ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE BİR COĞRAFYA GEZİSİ
Define,definecilik,define işaretleri,define arama yolları,gizli defineleri arama,cinler büyü tılsım,define arama çubukları, ,gizemli defineleri çıkartma,define nasıl aranır hepsi burada.

ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE BİR
COĞRAFYA GEZİSİ
Dr. Reşat İZBIRAK
Coğrafya Doçenti
1940 yılı mayısında depremler hakkında bir konuşma yapmak
üzere Eskişehir'e gitmiş, bu fırsattan faydalanarak çevrede bazı küçük
araştırmalar yapmıştık.
Ayrıca, 1944 yılı eylül ayında İç Anadolu çevresinde Coğrafya
Enstitüsü ile yaptığımız bir coğrafya gezisi sırasında, kısa bir müddet,
Eskişehir ve yakınlarında gezmek, oradan 70 kilometre kadar güneydoğudaki
Çifteler köyüne gitmek de mümkün olmuştu. İç Anadolu
bölgesinin Marmara ve Eğe bölgelerine en çok sokulduğu bu batı
çevresi, gerek coğrafya yeri ve durumu, gerekse türlü coğrafya olayları
bakımından çok daha uzun sürmesi gereken gezilerle incelemeyi
gerektirir.
Aşağıdaki yazımızda, daha çok, kısa bir zaman içindeki gözlemlerimize
dayanarak, Eskişehir'le Çifteler'den bahsedecek, bu iki yer
arasındaki alan ile Porsuk çayının geçtiği yerlere kısaca dokunacağız.
Yukarı Sakarya bölümünün güneydoğu - kuzeybatı doğrultusunda
uzanan bir takım küçük sıradağlarla bunlar arasındaki uzun çukur
alanlarını içine alan bu batı çevresi, türlü jeoloji devri tabaka ve
kültelerinden meydana gelmiş bulunmaktadır. Porsuk vadisinin kuzeyinde
Sündiken, güneyinde Sivrihisar dağlan ile daha güneybatıda
Emir dağlarının bir devamı gibi görünen Türkmen dağı, kuzeybatıya,
Uludağa, doğru yaklaşır bir durum gösterir, bunlar arasında Alpu -
Eskişehir ovası adını verebileceğimiz Porsuk vadisi düzlükleriyle Sakarya'nın
en yukarı parçasının vadisi uzanır; her ikisi arasında da, yer
yer geniş veya dar, masavari platolar yeralır. Bu türlü yer şekillerinin
jeoloji yapısı ve yaşı başka başkadır. Kuzeyde granit intruziyonları ile
birlikte görülen billuri kalkerlerle, serpantin ve gnayislerden meydana
gelmiş, yer yer maden damarlarını da ihtiva eden (Kavak krom madeni,
Mihaliççik çevresi demir madeni...) Sündiken dağları, genel olarak,
birinci zaman arazisinden meydana gelmiş bulunmakta, kuzeyde Sakarya
vadisiyle bunun iki tarafında uzanan masavari platolara, güneyde porsuk
düzlüklerine doğru alçalan 1650 - 1750 metre yüksekliğinde geçit vermeyen
bir sıradağ meydana getirmektedir. Kenarları yeni tortullarla
(neojen, dördüncü zaman) çevrili bulunan Sündiken dağlan, genel
durumiyle, bir aşınma ve taşınma alanıdır. Bu aşınma ve taşınma
alanında birbirlerinden az çok belli basamaklarla ayrılmış peneplen
508 ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE
yüzeylerini de görmek mümkündür ki, bunlardan bir seri Sarıköy istasyonu
ile Mihalıççık arasında, Sündiken dağlarının eteğinden en yüksek
yerine kadar, üç basamak ve üç peneplen halinde görülmektedir. • Bu
gençleşmiş peneplen yüzeyleriyle basamakların varlığı ve bu dağları
çevreleyen neojen tortullarının etekte yatay duruşlarını, birkaç derece
olsun, bozmuş bulunmaları, bize Sündiken dağlarının yeni devirlerde
yükselmiş bulunduğunu, bu yükselmenin dinlenme - yükselme şeklinde
sürüp gittiğini göstermektedir. Yapılacak yeni jeomorfoloji araştırmalariyle
Sündiken dağlarının bugünkü durumlarını nasıl almış oldukları
1 — Eskişehir'in ortasından geçen Porsuk çayından bir görünüş
ve bu sıradağların türlü yerlerinde tesbit olunacak peneplen yüzey ve
basamaklarının gerek birbirleriyle ve gerekse çevresindeki başka yerlerle
ilgisi belirtilebilecektir.
Sündikendağlarının güneyinde,ortasından Porsuk çayının (Resim 1 ve)
2) geçtiği doğu-batı doğrultulu bir takım çukur düzlükler alanı yer alır ki,
deniz yüzünden ortalama 765-795 metre yüksekte bulunan bu düzlüklere
Alpu-Eskişehir düzlüğü adı verilebilir. Alpu ve Eskişehir çevresinde 10-12
kilometre kadar genişlik gösteren ve bu iki yer arasında, Ağapınarı
istasyonu batısında, daralan bu düzlükler, doğuda Sazılar istasyonuna,
kuzeybatıda Bozöyük'e doğru, çok vakit dar düzlükler halinde uzanmakta,
çevrelerindeki daha yüksek dağ ve platoların üst yüzlerine göre
birçok yerlerde ortalama 300-500 metre daha çukurda yer almış bulunmaktadırlar.
Bununla beraber, Eskişehir ovasının ortasında neojen plaREŞAT
İZBIRAK 509
toları yine geniş alanlar kaplamaktadırlar.
50 kilometre kadar uzunluğu olan Alpu - Eskişehir ovası, çok yerinde,
düzdür; bu düzlükler, aluviyon yığıntı alanlarına tekabül etmektedir.
