HELLEN DÖNEMİ

SURLAR : Yeni kurulan kentler,topraklarını güvence altına almak için etraflarını surlarla çevirmişlerdir.M.Ö.VI.yüzyılda kentleri surlarla çevirmek yaygınlaşmıştır.Surlarda yapı malzemesi olarak kerpiç ve taş kullanılmıştır.Kuleler kare,dikdörtgen ve çok köşeli yapılırdı.
Surların önüne hendek kazmak,düşman piyadelerine engel olmak için çok önemliydi.

AKROPOL : Yüksek tepe anlamına gelen Akropol,genelde yöredeki düzlüğe hakim,savunması kolay bir konumdaydı.Bazen ulaşılması güç yüksek bir kale durumunda da olabilirdi.Burada küçük bir tarım arazisi ile,yöneticilerin sarayı ve muhafızları bulunurdu.
Yurttaşlar akropolün eteklerinde otururdu.

BOULEUTERİON : İlk kamu yapıları arasında yer alan Bouleuterion,kent meclisi’nin toplantı yeridir.

PRYTANEİON : Devlet yönetim yapısı olan ve içinde kentin bağımsızlık ateşi’nin sürekli yanmasını sağlayan Prytaneion’da ,yabancı konukların elçileri’nin ve halkın övgüsünü kazanmış yurttaşların ağırlandığı bilinmektedir.

EKKLESİASTERİON : Kanunların çıkarıldığı,savaş-barış kararları’nın verildiği halk meclisi toplantı yeridir.

AGORA : Halkın bir araya gelip toplandığı yer anlamını taşır.Burası siyasi,idari,sosyal, ticari ve iş hacmi açısından kentin merkezini oluşturur.

TAPINAK : Önceleri ağaçlar,mağaralar ve dağlar tanrıların oturduğu yerler olarak kabul edilirdi.Bu nedenle ağaçlar ve mağara girişleri çelenklerle süslenir ve önlerine sunaklar yapılırdı.Belli dönemlerde tanrılara kurban kesmek ve hediyeler sunmak gerekirdi.Tanrılar insan şeklinde düşünülmeye başlandığında,onlara bir tapınak yapılması kabul edildi.Kentteki en önemli yapı olan tapınak,Tanrı’nın evi sayıldığından daima adına adlandığı Tanrı’nın heykelini barındırırdı.

Biçimi ve kökeni basit dörtgen ev tipinden gelen tapınak,dış sütun dizisi ve cephe süslemeleriyle,diğer yapılardan ayrılırdı.Kurban kesilecek alanın girişinde su bulunurdu.Rahip yada kişiler su kaplarının üstlerine su serperlerdi.Bu tip arınma günlük hayatta evdeki ibadetten önce yapılırdı.Baş Tanrılara ibadet edilirken,eller yukarı kalkar,deniz Tanrılarına da eller aşağı sarkıtılırdı.İbadetten sonra mutlaka Tanrılara adaklar sunulurdu.Bu adaklar genellikle Tanrılara göre değişir” tahıl,soğan,kabak,üzüm,incir,zeytin ve çörekler” sunulurdu.Bazı Tanrılara su katılmamış şarap,bal,süt,zeytinyağı adak olarak sunulurdu.

Baş Tanrılara beyaz,deniz ve yer altı Tanrılarına siyah,renkli hayvanlar sunulurdu.Ürünlere zarar verdikleri için domuz Demeter’e, keçi ise Dionysos’a kurban edilirdi.Kurban edilecek hayvanın sadece but ve küçük parçası Tanrıya sunulur,diğer kısımları adak sahibi tarafından yenilirdi.

