erozyon ile karşı karşıyayız. Bunu ele alırken şöyle özetliyorum: Sanayi devrimiyle birlikte üretim-tüketim ilişkisi değişmiştir. Üretimin kıt olduğu zamanlarda üretmek kıymetliydi. Fakat bugün üretim fazla ve tüketim ön plana çıkıyor. Bugünkü en büyük değişim, üretmenin değil de tüketmenin kıymetli hâle gelmesidir. Tüketen insana kıymet verilmesidir. Tüketim için para lazım olduğundan, birinci faktör kariyer olmuş oluyor. Ülkemizde de 40-50 sene öncesine gidersek bu değişim ve dönüşümü daha net görebiliriz. Çünkü insan tavırlarına yansıyor. Eskiden bayramlık ayakkabı alınır ve çocuklar ayakkabılarına sarılıp yatardı. Böyle enstantaneler yok artık. Şimdi her renk, her cins ayakkabısı var çocuğun, hangi birine sarılıp yatacak? Bisiklet çok kıymetliydi. Şimdi her sezonda bir-iki bisiklet alınıyor çocuklara. Kıymet kalktı ortadan. Bu şekilde yetişen çocuğun davranışları tabi ki önceki kuşaklar gibi olmayacak…

    “MİKRODALGA FIRINDA GÜVEÇ PİŞMEZ!”

    Yani kariyer hedeflerinin altyapısını iyi okumak gerekiyor öncelikle…

    Burada kariyerin mana olarak bir suçu yok. Neticede kariyer bir takım hedeflere ulaşmadır. Bu anlamda bir meslek tercih edersin ve yükselmeyi hedeflersin. Bu meslek seni bir yerlere taşır fakat tüketim ön plana çıktığı zaman tükettiğinle kıymetli hale geliyorsun. Araba markanla, giysi markanla, oturduğun evle, yaşayış tarzınla, makamınla kuvvetli hale geliyorsun. Tehlikeli olan budur. Bunlar için kariyer istersen, yani, hedefin başarılı olmak değil de bunlar ise, bil ki, asla mutlu olamayacaksın.

    Şu an gelinen nokta “Üç tane saatiniz varsa ben bu adama nasıl dördüncüsünü satabilirim” noktası…

    Evet. Biz ona pazarlama diyoruz. Bu da sürecin bir devamı… Bu pazarlama bize şunu getirdi aslında, bir şey yeni çıkmışsa onu almak zorundayız. Almazsak mutsuz olacağız. Çünkü varlığımızı böyle ispatlıyoruz artık. Halbuki bu topraklarda asıl değerli olan şey yokluğunu ispatlamaktır. Varlığını ispat etmeye çalışan insanlar mı yokluğunu ispat etmeye çalışan insanlar mı, hangisi daha kıymetli? Varlığını ispat ederek ne tarafa yükselirsin yokluğunu ispat ederek ne tarafa yolculuk yaparsın? Bir tarafınki firavunluktur bir tarafınki de Hallac-ı Mansurluktur…

    Peki nasıl kurtulacağız?

    Buradan kurtulmanın bir tek yolu vardır. Bizim topraklarımızda, bizim değerlerimizde olan bir anlayışı harekete geçirmek. Bir ihtimal buradan bu yolun akışını değiştirebiliriz.

    Babaanne üstünden çok giderim örneklerimde. Çünkü babaanne üretim jenerasyonunun insanıdır. Babaannenizin evinde telefon var mı? Var. 1960 yapımı parmak çevirmeli telefon. Peki o telefon hâlâ kullanılır mı? Hâlâ kullanılır. Babaannen elli senedir o telefonu kullanıyor. Sen 3-5 senedir kaç telefon değiştirdin? 3-5 telefon değiştirdin. Görüyor musun değişimi? İşte, üretim jenerasyonundan tüketim jenerasyonuna geçiş budur.

    Bir örnek daha vereyim: Babaanneler hiçbir şeyi atmazdı. Bir paket hediye götürürsün onun kağıdını ayrı tutar, çantasını ayrı koyar, bağını da ayrı koyar. Biz nasıl açarız paketi? Açarız, yırtarız ve bütün hepsini atarız. Bu bir davranış tarzıdır. Biz çünkü atmaya endeksliyiz. Atıp yenisini alırız biz. Ama babaanne o kağıdı da, o lastiği de, ayrı bir yerde kullanmak üzere saklar. O tüketim değil üretim insanıdır. Biz artık tüketim insanıyız. Bu ilişkilerimize de yansıyor. Biz ilişkilerimiz bozulduğu zaman tamir etmiyoruz, atıyoruz. Biz okulumuzu bırakırız, biz işimizden istifa ederiz, biz arkadaşımızdan ayrılırız, biz eşimizi boşarız. İlişkileri tamir etmeye uğraşmayız. Halbuki tamircilik bir Peygamberlik mesleğidir. Toplumda tamircilik öne çıkması lazım. Tamircilerin ortadan gittiğini görüyoruz. Şairin tabiriyle “güzel insanlar güzel atlara binip gittiler.” Artık tamircilik devri kayboluyor, artık devir; at eskisini al yenisini devri…