Ovanın bazı yerlerinde (bilhassa kenarlarına yakın yerlerde) yer
yer alçak tepeler de bulunmaktadır ki, bunlar da ya neojeh tabakalarının
plato parçalarına, yahudda kuvaterner tortulları ile aluviyonlar arasından
çıkmış eski ve temeli meydana getiren kıvrımlı tabakalara tekabül
etmektedir. Ovanın, bir çöküntü alanı olması mümkündür. Gerçekten,
bu çukur düzlükleri çevreleyen plato ve dağ eteklerinin, çok yerde,
dik yamaçlarla ovaya doğru inmesi ve bu dikliklerin düz çizgiler
halinde uzanması böyle bir teşekkülü hatıra getirdiği gibi, Eskişehir'de
sıcak su kaynaklarının varlığı ve bu çevrede zaman zaman depremlerin
etki yapması ve hissedilmesi de bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir.
Resim 2 — Eskişehir'in ortasından geçen Porsuk çayından bir başka görünüş
Alpu - Eskişehir ovasının kuzey ve güneyinde, bu ova tabanından
150 - 170 metre kadar yükseklikte bir sıra masavari platolar, ya devamlı,
yahut parçalar halinde görülmektedir. Porsuk çayının Sakarya'ya
karıştığı yerde, Sazılar istasyonu çevresinde, geniş alanlar kaplayan
masavari platolar, Alpu ovasına doğru daha dar şeritler halinde uzanmaktadır.
Bu platoları meydana getiren çok vakit yatay duruşlu neojen
tabakaları, en çok marnlı kalkerlerie kalker banklarından ve kumtaşlarından
meydana gelmiştir. Bu tabakaların temelini kıvrımlı daha eski
tabakalarla kütleler teşkil etmektedir ki, bunları yer yer diskordans
durumlariyle gözlemek mümkündür. Bu platolar üzerinde yer yer tepeler
de yükselmektedir; bu tepelerin yeni tortullar üzerinde adalar gibi
çıkmış temel tabakalar olması kuvvetle muhtemeldir.
Alpu-Eskişehir ovasının güney kenarını kuşatan platolardan sonra,
güneydoğu - kuzeybatı doğrultusunda uzanan bir takım küçük sıradağlara
daha raslanır.
510 ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE
Yükseklikleri 1300 - 1330 metre kadar olan ve bazı kısımlarında
1500 metreyi geçen ( Sivrihisar'ın kuzey batısındaki Yediler tepesinde
olduğu gibi) bu aşınma dağlarının yapısı, genel olarak, kristalin
şistler ve billûri kalkerlerle yer yer bunlar arasına sokulmuş granitlerden
meydana gelmektedir. Öyle ki, etraflarını çeviren neojen tabakalarından
teşekkül etmiş düzlükler ortasında, bu eski temel araziyi yer
yer adalar halinde daha güneybatıdaki Kırgızdağında (KırkKız da-,
dağında), Çifteler (Mahmudiye) doğusunda, daha güneyde Sakaryabaşı
adı verilen yerin güneyinde yüksek tepeler ve küçük tek dağlar halinde
görmek mümkündür. İşte Sivrihisar dağlarının kuzeybatıda devamı
olan bu küçük sıradağlarla Kırkkızdağı ve daha güneydeki dağlık
yerlerin arasında, yine güneydoğu - kuzeybatı doğrultusunda uzanan
ve bugünkü Eskişehir - Çifteler yolunun geçtiği 900-920 metre yüksekliğinde
birtakım çukur düzlükler daha uzanır.
Görülüyor ki, bir yandan Alpu ovası, öteyandan Çifteler çukur
düzlükleri, Eskişehir'in kurulmuş olduğu yere doğru uzandıkları gibi,
batıda Bozöyük ova ve vadi tabanları da bu şehrin yerine doğru
yönelmekte, güneybatıda Porsuk çayı, Aşderesi vadileri, Kütahya
düzlükleriyle çevresini yine Eskişehir'e bağlamaktadır. O halde Eskişehir,
şoselerin ve demiryollarının geçebileceği yer şekillerinin (ovaların,
çukur düzlüklerin, olukların) türlü yönlerden uzanarak birbirlerine
en çok yaklaştıkları yerde kurulmuş bulunmaktadır. Yolların geçmesine
kolaylık ve imkânlar veren bu çukur yerşekilleri, Eskişehir'in bulunduğu
alanı kuzeybatıda Bozöyük ve Bilecek üzerinden Marmara bölgesine
(İstanbul'a), güneybatıda Kütahya ve Afyon Karahisar üzerinden
Ege bölgesine (İzmir'e) ve İç Anadolu'nun güney çevrelerine (Konya'ya),
doğuda Alpu ve Sazak üzerinden İç Anadolu'nun kuzey çevrelerine
(Ankara'ya) bağlamaktadır. Nihayet, bir yandan Ankara, öteyandan
Konya üzerinden yurdun başka yol düğüm noktalarına kavuşarak İç
Anadolu'nun doğu bölümünün ve Doğu Anadolu'nun, batı bölgelerimize
bağlanmasında önemli bir yol uğrağı durumu göstermektedir. İşte
Eskişehir'in kısa bir zamanda büyüyerek önemli bir şehir, bir endüstri
ve ticaret merkezi olmasının başlıca sebebi bu olmalıdır. Gerçekten
daha yarım asır öncesine kadar ancak 20.000 nufuslu olan Eskişehir'in
1940 da nüfusu 62.000 i bulmuş, bugün ise bu miktarı, yerinde
öğrendiğimize göre, her halde hayli aşmıştır. Eskişehirin bu
çok elverişli coğrafya durumu, Kayseri'nin coğrafya durumiyle
kıyaslanabilir: Pek eski bir yerleşme alanı ve yolların mecburî
uğrak yeri olan Keyseri de, yolların en iyi ve kolay şekilde geçmesine
imkân veren çukur yerşekillerinin (Sivas'a doğru Kayseri ovası
ve bu ovanın kuzey doğusunda uzanan düzlüklerin, Niğde üzerinden
Çukurova'ya doğru yine ovalarla olukların, Ankara'ya doğru düzlüklerin
ve çok engebeliklik olmayan arazinin varlığı) birbirlerine en çok
yaklaştıkları yerde bulunduğu için, memleketin en önemli yol düğüm
REŞAT İZBIRAK 511
noktalarından biri olarak görülür. İç Anadolu'nun batısında yer alan
Eskişehir ile doğusunda bulunan Kayseri gibi iki çok önemli ve işlek
yol kavşağı ve uğrak yeri kıyaslandığı zaman, birincisinin İç Anadolu'nun
batıya (Marmara ve Ege bölgelerine), ikincisinin doğuya (Doğu
ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine) açılmış birer kapısı durumunda
bulundukları ve önemlerini de en çok buradan kazandıkları anlaşılır.