TİYATRO : Tiyatro dinsel törenlerle oyunlar şarkılar ve dans gösterileri’nin gerçekleştirildiği bir alan olarak,kentin sosyal yaşamında önemli bir yer oluşturmaktadır.
Hellen Tiyatrosu’nun kökeni Tanrı Dionysos için yapılan bağ bozumu şenliklerinde keçi postu giyen erkeklerin şarkı söyleyip dans etmesine dayanır.Tiyatro’nun özünü orkestra denilen daire biçimli bir alan ve bir tarafında seyirlik yerleri(Teatron) ile diğer tarafta yer alan sahne(Skene) binası oluştururdu.Orkestra’nın tam ortasında Tanrı Dionysos’un adına bir sunak yeri alırdı.Oyunlar başlamadan önce burada kurban kesilirdi.Önceleri sadece koro vardı;sonraları aktörler ortaya çıktı.Erkek aktörler birçok rolü birden oynar ve maskeler kullanırlardı.M.Ö.V.yüzyıldan sonra tiyatroda görev yapanların sayısı ANTİK KENTLERLE İLGİLİ TERİMLERyuncular,koro,flüt çalanlar ve yardımcılarıyla birlikte 30 kişiydi.

GYMNASİON : Hellen kentlerinde gmynasion,gençlere beden eğitimi ile birlikte zihinsel eğitimin de verildiği bir kurumdur.Dini festivallerde oynanan oyunlar ve yarışmalarda beden gücü çok önemliydi.Bu nedenle vücut güzelliğini ve gücünü sağlayacak kurumlar oluşturulması gerekiyordu.Önceleri gençlerin güreş ve boks öğrendiği Palaestra denilen etrafı sütunlarla çevrili üstü açık avlular yapıldı.Sonradan gymnasion eklendi.Bütün kentlerde iki adet gymnasion yapıldı.Bu yapılarda ders odaları,terleme hamamı,soyunma odası,yağlanma odası,koşu yeri gibi bölümler vardı.

Anadolu’daki Hellen kent devletlerinde M.Ö.VI.yüzyıldan itibaren gymnasion inşa edilmiştir.
M.Ö.1.yüzyılda Roma çağında ,dönemin ihtiyaç ve geleneklerine uyularak gymnasion’lara hamam yapıları eklenerek sıcak su kullanımı yaygınlaşmıştır.

STADİON : Gymnasion ,kentin spor merkezi olduğundan çoğu zaman Stadion onun bir parçası olarak düşünülmüştür.Stadion adını yaklaşık 183 metre olan uzunluk biriminden alır.
Bu mesafede yapılan koşu ve hoşunun yapıldığı yer anlamına gelir.Stadion,boyutları nedeniyle genellikle kentin uzak noktasında bir yamaca yada vadi içine yapılırdı.Ancak Miletos ve Priene’de kentin ızgara planına uydurularak,kent içine ustalıkla yerleştirilmiştir.Geç dönemlerde Aphrodisias örneğinde olduğu gibi,stadionların her iki ucu da yarım yuvarlak yapılmıştır.Böylece araba yarışlarının yapıldığı Hippodrom biçimine dönüşmüştür.

HİPPODRUM : At ve araba yarışları’nın yapıldığı alandır.At nalı şeklinde planı olan Hippodrom’un bir tarafı yuvarlatılmıştır.Diğer tarafında atlar ve arabalar için yarışa başlama noktaları vardı.Yarış pistini ortadan ikiye ayıran sütunlar veya hafifçe yüksek bir duvar
(Spina) bulunuyordu.Hippodrom girişinde yarış hazırlıklarının yapıldığı açık bir avlu vardı.
Barada Tanrı Posedion,Hippios ve Tanrıça Hera Hippa heykelleri yer alırdı.Ayrıca birçok yerde koruyucu Tanrı olarak Ares,Athena,Aphrodite heykelleri bulunurdu.

