Frigya Mitolojisi
Attis, Eski Anadolu (Frigya) tanrılarından biri. Efsanelere göre Adonis kadar güzeldi bu yüzden Anadolu tanrılarının anası Kybele ona gönül verdi. Ondan hayat boyu kendisine sadık kalma sözü almıştı ancak Attis Sakarya Nehrinin perisi Sagaratise gönül verdi. Kybele buna çok öfkelendi ve peri kızının hayatının bağlı olduğu ağacı keserek Attisi de delirtti.
Attis-Kybele, İsis ve DionysosSabaziusa bağlı ve sonradan Yunanistan ile Roma İmparatorluğunu istila eden Doğu Gizemleri, Eleusis törenleri ile birçok ortak özellikler taşımaktadırlar. Ancak, Doğu Gizemlerinde katılanların kendinden geçişleri (vecd) çok daha şiddetli, üstelik tanrılarla bütünleşme arzusunun yarattığı psikolojik gerilim çok daha tehlikeliydi. Örneğin, baş rahibin tanrının adını taşıdığı Attis tapımında inisiyeler kendilerini hadım ederlerdi. Tanrı ile bütünleşme, ya boğa kurbanı (Taurobolium) sırasında kana bulanma, ya da sunak üzerinde kendi kollarının bıçakla kesilmesi ile sağlanırdı. Ayrıca bir kutsal evlenme töreni düzenlenir ve inisiye büyük tanrıça ile cinsel ilişki kurardı. Frigya gizemlerinde, dramatik olarak ifade edilen, Attisin ölümü ve dirilmesi çok belirgindi. Bu törenlerin gerçeklestirildiği Hilaria (sevinç ve neşe) bayramı ilkbahara rastlardı.


Kral Midas
Kral oluşu gibi yaşamı ve ölümü üzerinede mitolojiler yazılmış olan ünlü Frigya kralıdır. Yaşamı boyunca acılar çekmiş olan Midası eşek kulaklarıyla ünlenen bir kral olarak da tanırız.
Yapılan bilimsel çalışmalarda, Midasın ana karnında bir hastalığa yakalandığı ve kulak kanalları asimetrik olarak doğduğu anlaşılmıştır. Asimetrik kulak yapısı nadir görülen bir hastalık şeklidir. Önden veya arkadan bakıldığı zaman bir kulağın diğerinden çok daha yukarıda veya aşağıda olduğu görülür. Çirkin bir görünüm oluşturan bu hastalık Midasın kafatasında belirgin izler de bırakmıştır. Halkından utanan Midasın sürekli olarak başına geçirdiği bir serpuşla gezdiği, kulaklarını hiçbir zaman göremeyen halkının ise, krallarının kulakları hakkında yorum yaparak, göremedikleri kulakları eşek kulağına benzeterek kralları hakkında dedikodu yaptıkları düşüncesi kuvvet kazanmıştır.


Yazılıkaya, Midas kenti.
Midasın Krallığa giden yolu
Antik Telmesostan başlayıp, Ankarada sona eren kader çizgisinin ünlü yolcusu Kral Midasın acı dolu yaşam öyküsü demir çemberli tekerlerin aşındırdığı Kral Yolunda bir gün eski bir araba yol almaktadır. Arabayı kullanan gence yaşlı annesi ve orman işçisi babası eşlik etmektedir. Annesinin doğduğu Telmesosu bugünkü Fethiyeyi ve liman kenti Patarayı arkalarında bırakalı günler olmuştu. Bey dağlarını ve Batı Torosları aşıp kuzeyeFrig ülkesine doğru yönelmektedirler. Frig Kralı Gordios ölmüştür. Halk çok üzgündür. Kralın yerine geçecek kimse yoktur. Ülkenin ileri gelenleri toplanır ve kahinlerden yardım ister. Kahinlerkehanette bulunurlar ve şu andan itibaren Gordiona arabasıyla ilk giren kraldır. Kral Midastır artık O. Midas Frig ülkesinin bilinen iki kralından bir tanesidir. Frig kralları ya Gordios ya da Midas olarak anılırdı. Ele geçirilen çok az belgeye dayanarak başkent Gordionun Gordios ünvanlı bir kralın kurduğunu Midasın ise bundan sonra krallık yaptığı tahmin edilmektedir.
Arkeolojik belgelerden öğrendiğimize göre M.Ö. 1360 yılında Anadolu ve Yunanistan çok şiddetli bir depremle sarsılır. Bu arada birçok kent yerle bir olur. Söylentilere göre Atlantis kıtası da bu depremde yok olmuş, sulara gömülmüştür. İşte bu felaketten sonra Eski Yunanistan ve Makedonyanın Trakya kavimleri topraklarını terk ederek yeni yurtlar ararlar. Bunlardan bir bölümü Karadenizin kuzeyine yönelir. Aralarına İran adlı bir kavminde bulunduğu bu grup Kırım üzerinden Kafkasyayı aşar ve bugün İran olarak anılan topraklara yerleşirler. Diğer bir bölümü ise deniz yoluyla Mısıra yerleşir. Ancak Firavun III. Ramses kendi deyişiyle ülkesini arslanlar gibi korur ve onları Mısıra sokmaz. Bu dönemde Anadoluda hüküm süren Hitit Krallığı ise ülkeyi saran veba hastalığı ve isyan eden yerli kavimlerle uğraşmaktan zayıf düşmüştür. Trakyadan göç eden diğer bir grup M.Ö 1200 yıllarında boğazları geçerek Anadoluya girer ve Anadoluda Hitit hakimiyetine son verir. Frigler başkenti Gordion olan bir krallık kurarak, kısa zamanda büyür ve Orta Anadolunun tümünü kaplarlar. Frigya en parlak dönemini Kral Midasla yaşamıştır. Midas şüphesiz çağının en ünlü krallarından biridir ve Asur çivi yazılı belgelerde Mita olarak tanımlanmaktadır.