Bu sebeptendir ki, gerek Kayseri ve gerekse Eskişehir'in bulunduğu
yerler, pek eski tarih çağlarındanberi birer yerleşme alanı olmuş, türlü
çağların en işlek yolları buralardan geçmiştir. Gerçekten, en eski
kasabanın yerinde nasıl Etiler'in Kültepe yerindeki şehir ve daha sonra
Mazaka, Sezarea, Kayseri yeralmışsa, Eskişehir'in yerinde de doğumdan
asırlarca önceleri Dorylaeum şehri kurulmuştur 1-2.
Resim 3 — Eskişehir'in yeni caddelerinden biri
Bugünkü Eskişehir'in 4 kilometre kadar kuzeydoğusunda, Porsuk
Çayının kuzeyden katılan kollarından Sarısu yakınında Şarhöyük
etek birikintileri üzerinde kurulmuş olduğu anlaşılan Dorylaeum (yunanca
Dorylaion), eskiçağ yollarının uğradığı bir Frijya şehri idi. Porsuk
çayının kuzeyinde kurulu olan bu şehrin nezaman ve hangi sebeplerle
yer değiştirerek bugünkü yerine geldiği kesin olarak bilinemiyorsada,
bu yer değiştirmenin, 11 inci yüzyılda burayı ele geçiren Selçuklar zamanında
olduğu ve bugünkü şehrin bulunduğu yerde çıkan sıcak su
kaynaklarının bunda başlıca âmil olduğu sanılıyor. Yıkıntıları, Şarhöyük
tepesinin altında bulunan Dorylaeum, ve daha sonra Eskişehir
1 Hartmann (R.) im neuen Anatolien. Leipzig, 1928.
2 Texier (Ch.) Asie Mineure. (Déscription geopraphique, historique et arceoh-
Iogique), Paris 1882.
512 ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE
Bizans askerî yollarının ikinci önemli konak yeri, Bizans imparatorlarının
sayfiyesi ve kaplıca şehri olmuş, Osmanlılar devrinde de işlek
bir yol uğrağı ve pazaryeri rolünü oynamıştır.
Takriben bir asır öncesine kadar, ovanın güneyinde uzanan masavari
platonun kuzey eteğinde gelişmiş olan Eskişehir, yavaş yavaş
kuzeye, demiryoluna, doğru büyümüş, Porsuk Çayı'nın sol kıyısında
daha, çok gelişmiş, yayılmıştır. Bugünkü Eskişehir'in genel görünüşü
yatık bir (H) harfini andırır: Güneyde platonun eteğinde kurulmuş olan
Eskişehir'in en eski mahalleleri ve pazaryeri, kuzeyde istasyon boyunca
büyüyen Eskişehir'in yeni kısmı, ortada her iki kısmı birbirine bağlayan
yollar, köprüler ve aradaki boş yerlerde de bahçeler yer alır.
Şehrin güneydeki kısmı dar ve eğri büğrü sokakları ile göze
çarpar. Kezeyde demiryoluna doğru büyüyen kısmı ise, daha geniş
caddeleri, işlek çarşısı, düzgün kaldırımları ile yeni ve temiz bir şehir
durumu gösterir. (Resim 3, 4, 5, 6).
Resim 4 — Eskişehir'in yeni mahallelerinden biri
Böylece şehrin yer değiştirmesi bakımından da Eskişehir, Kayseri'ye
çok benzemektedir. Gerçekten, Etiler zamanında bugünkü Kayse'
ri'nin 20 km kadar kuzeydoğusunda "Kültepe,, de yer alan en eski
Kayseri, daha sonraları bugün bulunduğu yerin 1,5 km kadar güneyindeki
lav platolarında kurulmuş (Mazaka), daha sonra ovaya yayılarak
kuzeye doğru gelişmeye başlamış, demiryolunun geçmesinden
sonra da yine kuzeye, istasyona, doğru . böyüme yoluna girmiştir.
Başlangıçta bugünkü Eskişehir'in 3 km kadar kuzey doğusundaki
Dörylaeum'un yer değiştirerek güneyde plato eteklerine yamanması
ve daha sonra 1-2 km kuzeydeki istasyona doğru büyüme ve yayılması
arasında nekadar açık paralellik görülmektedir.
Görülüyor ki, bu iki önemli ticaret ve endüstri şehrinin gelişiminde
REŞAT İZBIRAK 513
yol ve taşın imkânlarının birinci derecede rolü olmuştur.
Eskişehir'in kurulması ve gelişmesinde en büyük ve temelli doğal
rolü oynıyan bu "Yolların mecburi uğrak yeri oluşu,, ndan başka, şehrin
çok yerde tanınmasına bir sebep te, burada çıkarılan lületaşı olmuştur.
1 Terkibi bir çeşit magnezyumhidrosilikat olan lületaşı
(2 Mgo, 3 Sio2. 2 H2o), dünyanın başka yerlerinde (Yunanistan da,
İspanyada Madrit yakınında, Moravya'da, Macaristan'da) da varsa
da, en saf ve beyaz, işlenmesi bakımından en elverişli ve en bol
olduğu yer, Eskişehir çevresidir. Tabiatta başka kültelerin içinde türlü
büyüklükte yuvarlak parçalar halinde bulunan lületaşı, hafifliği ve
delikli olması dolayisiyle suda yüzer. Çok hafifliği yüzünden buna
"deniz köpüğü,, (almanca Meerschaum, fransızca ecume de mer) de
Resim 5 — Eskişehir'den bir görünüş. Arkada Platoya dayanan en eski
mahalleler gürülüyor
denirse de dilimizde kullanılan adı "lületaşı,, dir. Rengi donuk, yeni
çıkarıldığı zaman ele alındığı takdirde çok yumuşak ve sabun hissi
verir. Havada kaldıktan sonra biraz daha dayanıklı olur ve sertleşir.