HAMAM : Hellen dünyasında spordan sonra yıkanmak yaygındır.Yıkanmak için önceleri soğuk su akan çeşmelerden yararlanmak zorundaydılar.Homeros’un destanlarından öğrendiğimize göre,Hellenler dini törenlerden önce vücutlarını temizleyip dinlendirirlerdi.
M.Ö.V.yüzyıldan sonra yuvarlak dipli,sabit ayaklı banyo küveti evlerde kullanılmaya başlanmıştır.Ayrıca el ve ayak yıkamak için de küvetler kullanırlardı. Hellenistik devir sonunda sıcak su ile yıkanmak moda olunca,hamamlar günlük hayata girmiştir.Ancak,Hellen dünyasında anıtsal hamam yapılara rastlanmamıştır

ÇEŞMELER : Hellen kentleri,surların içinde yada yakın çevresindeki suya bağımlıydı.Suyu kaynağından alıp kente uygun yerlere dağıtan su kanalları yapılmıştı.Evlere ulaşamayan su,
kamu çeşmelerinden testilerle evlere taşınırdı.Çeşmeler bir kayanın işlenmesiyle yapıldığı gibi,ev şeklinde de inşa edilirdi.Çeşmelerden başka yağmur suyunun toplanması için büyük kuyular açılır yada kayalara sarnıçlar oyulurdu.

EVLER : Evler Hellen kentinin tasarımında basit ve önemsiz öğelerdir.Önceki dönemlerde yöneticilerin oturdukları sarayların işlevleri bölünerek siyasal ve dinsel yapılar arasında dağılmıştı.Böylece evler,kapalı bir avlu etrafında toplanmış,çeşitli odalardan meydana gelirdi.
Bu odalar avluya açılırdı.Avlunun etrafında sütunlar olabilirdi. Prostas (Ana oda önünde galeri) ve Pastas(Bir sıra odanın açıldığı koridor) tipinde evler yaygın olarak kullanılmıştır.

İki katlı olarak inşa edilen evlerin, alt katında beş yada yedi oda bulunurdu.Erkeklerin ziyafet ve eğlence için toplandıkları selamlık odası(Andron) bezemeli duvarları ve mozaik döşemesi ile diğer odalardan farklıydı.Günlük yaşamın merkezi olan geniş oturma odasıydı.Yanında banyo ve mutfak yer alırdı.Avluda el işleri,yemek temizlik yapılır,hayvanlar barınırdı.Üstü açık olan avlu,hem aydınlık sağlamak hem de yağmur suyu toplamak için kullanılırdı.Avlunun altında yağmur sularının toplandığı bir sarnıç yer alırdı.İkinci katta yer alan yatak odaları’nın pencereleri yüksekte yapılırdı.

SOKAKLAR : Kent kapılarından içerlere yönelen ana caddeler Agora’da sona ererdi.Zemini sert toprak olan sokakların belli yerlerine yağmur suları için taş döşenirdi.Yaya kaldırımı yoktu.Sokakların yapılmasının ana nedenleri ticari trafik ve festival törenlerinde kullanılan arabalardı.Törenler için çeşitli yerlerden gelen arabalarda Tanrı heykelleri ve araç-gereçler bulunurdu.Bu arabalara kolaylık sağlamak amacıyla,iki tarafı sütunlu caddeler,Hellenistik dönemde yapılmaya başlanmıştır.Agora’nın etrafındaki Stao’lar gibi halkı güneş ve yağmurdan koruyordu.

MEZARLAR : Hellenlere göre ölü bir kahraman kabul edilirdi.Mezarlar kutsal yerlerdi.
Bazı mezar cepheleri’nin tapınak gibi yapılması bu nedenledir.Ölüler toprağa,kaya’ya veya mezar yapılarına gömülürdü.Eski mezar tiplerinden biri yığma tepe anlamına gelen Tümülüs’tür.