    Buradan sözü kariyere bağlayacak olursak tekrar, sabırsızız, insanlar kariyerleri için sabır göstermiyorlar. Meslekleri için sabır göstermiyorlar. Çok çabuk yükselmek istiyoruz fakat mikrodalga fırınında güveç pişmiyor. Hızlandırılmış tren vardı hani, bir anda hayata geçirmek istedik fakat hızlandırılmış tren faciası çıktı karşımıza. Bazı şeyler hızlandırılarak olmaz.

    Çift kanatlı bir elemanın çalışacağı çift kanatlı bir şirketin de olması lazım değil mi? Bizim iki tarafı da düzeltme gibi bir niyetimiz var. Bir tarafımız işletmelere eğitim veren, işletmelere strateji çizen strateji boyutu, danışmanlık yani, diğer taraf da insan kaynakları boyutu.

    Ve genç yaşta zannediliyor ki para, şöhret, mevki bana mutluluk getirecek. Halbuki bunların genç yaşta algılanması mümkün değil. İşin doğrusu, mutlu olamayacakları bir şeyin peşinde koşuyorlar. Çünkü kalpler tek bir şeyle mutmain olur. Bu hâl Leyla ile Mecnun metaforu gibi bir şey aslında. Leyla’ya ulaştıklarında hadisenin aslında Leyla’ya değmediği anlaşılacak. Ama Leyla’ya değmeyince yerine bir şey koymak lazım. İşte o konamamanın boşluğu var bugün.

    Yani en büyük kariyer O’na çıkan basamaklardan geçiyor diyebiliriz biz buna…

    Aynen. Şunu da söyleyeyim: Bill Clinton geçenlerde konferansa geldi. İki dönem Amerikan başkanlığı yapmış olan bu adam şimdi, yani emekliliğinde açtığı vakıfta, başkan olduğu döneme nazaran çok çok daha mutlu ve huzurlu olduğunu söylüyor. Neyle mutlu oluyor? Bizim tanımımız ile “hayır işleri” ile. Gördünüz mü kariyeri? “

    BİR KADININ EN ÖNEMLİ KARİYERİ ANNE OLMAKTIR.”

    Buradan kariyer uğruna ihmal edilen çocuklara, dağılan yuvalara dair çok ders çıkıyor aslında değil mi?

    Bir kadının en önemli kariyeri anne olmaktır. Başka hiç kimseye verilmemiştir bu çünkü. Bizim dini tabirlerimizle kadına vurgu yapılmaz, anneliğe vurgu yapılır. Kadının ayağının altı öpülmez, annenin ayağının altı öpülür. Anne duası önemlidir. Bu manada baktığımızda, biz aslında en önemli ayrıcalık olarak bize verilmiş kariyeri bir tarafa bırakarak geçici birtakım menfaatler ve 40 yaşından sonra bizi mutsuz edecek birtakım kariyerlerin peşinden koşuyoruz.

    İki Yaşında Kreşe Bırakılan Çocuk, Elli Sene Sonra Annesini Huzurevine Bırakmakta Tereddüt Etmez!

    Ve daha vahim bir nokta var: Bundan 30 sene sonra kreş çocuklarının ve huzurevi anneleri olacak. İki yaşında kreşe bırakılan çocuk, elli sene sonra annesini huzurevine bırakmakta tereddüt etmeyecektir. İşte kariyer basamaklarını çıkarken bunları da göz önünde bulundurmak gerekir. İşin özü, bozulan fabrika ayarlarımızın yaratılış ayarlarına gelmesi lazım.

    Hem para kazanıp, hem de ruhen tatmin olacağımız bir “model” var mı hocam? Meselemizin mihenk taşı bu sorunun cevabında gizli sanki?

    “El kârda / Gönül yarda” diye bir söz vardır. Bu bize bir çıkış yolu sunuyor. Para ve bilgi, paylaşılmalıdır. Paylaşılmazsa, insana zarar verir. Paranın da, bilginin de fazlası insanda enaniyet yapar. İnsan için, adımından çok nereye yöneldiği daha önemlidir. Buna vizyon da diyebiliriz. Fakat, bunun en doğru ifade biçimi “niyet”tir. Parayı sadece biz kazanmıyoruz. Rezzak kazandırıyor. İşte birileri kazandırana “kariyer” diyorsa, tehlike orada başlıyor.

    aliveli44 ve tevfik bunu beğendiler.