Rengi, genel olarak, beyazdır; sarımtırak, boz veya kırmızımtırak da
olur. Dille dokunulduğu zaman hafifçe yapışır gibi olduğu hissedilir.
Eskişehir'in lületaşları tüf gibi ufalanabilir serpantin breşleri içinde
bulunmaktadır. Başlıca lületaşı yatakları, Eskişehir'in takriben 20-30
1 Solakian (A.) les Aichesses naturelles et economiques de l'Asie Mineure.
İstanbul, 1923.
514 ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE
kilometre kuzeydoğusunda, tepelik bir arazinin eteğinde ve Porsuk
Çayının geçtiği geniş düzlüğün kenarındadır. Yakın vakitlere kadar
işletilmiş ve bugün de kısmen işletilmekte bulunan başlıca lületaşı
ocakları, Eskişehir'in 30 kilometre kadar güneydoğusunda, Sivrihisar
dağlarının kuzeybatı ucunda, Sarısu ile 35 kilometre kuzeydoğusunda,
Sündiken dağlarının güney eteklerinde, Alpu ovasından 70-100 metre
kadar yüksekteki Sepetçi köyü çevresinde yer almaktadır. (Harita 1)
Buralardaki kaynaklar uzun zamanlar (takriben 1000 yıldanberi) işletilmiş
ve binlerce kuyu açılmış, tükenince terkolunmuştur. 19 uncu yüzyıl
sonlarında binleri geçen kuyular, bugün azalmıştır. Kuyuların derin
lıği yer yer değişmekle beraber, genel olarak, 10-20 metre arasında
bulunmaktadır. 1902 ile 1909 arasındaki yıllarda her yıl 5000-6000
Resim 6 — Eskişehir'in eski mahallelerinden bir görünüş
sandık (her sandıkta ortalama birkaç yumruk büyüklüğünde 50 kadar
lületaşı parçası vardır) lületaşı istihsal olunur, her yıl bu yolla memlekete
50-60 bin lira girerken, birinci dünda savaşından sonra bu miktar
azalmağa yüztutmuştur.
Dünya piyasasında rakipsiz bir durumda bulunan ve süs işleriyle
lüks eşya yapılmasında kullanılan lületaşı, Eskişehir için olduğu kadar
memleket ekonomisine de daha fazla fayda sağlıyabilir.
İşlek bir yol kavşak ve uğrağı olan, lületaşı ile tanınmış bulunan
Eskişehir, son yıllarda memleketin önemli bir endüstri merkezi olmağa
REŞAT İZBIRAK 515
başlamıştır. Fabrikalarla imalâthaneleri kendinde toplayan bu endüstriyi
şu guruplarda toplamak mümkündür:
1 — Yiyecek maddeleri hazırlıyan endüstri (un ve şeker fabrikaları),
2 — Yapı malzemessi „ „ (Tuğla ve kiremit fabrikaları)
3 — Küçük ölçüde demir endüstrisi (D. D. Yolları atölyesi, uçak
tamirhanesi),
4 — Eskiden kalma küçük sanatlar (Dericilik, arabacılık, demircilik,
marangozluk, kunduracılık, ziraat aletleri, lületaşı sanatları).
Eskişehir çevresi, memleketimizin en bol ve iyi tahıl (buğday, arpa)
yetiştiren köşelerinden biridir. Bugün şehirde mevcut üç modern un
fabrikası, günde 600 çuval yani takriben 40 ton buğday üğütmektedir.
Yolların düzgün ve yeter derecede bulunması, işçinin çokluğu ve
çevresindeki bitek topraklarda iyi cins pancarın yetiştirilebilmesi, Eskişehir'de
bir şeker fabrikasının kurulması için doğal imkânları hazırlamış,
fabrika 1933 de kurulmuştur. Eskişehir'e ikinci gidişimiz şeker fabrikasının
faal bulunduğu zamana raslamıştı. Günde 2000 ton pancar işleyen
fabrikanın kampanya müddeti üç aydır. Fabrikaya enerji, buhar türbinleriyle
temin olunmaktadır. Eskişehir şeker fabrikası, türlü roller
oynayan çeşitli kısımları, çevrenin hayvan yetiştirmesi üzerine yaptığı
etki, işçinin toplanması bakımından incelenmeye değer bir coğrafya
olayıdır.
Gerçekten, pancarın şerbet kısmı, üç pişirme sonunda alındıktan
sonra, geride kalan melasdan ispirto elde eden bir fabrika 1938 denberi
çalışmaktadır. Pancarın küsbesini köylüler arabalarla götürmekte
ve iyi bir hayvan yemi olarak faydalanmaktadırlar; fabrikanın doğusunda
köylüye örnek olacak şekilde hayvan yetiştirilmektedir.
Tasfiye sırasında presselerin attığı çamurdan çimento elde etmek
için denemeler yapılıyor. Fabrikanın, kendine gereken bir takım malzemenin
fabrikada hazırlanmasına önem verilmektedir: Gerçekten fabrikanın
hemen yanında yedek malzeme hazırlıyan bir makine kısmı,
gereken mobilyeleri yapan bir mobilye imalâthanesi, bir çelik dökümü
atölyesi, lâstik atölyesi bunlar arasında sayılabilir. Bu kısımlar geliştiği
taktirde, ileride daha geniş ölçüde şehir ve çevresi için de faydalı olacak
durumdadırlar. Görülüyor ki, şeker fabrikası, tamamlayıcı kısımlarile
birlikte Eskişehir ve çevresine etki yapmaktadır.