ROMA DÖNEMİ


ROMA KENTİ: M.Ö.200 yıllarından itibaren Anadolu,Roma İmparatorluğu’nun etkisi altına girdi.Roma İmparatorluğu geniş topraklar üstünde farklı kültür,inanç ve geleneklere sahip halkları kapsıyordu. Yönetimin güvenlik konusunda ciddi sorunları vardı.Bu nedenle tüm eyaletlerde kentler kurarak veya var olanları iyileştirerek amaçlarını gerçekleştirdi.Eyaletlere ayrılan Anadolu’da kentlerden vergiler toplanırdı.Yönetimde olanlar zenginleşti.Varlıklı insanlar kentlerde kamu yararına tapınaklar,tiyatrolar,çeşmeler,hamamlar yaptırdılar.Anıtsal kemerler,sütunlu caddeler yaygınlaştı.Pahalı oyunlar,gösteriler düzenlendi.

Bu toplumsal ve ekonomik koşullar sonucu Anadolu’da,Roma kent uygarlığı oluştu.Büyük boyutta ve çok süslü yapılan kamu binaları,kentlerin övünç kaynağını oluşturuyordu.
Pergamon,Ephesus,Aphrodisias gibi kentlerdeki yapı kalıntıları bunu doğrular.

SURLAR : Roma döneminde kent surları,kentin planı ve sokak sistemiyle bütünleşmiş ana caddeler,kent merkezinden doğruca kapılara ulaşmıştı.Bir bağımsızlık simgesi olan surlara çok harcamalar yapılırdı.

FORUM : Forum,Agora’ya benzer şekilde Roma yaşamının merkezi oldu.Etrafına sütunlar eklendi.Dükkanlar ve iş yerleriyle çevrili forum,bağımsız ve çevresi kapalı bir alan olarak gelişti.Birçok kentte forum,dükkanlar,tapınaklar,bazilika ile çevrili,yönetim ve ticaret işlevlerini kendi içinde barındıran bir merkez oldu.

EVLER : Roma kentinde kare biçimli konuk adaları üretildi.Bu adaların boyutları değişik olmakla birlikte,sonuçta eşitlik düşüncesini simgeliyordu.Eşit povsellerde aynı tip evler yapılıyor,ev alıp-satmak,yeni konutlar yapmak yasalarla belirleniyordu.Anadolu’daki Roma kentlerinde nüfus artışı nedeniyle konut sıkıntısı vardı.Buna bağlı olarak çok katlı yapılar ortaya çıktı.Varlıklı kişilerse zengin döşeli villalarda yaşamaktaydılar.Bu dönemde Romalı mimarlar,Miletos,Riene,Delos ve Rhodos evlerinden esinlenerek bir ev tipi ürettiler.

Peristilli ev olarak tanımlanan ve merkezi avlu,kabul salonu ile bahçeden oluşan bu ev tipinde,avlunun etrafı heykellerle süslenir zeminde mozaik,duvarlarda fresko bezeme yapılırdı.Perge’de M.S.III. ve IV. Yüzyıllara ait evler bulundu.Side,Sardis,Ephesos’ta peristilli ev kullanılmaya devam edildi.

SOKAKAKLAR : Roma döneminde sokaklar taşla döşendi.Sütunlu caddelerin altından kanalizasyon ve su kanalları yapıldı.Yağmur ve sel sularıyla,hamam,çeşme ve tuvaletlerden gelen atık sular kolaylıkla kent dışına veya nehirlere boşaltıldı.

SU KEMERLERİ : Uzak mesafelerden kentlere kemerlerle su taşınırdı.Pergamon’da,
II.Eumenes döneminde yüksek basınçlı su sistemi kullanılarak akropole çıkarıldı.Yüksek bir dağda su kaynağı bulunduktan sonra,bu suyu kente getirmek için,pişmiş toprak veya kurşundan yapılan künkler döşenirdi.Bazı kentlerde kayalara oyularak,yada örülerek su kanalları yapılmıştır.