  2. #2
    Status
    Offline
    philippus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Azimli Defineci
    Üyelik tarihi
    29.07.2012
    Yaş
    39
    Mesajlar
    180
    Tecrübe Puanı
    14
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    teşekkürler lacivert24 hocam
    mehmet emin bey çok güzel bir tesbit yapmış..
    bütün dünya milletleri aynı tehlike çıkmazına doğru koşuyorlar..daha doğrusu koşturuluyorlar..aslında bu problemlerin çözümünü çözecek olan kişiler bilerek karmaşık hale getirip zorlaştırıyorlar çıkmaza doğru sürükleyip..çozümü imkansızlaştırmaya çalışıyorlar..
    çünkü bunların esas kariyeri insanlara zulüm etmek onlarda bundan zevk alıyorlar ve kendilerinin böyle huzura kavuşacaklarını sanıyorlar..

    arştırmaya bile gerek yok
    şöyle düşünelim..
    1-gelir dağılımındaki dengesizlik en aza indirilecek.
    kuranın dediği gibi devletin zenginden alıp fakire vermesi gerekirken..fakirden alınıp zengine veriliyor..bu sistem Allahın kuranda dediği gibi uygulanmazsa ..türkiyede her şehirde onlarca petrol kuyusu onlarca doğalgaz kuyusu her şehirde birer altın gümüş platin uranyum demir bakır madeni olsa hepsini işleyecek fabrikalarımız olsa ülkemiz yinede sefaletten kurtulamaz..%20 firavunlaşır-%80 sefalet içinde kıvranır..
    2-eğitim..çok önemli..bir soruyla başlayalım..bu gün türkiyede mesleğini isteyerek seçen kaç kişi var.seçtiği işte kabiliyetli başarılı olduğu meslekte iş bulup çalışan kaç kişi var..%40 bile yok..
    bu eğitim sistemi düzeltilerek çok kolay bir şekilde herkesin sevdiği ve başarılı olduğu bir işte çalışması sağlanmalı..
    3-..
    aga_0074, aliveli44, lacivert24 ve 1 diğerleri bunu beğendiler..

  3. #3
    Status
    Offline
    aga_0074 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Öğretici Defineci
    Üyelik tarihi
    20.04.2008
    Yer
    DİYARBAKIR_AMED
    Mesajlar
    4.878
    Tecrübe Puanı
    360
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    emeginevsaglik can dost rabbim tum tehlikelerden korusun...
    philippus ve lacivert24 bunu beğendiler.
    **İNANCA SAYGI DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK**

  4. #4
    Status
    Offline
    lacivert24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Üyelik tarihi
    02.07.2013
    Yer
    DEFİNE İŞARETLERİ UZMANI
    Yaş
    60
    Mesajlar
    128
    Tecrübe Puanı
    15
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    çok haklısınız kıymetli dostum böyle gelmiş böyle gider düşüncesiyle bu memleketten bu insanlardan bi cacık olmaz noktasına gelmemek lazımdır mutlaka her hal ve şartta yapılabilecek bir şeyler vardır en azından hakka hakikate yönelmek önemli bir başlangıçtır önce bizler kendimizi düzelteceğiz sonra ailemizi sonra çevremizi ve böyle zincirleme devam eder bizi bozmak aşındırmak sefalete sürüklemek isteyen dahili ve harici düşmanlarımız olmuştur olacaktırda yılgınlığa ve bezginliğe düşmeden yaradana sığınıp yolumuza devam edeceğiz inşAllah esasen mevlanın rızasıda buradadır...
    aga_0074 ve philippus bunu beğendiler.

  5. #5
    Status
    Offline
    aliveli44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Azimli Defineci
    Üyelik tarihi
    02.07.2013
    Yer
    DEFİNE İŞARETLERİ UZMANI
    Mesajlar
    222
    Tecrübe Puanı
    15
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    Güzel paylaşım
    Eline sağlık abi
    ...Leyla’ya ulaştıklarında hadisenin aslında Leyla’ya değmediği anlaşılacak...
    aga_0074 ve philippus bunu beğendiler.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Bize Sıfır Kilometre Kalpler Lazım
    By lacivert24 in forum SERBEST TARTIŞMA KÜRSÜSÜ
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 28.04.2014, 20:19
  2. Kendi Kendine Yanan İnsanlar Mutlaka Okuyun
    By aga_0074 in forum BİLİNMEYEN GİZEMLER VE SIRLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.12.2013, 22:33
  3. çift kişilik özel define çubuğu nasıl yapılır
    By ömerxx in forum DEFİNE CİHAZLARI VE BOŞLUK BULMA ÇUBUKLARI
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.04.2013, 18:31
  4. çift kişilik özel define çubuğu nasıl yapılır
    By ömerxx in forum DEDEKTÖR ŞEMASI VE GRAFİK AÇIKLAMALARI
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.04.2013, 18:31
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.06.2010, 23:57

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Define İşaretleri

Evde Ek İş İlanları