Isparta ili, Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak köyü yakınında. Isparta'nın ve Kovada Gölü'nün güneydoğusunda yer alan şehre Eğridir'den sonra Sütçüler'e uzanan asfalt yoldan 50 km. gidilerek ulaşılabilir. Ayrıca Isparta'yı Antalya'ya bağlayan yeni Aksu yolundaki Kovada - Eğridir ayrımından Adada'ya ulaşmak mümkünse de yolun bir bölümü henüz tamamlanmamıştır. Çevresi çam ve ardıç ağaçlarıyla kaplı tepeler tarafından sarılmış olan antik şehir sadece bölgenin değil Anadolu'nun en sağlam kalabilmiş antik şehirlerinden biridir. Burası bölge halkınca Karabavlu yaylası olarak anılmaktadır. Sütçüler'in eski ismi olan Baulo ve Karabaolu veya Karabavlu adlarının Aziz Paul ismindan geldiği öne sürülmektedir. Bölgede uzun zamandan beri yapılan tarih öncesi zaman'e ilişkin kazı ve araştırmalar Pisidia'nın Neolitik zaman olarak adlandırılan M.Ö. 7000 yıllarından itibaren Anadolu'da önemli bir kültür bölgesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hititler zamani'nde Konya ve çevresini kapsayan Tarhuntaşşa Bölgesi ile batısındaki Pisidia Bölgesi arasındaki sınırda yer alan Adada ve çevresinde gelecekte yapılacak çalışmalarda tarih öncesi zamanlere ilişkin önemli sonuçlar alınabilecektir. Adada'nın ismi ilk M.Ö. I. yüzyıl yazarlarında Artemidoros tarafından verilmiştir (Strabon XII, 570). Sonra Ptolemaios (V 5, 8) ve Bizans tarihçisi Hierokles'te (674, 4) de "Odada" olarak geçer. Ancak şehrin tarih sahnesine çıkışı Termessos'ta bulunan bir atlaşma metni dolayısıyla M.Ö. 2. yüzyıla kadar inmektedir. Bölgenin önemli bir şehri olan Termessos ile Adada arasındaki bu dostluk antlaşması bazı araştırmacılara göre iki şehir ortak düşmanları Selge'ye karşı yapılmıştır. Tarihi kaynaklardan Selge'nin özellikle Helenistik dönemde Termessos aleyhine yayılmacı bir politika yürüttüğü ve çevresindeki şehirlerle savaştığı bilinmektedir. İşte ismi geçen antlaşma Adada ve Termessos'un dışta Selge ile içte demokrasi düşmanlarına karşı yardımlaşmasını öngörüyordu. Bazı araştırmacılar iki şehir arasındaki bu antlaşmanın Selge'den çok o dönemde çok güçlenen Bergama Krallığı ve onun özellikle Termessos'a karşı saldırı veya demokrasiyi yıkma girişimlerine karşı olabileceğini öne sürmektedir. Antlaşma, tarafların karşılıklı olarak, herhangi bir saldırı veya demokrasiyi yıkma girişimine karşı birbirlerinin yardımlarına koşmayı taahhüt etmektedir. Bu antlaşma gerçekten hem Termessos, hem de Adada tarihleri için büyük önem taşır. Bu sayede iki şehrin idari açıdan demokratik bir yapıya kavuştuğu ve şehir devleti benzeri bir statü kazandığı görülmektedir.
defineyeri.net - Define İşaretleri ve Çözümü, Define Çubuğu Yapımı, Define Nerelerde Aranır, Definecilik, Hazine, Gömü, Mezar, Eşkiya Belgeleri
Antlaşmanın M.Ö. 190 - 164 yılları arasındaki bir tarihte yapıldığı araştırmacılar tarafından ileri sürülmektedir. Bizce bu antlaşmanın diğer bir önemi Termessos ile Adada halkları arasında bir kan bağının varlığını göstermektedir. Antlaşma metni detaylı olarak ele alındığı zaman Termessos ve Adada isimlerinin çok sıkça geçtiği görülecektir. Bergama Krallığı'nın M.Ö. 133 yılında vasiyet yoluyla topraklarını Roma'ya vermesi Anadolu'da Roma egemenliğinin başlangıcı olmuştur. Bu dönemde batı Anadolu şehirlerinin aksine Pisidia şehirlerinin çoğunlukla bağımsızlıklarını korudukları anlaşılmaktadır. Bağımsız Adada şehrinin ilk sikkeleri bu dönemde basılmıştır. Bu arada yine Pisidia Bölgesi'nde özellikle Augustus zamani'nde Roma egemenliğinin simgesi olan Koloni şehirleri kurulmuştur. Bunlardan en önemlileri Antiokheia, Kremna, Komama'dır. Roma İmparatorluk zamani'nde özellikle İmparator Traianus, Hadrianus ve Antoninus Pius (M.S. 114-161) zamanleri tüm Anadolu'da olduğu gibi Pisidia için de en parlak zamanlardandir. "Pax Romana" ismiyla anılan bu barış zamanında Pisidia şehirleri büyümüş, zenginlik ve refaha bağlı kalarak yapı faaliyetleri de artmıştır. Adada için de tümüyle geçerli olan bu gelişmeler ve yapı faaliyetleri M.S. 212 yılında çıkarılan bir kanunla İmparatorluk toprakları üzerinde yaşayan herkese "Roma Vatandaşlık Hakkı" verilmesiyle yeni bir hız kazanmışsa da M. S. 3. yüzyıl sonlarında hızını kaybetmiştir. Strabon'a göre "Dağlarda yaşayan Pisidialılar, komşuları olan Kilikyalılar gibi tiranlar tarafından yönetilen ayrı kabileler halinde yaşarlar ve korsanlık yaparlardı".