MEZARLAR : Hellen mezar tipleri Romalılar tarafından da kullanılıyordu.Yeraltı mezar odaları(Katakomp) kayaya oyulan mezarlar ve toprak çukurların,taş veya pişmiş toprak levhalarla örülmesi yaygın olarak kullanılırdı.Ölü yakıldığı takdirde,küllerini saklayan urneler,yer altı mezarlarına konur ve üzerlerine ölünün adı yazılırdı.Ölü gömme merasimi memurlar tarafından yürütülürdü.En yakın akrabası,ölü’nün son nefesini bir öpücükle alırdı.
Sonra ölü’nün huzur içinde yatması için gözleri ve ağzı kapatılırdı.Bundan sonra ölü’nün başında bulunanlar,birkaç defa ölü’nün adını tekrar ederek bağırırdı.

Fakir kişinin ölüsü yıkandıktan sonra,bir tabuta konulur ve akşam mezarlıkta gömülürdü.
Zenginin cenazesi muhteşem olurdu.Görevli memurlar ölü’yü sıcak suyla yıkar,yağlar,giyindirir ve süslerdi.Fildişi bir yatağa konulan ölü,ayakları kapıya dönük olarak evin avlusuna yerleştirilirdi.Evin kapısında yas olduğunu belirten selvi ve çam ağaç dalları asılırdı.
Ölü avluda yedi gün durduktan sonra gömülürdü.Cenaze törenleri evin önünden başlar, ağlayan kadınlar ağıtlar söylerler,aktörler ölünün atalarının maskelerini takarak yürürlerdi.
Ölü’nün mezara gömülmesi’nin dokuzuncu gününde,mezarı başında bir yemek verilirdi.
Süt.bal,zeytinyağı ve kurban kanı’nın karıştırıldığı yemek günlerce dağıtılırdı.Ayrıca ölü’nün doğum ve ölüm yıldönümlerinde akrabaları kurban keserdi.

HAMAMLAR : Romalılar için hamam sağlık ve temizlik anlamı taşıyordu.Kamuya ait olduklarından tüm önemli kentlerde,anıtsal hamam yapıları vardır.Anadolu’da İmparatorlar veya zengin kişilerce yapılmış çok büyük hamam kalıntılarına rastlanmaktadır.Hamamlar herkes için bir buluşma yeriydi.İmparatorluğun zengin döneminde kitaplık ve müze gibi bölümler ilave edildi.Hamam yapıları önceleri basit bir düzene sahipti.Sonraları sıcak terleme, ılık,soğuk,yağlanma,soyunma,giyinme gibi bölümler oluşturuldu.Hamamda gün boyu normal yıkanma süresi devam ediyordu.İmparatorluk döneminde kandillerle aydınlatılarak geceleri de açık tuttular.Hamamda yağla temizlenilirdi.Yıkandıktan sonra çeşitli yağlarla masaj yapılırdı.
Hamamdan çıkarken temiz giysilere koku sürülürdü.

ZAFER TAKLARI : Romalılar bir kişi onuruna veya bir olayın şerefine zafer takları inşa ettirmiştir. Romalılar tarafından çok kullanılan zafer takları’nın Hellen mimarisinde örneği yoktur.Bir zafer kazanan ordu ve komutanı kente gelirken Zafer tak’ının altından geçerdi.
Üzerinde zaferi simgeleyen kabartmaların yapıldığı taklar bir,iki,üç kemerli olabilirdi.

