Bugünkü İtalya'nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı'na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin ınerkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
Bir efsaneye göre Roma kenti İÖ 753'te Romus ve Romulus tarafından kurulmuştur. Ama bu kuruluş öyküsü gerçeği tam olarak yansıtmaz (bak. ROMUS VE ROMULUS). Günümüzde, geçmişteki olayların tarihi nasıl İÖ ve İS diye belirtiliyorsa, Romalılar da Roma'nın kuruluşunu tarihin başlangıcı olarak kabul ederdi. Roma'nın, Fenikeliler'in Afrika'nın kuzeyinde Kartaca'yı kurmalanndan yaklaşık 60 yıl sonra kurulduğu bilinmektedir. Kartaca sonradan Roma'nın en büyük rakiplerinden biri oldu.
Roma Cumhuriyeti Roma'nın tepelerinde İÖ 8. yüzyılda birbirinden ayn köyler kurulmuştu. Yüzyılların biriktirdiği kalıntıların alt katmanlannda, bu köylerde yaşamış olan insanların gösterişsiz me-zarlan ve kulübeleri bulunmuştur. Önemli bir yol kavşağı ve Tiber Irmağı'nın köprübaşı olan Roma, Etrüskler'in bölgeyi ele geçirmesiyle gerçek bir kent görünümü kazandı (bak. ETRÜSKLER). Etrüskler bataklıklan kuruttular ve geniş çaplı bayındırlık işlerine giriştiler. Yunanlılar'dan almış oldukları alfabeyi, ölçü birimlerini ve çeşitli paraları Romalılar'a tanıttılar. Romalılar Etrüskler'den etkilenmekle birlikte, törelerini ve dilleri olan Latince'yi değiştirmediler. Bağımsız kişiliklerini korudular (bak. LATİNCE).
Romalılar İÖ 509'da Tarquinialılar'ı top-raklanndan kovarak, babadan oğula geçen bir krallık yerine, yöneticilerini kendilerinin seçtikleri bir cumhuriyet kurdular. Tarquinialılar, Etrüskler'in yardımıyla Roma'ya saldırarak tahtlarını geri almayı denedilerse de başarılı olamadılar. Ünlü Romalı şair Ouintus Horatius'un Tiber Irmağı'nı korumak amacıyla nöbet tuttuğuna ilişkin öykü bu döneme aittir. Etrüskler'in Roma'dan ve Latium bölgesinden İÖ 470 dolaylarında ayrıldığı sanılmaktadır.
Giderek cumhuriyetçi bir devlet yapısının oluştuğu Roma'da yönetim patriciler'in, yani soylulann elindeydi. Senatoya (Roma Parlamentosu) yalnızca onlar seçilebilirdi. Her yıl bu senatörlerin arasından iki konsül seçilir, konsüller barış döneminde yasa önerisinde bulunur, senato toplantılarını yönetir, savaş döneminde ise ordulara komuta ederlerdi.
Etrüskler eski güçlerini yitirmeye başlayınca soylulara karşı pleblefın (halk kesimi) yanında yer almaya başladılar. Patriciler ile plebler arasında yüzyıllarca sürecek bir mücadele başladı. Toprakların tümü soylulara aitti. Halkın kendi hesabına çalışarak yaşamını kazanma olanağı yoktu. İÖ 493'te plebler topluca kentin dışına çıktılar ve haklan verilmezse yeni bir kent kuracaklannı ilan ederek soylulan tehdit ettiler. Bu durumdan korkan soylular, pleblerin çıkarlarını korumalan ve haklannı savunabilmeleri için iki temsilci seçmelerine razı oldular. Bundan başka pleb-lere kendi meclislerini kurma hakkı da tanındı. Zamanla plebler güçlendi; meclisleri yasa önerme yetkisine sahip oldu ve İÖ 4. yüzyıldan başlayarak iki konsülden biri pleblerden seçilmeye başlandı.