Eskişehirin tuğla ve kiremit fabrikalarının da yalnız bu şehir için
değil, delki memleket ölçüsünde önemi vardır. Gerçekten, bir çok şehir
ve kasabalarımızın onarılmasına girişilmiş bulunan son 15 - 20 yıl içinde
yapı malzemesi arasında tuğla ve kiremitin çok gerekli yerini belirtmeye
lüzum yoktur. Daha on on iki yıl öncesine kadar, kiremiti hariçten
getirtiyorduk. Bu zamandan itibaren çevredeki tuğla ve kiremit
yapmağa elverişli kültelerden faydalanmak üzere kurulmasına başlanan
fabrikaların sayısı bu gün 5 i bulmuş ve hepsinin yıllık kiremit istihsali
10 milyon kiremite yaklaşmıştır. İlk zamanlarda Avrupa kiremitleriyle
516 ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE
rekabet bir dereceye kadar güç olmuş, fakat bu gün Eskişehir kiremiti
memlekette tutunmuştur.
Küçük sanatlar arasında bu gün en önemli yeri dericilik ile arabacılık
tutmaktadır. En çok ham deri sevk olunmaktadır. ( Yılda 1000
ton kadar).
Zengin bir ziraat alanı ortasında kurulmuş olan Eskişehir'in bir kaç
kilometre batısındaki " Drayfarming deneme istasyonu,, da görülmeğe ve
üzerinde gerçekten durulmağa değer. Drayfarming (İngilizce bir nevi
ziraat usulü demek olan Dryfarming'den alınma), yılda 200 - 500 milimetre
yağmur yağan az yağışlı yerlerde tatbik edilen ve çiftçiye güvenlik
veren bir ziraat usulü, başka bir sözle, "kuru iklimlere mahsus ziraat
usulü,, dür. 1932 de kurulmuş olan memleketin bu tek deneme çiftliği,
bilhassa İç Anadolu bölgesi için önemli birçok tarım problemlerini
çözmeye, bugüne kadar yapılagelmiş ekincilik usullerindeki eksikleri
araştırmağa, yeniliklerini denemeye, İç Anadolu iklim şartlarına en
uygun gelmiş olan deneyleri yaymağa çalışmaktadır. Memleketin tahıl
anbarı durumunda bulunan bu geniş bölgede kuraklık tehlikesi ihtimallerini
azaltmak ve çiftçiyi bugünün teknik bilgileriyle yetiştirmek gerekmektedir.
Amaç, drayfarming usulüne uyar şekilde çalıştığı takdirde,
kuraklığın etkisinin ne dereceye kadar azaltılabileceğidir. Bu arada,
yağan yağmurların toprağa iyice sızmasına çalışmak, nemliliğin azalmasını
önlemek, toprağın bitekliğini düşürmemek, kuraklığa dayanıklı
ve en iyi sonuç veren tohum ve ürünleri bulmak, gerekli tarla işlerini
kuraklık durumuna uydurmak drayfarming ekincilik usulünün temellerini
teşkil etmektedir.
Drayfarming deneme istasyonu, çalışmaları sırasında bir yandan,
çiftçinin gördüğü güçlükleri inceleyerek, bunların çarelerini araştırmağa, .
böylece pratik olarak çiftçimizden öğrenilen bilgiyi, bilim temellerine
bağlamağa çalışmakta, öte yandan, yaptığı deneylerle nazariyelerin
pratik şekillerini aramaktadır. Gerçekten, çiftçimizin meselâ "tarlayı
herk etmesi,, yani "nadas,, a bırakması, kuraklığın etkisini azaltan ve
sonucu güven altına alan alışılmış bir tarım usulüdür. Tarlayı herketmek
veya nadasa bırakmak, daha çok, yıllık yağış tutarı normal bir
ürün kaldırmağa yetmeyen İç Anadolu bölgesinde, iki yılın yağışını
toprakta saklamak temeline dayanır. Buna göre, İç Anadolu'da nadas
en uygun şekilde ne zaman yapılmalıdır? Nerelerde hangi aletle (karasaban,
adi pulluk, boğazaçan pulluk...) nadas yapılmalıdır? Bu arada
toprağı devirmeyip yarmak, nadas kazmasından sonra merdanelemek,
ekimden sonra mahsul üzerine yapılacak işler, organik maddelerle
bitekliğin kontrolü, nadaslı ve nadassız münavebeler, nadastan sonra
hangi ürünün kârlı ve verimli olacağı, çeşitli gübrelemeler, tohumun
ne nisbette ve nasıl ekileceği... ilh problemleri sıralanmaktadır. Daha
bugünden iyi sonuçlara varmış bulunan Eskişehir Drayfaming denemeleri,
daha çok ve başarılı yapıldığı zaman elde edilecek sonuçlardan,
Harta : 1 — Eskişehirle Çifteler çevresinin yerşekilleri (sadeleştirilmiştir.)
H a r t a : . 2 — Eskişehir ve Çiftelerin ekonomi çevreleri.
REŞAT İZBIRAK 517
muhakkak ki, tarım alanında çok faydalar görülecektir.
Şehrin durmadan büyüme ve gelişmesinde fabrikalarının gittikçe
artışında, tarım alanında yeniliklere ve daha zenginleşmeye doğru gidişinde,
muhakkak ki, çeşitli yolların ve taşıt vasıtalarının mecburi bir
geçit ve uğrak yerinde bulunuşuna borçlu olan Eskişehir, ayni zamanda
canlılığı gittikçe artan, çevresi gittikçe genişleyen önemli bir ticaret
merkezi haline de gelmektedir.
Gerçekten, beşte ikisi her türlü küçük sanatlarla fabrikalarda, yaklaştırma
olarak altıda biri tarım işlerinde çalışan şehir nüfusunun, yüzde
15 kadarı yani hemen altıda biri de ticaret işleriyle uğraşmaktadır.