YAŞAM: Gelişen Roma kent yaşamında, ortaya çıkan sorunları çözmek için yasalar çıkartılmıştır.Kamu yapılarına ve arazisine karşı haksız işgaller daima vardı.Sokaklarda çıkma yapan balkonlar yasa dışı kanal kazmalar bir sorun yaratıyordu.Yasalara göre para cezası uygulanıyordu.Komşular arasında mülkiyet ve sınır kavgalarına çok sık rastlanıyordu.İnsan ve
Hayvan gübrelerinin ekonomik değeri olduğundan sokakta toplanıyor ve berbat bir koku saçıyordu.Ayrıca boş arsalara çöp dökülüyordu.Yasalara göre mülk sahipleri birey olarak veya guruplar halinde sokakların bakımından atıkların kaldırılmasından sorumlu idiler.Geç Roma devrinde savaşlar nedeniyle düzen bozulup vergiler arttı.Askerler yönetime karışmaya başladı.Kamu yapılarının bakımı,kentlerin parasal kaynakları üzerinde sürekli yük oluşturdu.Roma toplumunda insanlar eğlence ve dini festivallerde bir araya gelirdi.Varlıklı insanların ün kazanmak için kamu binalarını inşa ettikleri ve bağışta bulundukları bilinir.Hıristiyan dininin yaygınlaşması ile birlikte,insanlar kiliselerde toplanmaya başladı.Yapıların çoğu işlevsiz kaldı.Tiyatro Gymnasion ve Hamamlar etkinliklerini kaybetti ekonomi çöktü. Aphrodisias’ta bulunan yazıtlardan öğrendiğimize göre kentin varlıklı kişileri artık görev almak için yarışmamakta ve bağışta bulunmamaktadır.Siyası yaşam Sardis, Ephesos,Aphrodisias gibi eyalet başkentlerinde yoğunlaştı.Sivil kurumlar dağılmaya başladı. Meclisler küçüldü Valiler piskoposlar ve varlıklı kiliseler güçlendi.Roma kentleri köy koşullarına döndü.Kamu mimarlığı bozuldu.Ancak varlıklı insanlar kendi konutlarına bol para harcayarak inşa ettirmeyi sürdürdüler.Gösterişli konutlar Batı ve Güney Anadolu kentlerinden yaygınlaştı.Böylece toplumda derin ayrılıklar ortaya çıktı.Hellen kentlerinde işler kamu binalarında yürütülürdü.Oysa Romalı varlıklı kesim evlerini iş yeri gibi kullanıyordu.Yasal güç kurumlardan kişilere geçmişti.Toprak sahibi okurlar koruyucu ve hayır sahibi rolünde yönetimi ele aldılar.Geç Roma kentlerinde görülen mimari toplumdaki bu siyasal değişimi yansıtır.Yüksek tavanlı mozaik döşeli, peristilli evler çok gösterişlidir.Ephesos ve Sardes’te yer alan büyük evler pahalı ama hayranlık uyandıran yapılardır.Anadolu’da insanların çoğu kent dışında, kırsal alanlarda, köylerde yaşamaktaydı.Bu yörelerde basit taş, kerpiç ve ahşap malzeme kullanılarak binalar yapılıyordu.Aynı aile ayni topraklar üzerinde aynı evlerde çok az değişiklikte yaşamını sürdürüyordu.M.S.VI.-VII. Yüzyılda Anadolu’da nüfus azaldı, kent yaşamı sona erdi.Yerleşim birimleri köy şeklinde devam etti.