(Strobon VII-3) Fakat Pisidialıların en önemli özellikleri bağımsızlıklarına düşkün ve savaşçı bir karaktere sahip oluşlarıdır. Buna en iyi örnek M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'e karşı ölümüne direnen Sagalassos halkıdır. Bu durum Pisidialıların geçim kaynaklarından birinin askerlik olduğunu ortaya koyar. Diğer Pisidialılar gibi bazı Adada vatandaşları da Büyük İskender'den sonraki Helenistik kralların ordularında hizmet vermek amacıyla anavatanlarından ayrılmış ve gurbette sikkelı asker olarak çalışmışlardır. Bunun kanıtları Kıbrıs'ta ve Fenike'de bulunan Adada'lı askerlere ait mezar taşlarıdır. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, bölge Doğu Roma İmparatorluğu içinde varlığını uzun süre korumuştur. Zaten Hıristiyanlığın yayılmaya başlismiğı ilk yıllardan beri bölgede yeni dine karşı ilgi duyulduğu bilinmektedir. Bunu en çok St. Paulus'un bölgeyi ve Antiocheia'yı ziyaretleri göstermektedir. Aziz Paulus ve arkadaşları yaklaşık M. S. 45 yıllarında ilk Pamphylia'nın Perge'sine gelmişler, Perge'de bir gün kaldıktan sonra Aksu nehri yoluna çıkmışlardır. Torosları bin bir güçlükle aşmışlar ve Eğridir üzerinden Antiocheia'ya ulaşmışlardır. Araştırmacı G.Ercenk'e göre "Aziz Paulus'un ilk misyonunu yerine getirirken izlediği ve bugüne kadar belirlenip isimlendirilemeyen bu kutsal yol, Perge'yi Kestros Vadisi'ni takip ederek Adada üzerinden Antiocheia'ya bağlayan yol olmalıdır". Yolculuk süresinin ve güzergahının kaynaklarda belirlenen verilerle uyum içinde oluşu araştırmacının savını güçlendirmektedir.
defineyeri.net - Define İşaretleri ve Çözümü, Define Çubuğu Yapımı, Define Nerelerde Aranır, Definecilik, Hazine, Gömü, Mezar, Eşkiya Belgeleri
Ayrıca yukarıda değinilen Baulo ve Karabaulo isimlerinin Paulos'la benzerliği de Araştırmacı D. Frech'in karşı tezine rağmen bu verileri desteklemektedir. French, Perge-Adada yolunu kabul etmekle beraber yolun daha geç dönemde inşa edildiğini savunur. Bölgede resmi kilise örgütünün M.S. 4. yüzyılda inşa edildiği, Antiocheia, Sagalassos, Kremna, Selge, Adada ve diğer bazı şehirlerin piskoposluk merkezi haline geldiği yazılı belgelerden anlaşılmaktadır. Yine yazılı belgelere göre Adada, Antiokheia'nın Pisidia'daki yardımcı piskoposudur. Adada M.S. 325, 381, 451, 692, 787 yıllarında çeşitli şehirlerde toplanan dini meclislere (konsil) tensilci göndermiştir. Bu da gösteriyor ki Adada şehrinde hayat 9. yüzyıla kadar sürmüştür. Daha sonra Anadolu'nun Türkler tarafından alınması ile Bizans İmparatorluğu küçülmeye ve batıya doğru çekilmeye başlamıştır. Önceleri Pisidia Bölgesi'nde Selçuklu egemenliğine karşı direnişler olmuşsa da III. Kılıç Arslan 1203 yıllında Isparta'yı alarak Uluborlu, Eğridir ve Yalvaç'a Hamid Bey yönetimindeki Türkmen aşiretlerini yerleştirmiştir. Bölgede daha sonra Hamidoğulları Beyliği kurulmuş ve bu beylik de 1390 ve 1422 yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Adada o günlerden bu yana harabe olarak yaşamını sürdürmektedir. 1970 yılında Antik Şehrin içinden geçirilen Yeniköy yolu ziyaretçilerin harabeye kolayca ulaşımını sağlamıştır. Son yıllarda Anadolu'daki turizm hareketlerine sikkelel olarak Adada oldukça fazla sayıda ziyaretçi çekmektedir.