Demiryollariyle bağlı bulunduğu İstanbul, İzmir, Ankara, Konya ve bilhassa
ilk iki liman ile, uzak ve geniş ölçülü ticaretini geliştiren Eskişehir,
düzenli kamyon gidiş gelişinin yapıldığı Sivrihisar, Çifteler, Emir
dağ, Mahmudiye, Günyüzü, Mihalıççık, Beypazarı, Seyitgazi ve bunların
bir kısım çevrelerinin ticaretini kendine çekmeye muvaffak olmuş,
böylece, ardülkesini (daha doğrusu çevresmi) genişletmiştir. Bu suretle,
bugün Eskişehir yukarıda adı geçen yerlerle Nallıhan, Söğüt, İnönü,
Yenişehir, İnegöl ve hatta kısmen olsun, bazı ilçeleriyle birlikte Kütahya'nın
pazarı olmuştur. (Harta 2)
Eskişehir'in ticaret faaliyetleri arasında yer alan ve haftada iki
defa kurulan pazarlar, daha çok, şehrin yakın çevresindeki köylülerin
ürünlerini sattıkları ve kendilerine gereken eşyaları aldıkları yerlerdir.
Yakın vakitlere kadar önemli pazar yerlerinden biri olan güney kısmındaki
"Odun pazarı,, nın canlılığı yavaş yavaş azalmış, büyük pazar
yerleriyle çarşı kuzeye, istasyona, doğru kaymıştır.
Şehrin ticaretinde faydalı olacağı düşüncesiyle 1926 da açılan "Ticaret
ve Zahire borsası,, da, bilhassa çevrenin temel ürünleri olan tahıl,
deri ve tiftik alım satımı ile uğraşanların kaydedilmelerini zaruri kılmış,
bugün bu borsaya yazılan tüccarların sayısı 200 ü bulmuştur.
Kendine doğru çektiği ve gittikçe büyüttüğü çevresinden gelen
ürünlerle şehrin içindeki fabrika ve imalâthanelerde hazırlanmış malların
toplandığı bir anbar durumu gösteren Eskişehir, ithalâtından çok
ihracat yapar. İhracat en çok İstanbul'a ve daha sonra İzmir'e olur.
Gönderdiği ürünler ve maddeler arasında en önemli yeri tarım maddeleri
(buğday, arpa, un), şeker, hayvan ürünleri (yün, yapağı, tiftik,
hamderi), yapı malzemesi (kiremit, tuğla), ispirto tutar. Buna karşılık
İzmir ve İstanbul'dan bilhassa, gereken yapı malzemesi ve kömür ile
zeytinyağı, sabun, giyecek eşyası ve başka 'şeyler getirir.
Bir ticaret ve endüstri merkezi olarak canlılığı gittikçe artan Eskişehir'deki
gözlem ve araştırmalarımızı kısaca çizdikten sonra, çevrenin
bu en büyük şehrinin 70 kilometre kadar güneydoğusundaki Çifteler
köyüne kadar gezimize devam edeceğiz. Eskişehir'le Çifteleri birbirine
bağlayan çok yerinde düzgün bir şose, kuzeydoğusunda, yer yer alçak
alanlar (boyunlar, geçitler) vermekle beraber, boydan boya uzayan
A. Ü. D. T, C. F. Dergisi, F. 5
518 ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE
bir takım küçük sıradağlar (Sivrihisar dağlarının devamı), güneybatısında
yer yer yükselen tepeler (Kırkkız Dağı) arasında sıralanan
bir takım çukur dalgalı düzlüklerden geçmektedir. Yolun hemen
yarısından itibaren Seyit suyu ve Sarı suyun geçtiği yerlerde artık
Sakarya'nın en yukarı bölümünde bulunmaktayız. Şose yolu, Eskişehir
ovasında 10 kilometre kadar bir yeri düz ve yokuşsuz geçtikten sonra,
Kanlıpınar yakınında bazı taşıt vasıtalarının zorsunduğu kalker bir
eşikten aşar, buradan sonra, Çiftelere kadar, yer yer yassı kanburluklardan
aşarak hemen ayni yükseklikteki düzlüklerden geçer.
Çevrenin en büyük köylerinin sıralandığı bu yolun hemen yarı
yerinde Hamidiye köyü, kerpiç duvarlı, çatılı fakat çoğunca çamurla
sıvalı damlariyle hafif tepelik bir arazinin önünde yer almaktadır. Yakın
vakitlere kadar, hayli sönük kalmış olan köy, Çifteler Köy Enstitüsünün
burada kurulmasiyle yavaş yavaş bakımlı küçük bir kasaba
hissi vermeğe başlamıştır. Gerçekten, Enstitü'nün ders ve atölye binaları,
öğretmen evleri ve sayısı gittikçe artan başka yepılariyle görünüşü
değişen köy, Enstitü çalışmalariyle yetiştirilen ağaçlıklar, meyve
sebze bahçeleri ile bu step çevresinde yeşil bir manzara almaktadır.
Küçük bir su düşüşünden faydalanarak elde edilen ve Enstitünün yetiştirdiği
öğrenciler tarafından idare olunan pek ufak bir elektrik santralı
ile bir yandan okulun elektrik ihtiyaçları karşılanmağa çalışılırken,
öteyandan da hemen bitişiğindeki asıl Hamidiye köyünü aydınlatmak
yoluna gidilmektedir. Birinci parçası burada bulunan Enstitü'nün ikinci
parçası 12 kilometre kadar güneydoğudaki Mahmudiye (Çifteler) bucağındadır.
Eskişehir, Ankara, Afyonkarahisar ve Konya illerinin köylerinden
gelen öğrencileri yetiştiren Çifteler Köy Enstitüsü, bilhassa
bugünün muhite en çok uyan, teknik görüşleriyle tarım yollarını, köye
yarayacak atölye işlerini öğretmekte, kültür durumunu arttırmaktadır.
Eski adı Mahmudiye olan Çifteler bucak merkezinin birkaç kilometre
güneyinde yeralan Hara'yı geçtikten sonra, 16 kilometre kadar
güneydoğuda, Sakarya başına yakın bir yerde, asıl Çifteler köyüne
varılır.