Roma döneminde ekonomi kölelik üzerine kurulmuştu.Kölelerin satın alınması, eğitilmesi ve barındırılması gerekiyordu.Masrafları çoktu.Siyasette güçlü kişiler çok büyük varlıklara sahipti.Birçok kişinin inanılmaz serveti vardı.Toplum sınıflara bölünmüş eş, dost, akraba ilişkileri çok güçlenmişti.Evin erkeği varlıklı kişi ise, sabahları sekreteriyle birlikte misafirlerini kabul ederdi.Paidogogus (özel öğretmen) ile birlikte erkek çocuklar sabahları okula giderdi.Genellikle bir köle olan Paidogogus çocuğu okula götürüp getirir ve evde ek eğitim verirdi.Kız çocukları evde eğitilirdi.Okula göndermek yaygın değildi.Eğitimin esası Latince-Hellence okuma-yazma ve aritmetikti.Evin hanımı varlıklı ise, sabahları kölelerin işlerini denetler, dokuma ve yemek işlerini düzenlerdi.Evin avlusunda oturulur, sarnıçta toplana su kullanılırdı.Evlerinde su olmayanlar, köleleri ile çeşme ve kuyularından su sağlarlardı.Yoksul aileler çok katlı evlerde, küçük odalarda barınır ve yemeklerini mangallarda pişirirlerdi.Fırından ekmek, dükkanlardan şarap, peynir, meyve satın alırlardı.Sokaklardaki satıcılar sattıkları malların türlerine göre kasap, manav, balıkçı gibi gruplar oluştururdu.Öğle yemeğinde hafif yiyecekler yenirdi.Buğday, arpa ekmeği,et, balık, sebze ve peynir sevilen yiyeceklerdi.Ayrıca fasulye, soğan, zeytin ve incir yaygın olarak tüketilirdi.İçecek olarak su veya su karıştırılmış şarap içilirdi.Kırsal kesimde çorba su veya sütle pişirilen tahıl esaslı lapalar ana yiyecekti.Öğle yemeğinin hafif olması öğleden sonra yapılacak spor ve hamam için gerekli idi.Hamam sosyal klüp, Gymnasion, kitaplık ve sanat galerisi işlevlerini görüyordu.Spordan sonra yıkanma süresince hoşça vakit geçirilirdi. Hamamlar düşük bir ücret karşılığında herkese açıktı.Varlıklı kişilerin evlerinde özel hamamları vardı.Akşam yemeği için eve dönmeden, kuralları dama ve tavla oyunlarına benzeyen oyunlarda oynanırdı.Ancak kültürlü sınıf, müzik dinlemek, kitap okumak gibi kibar ve kişisel etkinlikleri tercih ederdi.

Romalılar giydikleri tunik ile sınıflarını belli eder.Tüccarlar ayak bileklerine kadar uzanan tunik giyerdi.Asker ve köleler kısa tunik, senatörler ise çizgili ve çok uzun tunik giyerlerdi.Bu tip gözle görülür bir sınıflandırma çok şaşırtıcıydı.Özgür doğmuş vatandaşlar arasında bir bölünmeyi ifade ediyordu.Tiyatro, araba yarışları ve arena eğlence için gidilecek yerlerdi.Araba yarışları yahut gladyatör oyunları sırasında seyirciler arasında kavga çıkar birbirlerine saldırırlardı.Yarışlar sırasında müşterek bahis oynanırdı.Akşam yemeği ev yaşantısının odak noktası idi.Kadınlar, çocuklar, misafirlerle birlikte yemek yenirdi.Erkekler şilte ve yastıklarla döşeli divanlarda yarı uzanmış bir biçimde yemek yerdi.Kadınlar iskemle de çocuklar taburede oturur kölelerde hizmet ederdi.Salata, salyangoz, yumurta, arpa ekmeği, zeytin, pancar, soğan, istiridye gibi yiyecekler, ballı şarapla yenirdi.Şaraplar ağır be tatlı olduğundan suya karıştırıldı.Yemek elle yenir, eller köleler tarafından yıkanırdı.Yemek sırasında müzik dinlenir, ayrıca dans eden kızlar ve akrobatlarda bulunurdu.Yemekten sonra misafirler köleleriyle birlikte evlerine dönerlerdi.

Kent dokusu içinde aşk evleri de yer almakta ve işlevini sürdürmektedir.Akşamları kentin sokaklarında müşteri bekleyen fahişeler giydikleri toga ile tanınırdı.Fahişeler aldıkları ücretin bir kısmını vergi olarak öderlerdi.Kenti oluşturan yapısal öğeleri ve sosyal yaşamına değindiğimiz Helen ve Roma kentleri günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başarmış anıtsal eserleri kurumlarıyla dönemlerinin uygarlık düzenlerini kanıtlamaktadır