Midasın ölümü
Midasın kral seçilişi ve yaşamına hüzün veren eşek kulakları ne kadar efsanevi ise ölümüde o denli efsanelere konu olmuştur. Midas kendini görkemli ve zapdedilmesi imkansız bir başkente sahip sanır.Ancak bugün daha surları ve kale kapısı ile görenleri şaşırtan Midasın Gordionu M.Ö 695 yılında İrandan gelen ve adeta çekirge sürüsü gibi Anadoluyu yiyip bitiren Kimmer Baskınına dayanamayarak yerle bir olmuştur.Midas bu baskından sağ kurtulur ama o günden sonra sıkıntılı bir hayat sürmüştür.Gordionlu Midas artık kendi kaderini kendi tayin etmiş ve harap olan Gordion yıkıntıları üzerinde dolaşırken mitolojiye göre boğa kanı içerek intihar etmiştir. Fakat uzmanlar tarafından Kral Midasın kafatası 3 boyutlu tomogrofisi çekilerek incelenmiştir.Bu incelemeler sonucunda kafatasının iç yapılarında büyük ölçüde değişiklikler tespit edilmiştir.Kafatasının göz çukurunun sağ köşesinden yukarı doğru giden bir kırık hattı görülmüştür.Alınan küçük bir parça patoloji uzmanları tarafından dikkatle incelenerek kemik dokusunda büyük bir değişiklik olmamakla beraber mikroskobik seviyede yer yer kahverengi lekeler olduğu saptandı.Kullanılan özel boya ile bu yer yer görülen kahverengi lekelerin demir içeren ve kan elemanlarının kalıntısından ortaya çıkan pigment olduğu patologlar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Midasın ölüm sebebinin mitolojide söylendiği gibi boğa kanı içerek intihar etmesinden değil, başının sağ tarafına aldığı ağır bir darbe ile öldürüldüğü ispatlanmıştır.
Yapılan çalışmalar sırasında ilgililerce var olduğu söylenen Midasa ait vücut iskeletinin kaybolduğu iddia edilir. 1992 yılından başlayarak üzerinde çeşitli araştırmalar yapılan kafatası ise bugün layık olduğu yer olan Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir.
Efsane, Eşek kulaklı kral
Yunan Tanrısı Apollon ve Kır Tanrısı Pan arasında yapılacak bir çalgı çalma yarışmasında Midas yargıçlardan biri olarak seçilmişti.Kır tanrısı, kavalıyla hoş sesler çıkarıyordu; ama Apollonun gümüşten liri her çalgıdan üstündü. Apollon; çalmaya başladığında Musalar bile durup onu dinlerdi. Yargıçlardan ikincisi dağ tanrısı Tmolos, yengi çelengini Apollona verdi. Ama Midas oyunu yarışma sonunda Pana yönelik kullanınca Tanrı Apollon çok kızdı ve güzel müziği ayırt edemeyen kulak insan kulağı olamaz , sana eşek kulağı yakışır diyerek Midasın kulaklarını eşek kulağına dönüştürür.Midas bir süre,tanrının armağanlarını koca bir külah içinde sakladı. Sakladı ama onun saçlarını kesen berber sonunda kulaklarını gördü ve böylelikle kralın sırrını öğrenmiş oldu.Ancak sır bu insan ağzına sığar mı? Berber sancılar geçirir. Dayanılmaz ıstıraplar yaşar.Sonunda sırrını bir kuyuya söylemeye karar verir. Kuyuya eğilir ve Midasın kulakları eşşek kulakları diye bağırır. Sırrı kuyudaki su sazlara, sazlarsa rüzgarda salına salına bütün etrafa yayılır.Böylece bütün ülke Midasın sırrını kısa zamanda öğrenir.