Yüksekliği 1020 metreyi biraz geçen Belpınar tepelerinin birkaç
kilometre kuzeybatısında, batıdan gelen Bardakçı su, Seydisuyu ve Sarısuyun,
Sakarya'nın en yukarı bölümünü meydana getirmek üzere birleştikleri
bataklık ve sazlık bir yerin birkaç kilometre batısında, çukur
düzlükler ortasında yer alan Çifteler köyü, coğrafya yeri ve durumu
ile bunun ticaret faaliyeti üzerine yaptığı etkiler bakımından yakından
incelenmeye değer. Gerçekten, haftada bir defa, cumartesi günleri,
çevresindeki köylerin canlı bir pazar yeri rolünü, oynayan Çifteler köyüne,
Eskişehir, Emirdağ, Seyidgazi, Sivrihisar ile bu şehir ve kasabaların
çevresindeki köylerden hatta Bolvadin, Akşehir, Konya ve Kütahya'dan
da mal getirilir ve Çifteler'den ihtiyaçlarını sağlayarak
dönerler. Normal zamanlarda nüfusu 1750 kadar olan Çifteler köyüne
REŞAT İZBIRAK 519
pazar kurulan günlerde 200 kadar satıcı ve 1500-2000 kadar alıcı toplanır,
böylece köyün nüfusu bu zamanlarda iki mislini aşar.
Çifteler köyü pazarında alınıp satılan başlıca mallar, çeşitli tarım
ürünlerile, giyecek eşyasıdır. Bu arada buğday, yumurta, sebze ve meyve,
yapağı ve deri, canlı hayvanlar (at, öküz, koyun ve daha az miktarda
kılkeçisi ve tiftik keçisi) ile manifatura eşyası alınır satılır. Manifatura
eşyasını en çok Eskişehir, Bolvadin, Emidagı satıcıları getirir,
karşılığında da tarım maddeleri satın alırlar. Alış veriş, genel olarak
para ile yapılır. Fakat bazı kereler canlı hayvanların mübadesi tarzında,
meselâ öküzle atın şu veya bu şartlarla değiştirilmesi şeklinde, yapıldığı
da görülür.
Çifteler köyünün pazarına hayvan sırtında yapılan taşıttan başka,
bir gün içinde, 500 - 600 kadar araba gelir; normal günlerde ise köye
uğrayıp geçen arabaların sayısı 200 e iner. Ayrıca pazar günlerinde
10 - 12 kamyon uğradığı gibi, başka günlerde de türlü yönlerden Çifteleri
Konya, Kütahya, Afyonkarahisar ve Eskişehir'e bağlayan şoselerden
gelip geçen 4-5 kamyon da Çifteler köyüne uğrar.
Çifteler köyü de, bu çevrenin Hamidiye, Mesudiye, Mahmudiye
köylerinde olduğu gibi, çok vakit kerpiçten yapılmış duvarları, çatılı
ve fakat ekseriya çamurla sıvanmış, kısmen de kiremitle örtülü damları
olan tek katlı evlerile göze çarpar.
Her evin bir bahçesi vardır. Bu bahçelerin çoğunda ancak her
evin ihtiyacını karşılıyacak kadar sebze yetiştirilir. Sayıları az olmakla
beraber, bahçelerin bir kısmında daha geniş ölçüde sebze ürünü alınır;
bu sebzeler ya Cumartesi günleri pazar yerine sevkolunur, yahut başka
günlerde sebzesi olmıyan veya yetmiyen köy halkına satılır. Bahçelerde
kaysı, vişne, armut, dut gibi meyve ağaçları yetiştirilir.
Sündiken dağlarından güneye doğru Alpu ovası üzerinden (Sazak
çevresinde olduğu gibi) Sivrihisar dağları ve devamında uzanan orman
sınırı, Sakarya nehrinin en yukarı bölümünde (Hamidiye - Çifteler çukur
arazisinde) step bölgesine dayanır ki, burada artık, Çifteler köyü
evlerinin bahçelerinde olduğu gibi, akasya ve salkım sökütleriyle dere
boylarında sıralanan kavaklar esas ağaçlıkları meydana getirirler. Çiftelerden
daha doğuya, İç Anadolu'nun içerilerine, gidildikçe geniş steplere
girilir.
Bol otlukların uzandığı Çifteler köyü çevresinde, davar sürüleri
yaz kış ağıllarda bulunur ve köyün otlaklarından faydalanırlar. Bununla
beraber, köyün çevresinde en çok çiftçilik yapılır. Bilhassa buğday,
arpa, yulaf ekilir. Fakat köy halkının geçimini yalnız ekincilik ve
hayvan ürünleri sağlamakla kalmaz, hiç değilse bunlar derecesinde
olmak üzere, pazar kurulan günlerdeki alış veriş ile başka günlerde
buradan geçerken uğrak veren taşıt vasıtalarının (taşıt hayvanları,
arabalar, kamyonlar) bıraktığı gelir de önemli yer tutar. Öyle ki, köyün
iç yapısı, geniş ölçüde bu ekonomi coğrafyası olaylariyle (alış veriş,
520 ESKİŞEHİR'LE ÇİFTELER ÇEVRESİNDE
konaklama, uğrak verip geçme) sıkı sıkıya ilgili olarak gelişmiştir. Gerçekten
köyün ortasında, etrafı büyüklü küçüklü birçok dükkânlarla
çevrili genişçe bir meydan ile buradan ayrılan geniş yollar, pazar kurulan
günlerde köye gelen 2000 kadar alıcı ve satıcıyı alabilecek şekilde
kurulmuştur. Bu büyüklükte olan bir köyde (60) dan çok dükkânın
bulunması, bunlar arasında bazılarının şehirlerdeki dükkân ve mağazaları
andırır şekilde yapılmış olması da Çifteler köyündeki alış verişin,
köyün iç kuruluşuna nasıl etki yaptığını gösterir. Köyün, önemli bir
uğrak ve konaklama yeri olmuş bulunması da iç yapısında özel bir
gelişmeyi gerektirmiştir. Gerçekten, pazar kurulmıyan günlerde 200
kadar araba ve 4 - 5 kamyonun geçtiği, pazar kurulan günde ise 500 -
600 araba ve 10-12 kamyonun, çok sayıda yük hayvanlarının toplandığı
Çifteler köyünde konaklama, ihtiyacı karşılar şekilde, her birinin
ahırı 80 hayvan alacak kadar hazırlanmış 7 büyük han bulunmaktadır.