Roma İmparatorluğu-Roma Cumhuriyeti-Roma Ordusu-fori-imperiali-.jpg

İÖ 390'da Galyalılar Roma'yı yağmaladılar, yakıp yıktılar. Romalı senatörler, kenti terk etmedikleri için topluca kılıçtan geçirildiler. Sadece, surlarla çevrili olan Capitolium (bugün Capitolino) Tepesi direnebildi. Galyalılar ancak büyük bir fidye karşılığı kenti terk ettiler. Galyalılar'ın saldınsını başka saldınlar izledi. Ekuviler, Volskiler ve Samnitler Roma ordulanyla çarpıştı. İÖ 321'de Samnitler Romalılar'ı Napoli'nin kuzeyinde bulunan dar bir geçitte kıstırarak yenilgiye uğrattı. Romalılar teslim olmak zorunda kaldı. Buna karşın, Romalılar genelde hem topraklannı genişletiyor, hem de güçlerini artınyordu. Ele geçirdikleri yerlere bazen kendi adamlannı yerleştirerek koloniler kuruyorlardı. Yabancı düş-manlann ilki, Epir Kralı Yunanlı Pyrrhos oldu {bak. PYRRHOS). Pyrrhos İÖ 280'de İtalya'nın güneyine çıkarma yaptı. Yunanlıların, Romalılar'ın bilmediği iki savaş yöntemi vardı. Bunlardan biri phalanks denen, ağır zırhlı piyadelerin omuz omza sekiz sıra halinde dizilerek saldırıya geçmeleriydi. Ellerinde kalkanlan ve mızraklarıyla karşılarındaki gevşek örgütlenmiş askerleri kolayca yıldırabiliyorlardı. Öbür yöntem ise, savaş alanına fillerin sokulmasıydı. Böylesine beklenmedik bir olayla karşılaşan askerler ne yapacaklarını şaşırıyordu. Daha sonra ünlü Kartaca komutanı Hannibal de savaşta fillerden yararlanmıştı. Pyrrhos Romalılar'a karşı iki zafer kazandı. Ama öyle çok kayıp verdi ki, "Pyrrhos zaferi" deyimi, pahalıya mal olmuş bir zaferin yenilgiyle eşdeğer olduğu anlamında, birçok dile yerleşti. Pyrrhos'un üçüncü saldırısı ise yenilgi ile sonuçlandı ve İtalya'yı terk etmek zorunda kaldı. Roma artık İtalya' mn neredeyse tümünü denetimi altına almıştı.
İÖ 3. yüzyılın ortalarında Kartaca ile Roma arasında çatışma başladı. Hızla güçlenen bu iki devlet için Akdeniz ticaretini ele geçirmek çok önemliydi. İÖ 264'te Roma ile Kartaca arasında, tarihte Kartaca Savaşları olarak anılan bir dizi savaşın ilki başladı. Bu savaş 241'de sona erdi. Barış ilan edildiğinde Kartacalılar Sicilya'yı Roma'ya vermek ve savaş zararlarını ödemek zorunda kaldı. 23 yıl süren gergin bir barış döneminden sonra Kartaca Savaşları'nın ikincisi ve en büyüğü, Kartacalı komutan Hannibal'in İspanya'dan yürüyüşe geçmesiyle başladı. Hannibal ordusu ile Rhöne Irmağı'nı ve Alpler'i aştı; önünde ne varsa ezip geçerek İtalya'ya girdi. Cannae'de büyük bir zafer kazandı. Ama bundan sonra Romalılar başarılı savaş taktikleriyle Kartaca ordusunu yıprattılar. Hannibal İÖ 203'te İtalya'yı terk ederek Kartaca'ya geri döndü. Bundan bir yıl sonra da Zama Savaşı'nda Romalı komutan Scipio Africanus'a yenildi (bak. HANNİBAL).
Kartaca ile Roma arasındaki barış 50 yıl sürdü. Kartaca eski zenginliğini ve önemini yeniden kazanmaya başladı. Bundan tedirgin olan Romalılar Kartaca'ya saldırdı. III. Kartaca Savaşı ile (İÖ 146) Kartaca Devleti tarihten silindi.