Hayvan sahipleri ve arabacılar da bu hanlarda barınırlar. İlkbahar, yaz
ve güz mevsimlerinde pek canlı, olan bu toplanış, kış aylarında bir
dereceye kadar azalır ve durgunluk devresi geçirirse de, yine büsbütün
ortadan kalkmış sayılmaz.
Taşıt vasıtalarının uğrak ve konak yeri bulunması, köyde bir takım
el sanatlarının gelişmesine sebep olmuştur. Bu arada araba tamirciliği,
araba ve kamyonların ağaç kısmı ile uğraşan marangozluk hayli ileri
durumdadır. Köyün, zengin bir ekincilik alanı ortasında bulunuşu, alım
satım için buraya uzak veya yakın çevreden uğrayan çiftçilerin çokluğu,
burada küçük ölçüde ziraat sanatlarının da çoğalmasına yardım
etmiştir. Gerçekten, bugün köyde ziraat âletleri tamir eden ve hazırlayan,
hattâ yeni tohum makineleri yapan ufak imalâthaneler vardır.
Ekonomi durumu gerçekten canlı olan bu köyde, kültür ve sağlık
işleri de ileri durumdadır. Köyün, 250 öğrencisi bulunan 4 öğretmenli
bir okulu vardır. Öğrencilerin % 60 ı erkek % 40 ı kızdır.. Bugün
okulu bitiren öğrencilerin % 80 i, her yıl köy ün yakınındaki Köy Enstitüsüne
( Hamidiye ve Mahmudiye de) girmekte, ancak birkaç Öğrenci
Eskişehir'deki orta okula, sanat veya ticaret okullarına yazılmaktadırlar.
Köyün özel bir doktoru, muayenehanesi ve eczahanesi de vardır.
Bu doktora yalnız Çifteler köyünün halkı değil, yakın çevredeki başka
köylerin halkı da muayene ve tedavi için gelmektedir. Besi durumu ve
içme suları (ki, iyi olan bu sular iki arteziyen kuyusundan çıkarılmaktadır)
elverişli durumda ise de, sıtmanın tesiri gerçekten çoktur; yerinde
öğrendiğimize göre hastaların % 80 i sıtmalıdır. Öyle ki, sıtmadan
ileri gelen tüberkülozunda görüldüğü anlaşılmaktadır. Hernekadar, sıtmaya
karşı savaşın verdiği gayretle çevredeki bataklıkların büyük bir
kısmı kurutulmuş ve kalanları da durmadan kurutulmakta ise de, daha
önce sıtmaya yakalanmış hastaların, daha uzunca bir müddet, tedavileri
gerekmektedir. Görülüyor ki, Çifteler köyü, ekonomi durumu bakımından
bir küçük şehirde bulunması gereken işleri kendinde toplamış,
REŞAT İZBIRAK 521
canlı bir pazaryeri olarak gelişmiş bulunmaktadır. Çifteler köyünün bu
şekilde gelişmesinde ve çevresinin pazarı olmasında çeşitli coğrafya
âmilleri, fakat bilhassa köyün coğrafya durumu çevresinin yer şekilleri
ve bunun doğurduğu yol ağı rol oynamıştır.
Gerçekten Çifteler köyü, yolların geçmesine en elverişli şartlar
gösteren bir takım yer şekillerinin (çukur düzlükler, vadiler), türlü
yönlerden uzanarak birbirlerine en çok yaklaştıkları bir yerde kurulmuştur.
Bunlardan birinin Eskişehir'i Çifteler'e bağlıyan şosenin geçtiği
çukur düzlükler alanı olduğunu yukarıda göstermiştik. Kuzeybatıdan
Çiftelere doğru uzanan bu doğal yola karşılık, güneydoğudan uzanan
yukarı Sakarya vadisi düzlükleriyle Akçayır vadisi boyu, Emirdağ
kasabası ve çevresini Çifteler'e doğal kolaylıklarla bağlar. Öyle ki,
Emirdağ kasabasiyle Çifteler arasında uzanan işlek şose, daha güneyde
Bolvadin ile Sultan dağlarının kuzeydoğu eteğindeki Akşehir ve daha
ötesine kadar uzanarak buralarını (yani Akşehir, Bolvadin, Emirdağ) ı
da Çifteler köyü pazarına çeker (Harita: 2). Diğer taraftan, Sivrihisar
ile Çifteler arasında yeralan vadi ve çukur düzlüklerden geçen yollar,
bu kasaba ve çevresini, bu pazar yerine kolayca bağlamak imkânlarını
vermiş olduğu gibi, Seyitgazi ile Çifteler arasındaki düzlüklerden geçen
yollar da burası ve çevresini pazar yerine bağlamış bulunmaktadır.
Görülüyor ki, doğal imkânlar (bilhassa yer şekilleri), Çifteler köyünün,
birkaç yöndeki büyüklü küçüklü yerleşme alanlarına (şehir, kasaba
ve köylerine) bağlanmasına yardım etmiş, kuzeybatıda Eskişehir'le,
güney ve güneydoğuda Emirdağ, Bolvadin, Akşehir'le, kuzeydoğuda
Sivrihisar, batıda Seyitgazi ile yakın ve kolay ilgisini sağlamıştır.
Öyle ki, bugün Çifteler'den ayrılan ve yukarıda adı geçen yerlere
giden şoseler, daha ötelere, (Konya, Kütahya, Afyonkarahisar) a, da
uzanarak ekonomi etki alanını uzak şekilde genişletirler.
O halde, doğal imkânlardan faydalanarak türlü yönlerden uzanan
ve Çifteler köyünde birleşen yollar, bu köyü, çevrenin zaman zaman
çok canlılaşan işlek ve önemli bir pazarı durumuna getirmiş, köy adı
verilen bu yerleşme yerine, gerçekte, ekonomi faaliyetleri bakımından,
küçük bir şehirde bulunması gereken özelliklen vermiştir.

ALINTIDIR