İnsan hayatının üç önemli geçidinden biri olan ölümle ilgili inanışların Çukurovadaki durumu üzerine yaptığımız araştırmada Türkiye genelinde yaygın olan biçiminin de genel olarak bu yörede uygulandığını saptadık.. Saptamalarımız arasında sadece Çukurova yöresine özgü ölümle ilgili inanış ve uygulamaların da oldukça dikkat çekici olduğunu belirtmekte yarar görmekteyiz.
Çukurovadaki ölümle ilgili inanış ve uygulamaları üç ana bölümde ele aldık. Bunlardan birincisi ölüm öncesi ile ilgili inanışlar, ikincisi ölüm anı ile ilgili inanışlar ve uygulamalar, üçüncüsü de ölüm sonrası ile ilgili inanışlar ve uygulamalardır.
1. Ölüm öncesi ile ilgili inanış ve uygulamalar
Ölüm korkusunun insan üzerinde yaptığı psikolojik etki nedeniyle insanlar, bazı halleri ölümün bir ön belirtisi saymışlardır. Bu belirtilerden Çukurovada inanılanlarının bazıları şu şekildedir:
a. Rüyasında evinin duvarını yıkılmış görenin ailesinden birinin öleceğine inanılır. (Mersin, Adana, İskenderun, Ceyhan, Kozan)
b. Rüyasında evinin önüne bırakılmış kazan görenin ailesinden birinin öleceğine inanılır, (Mersin, Mut)
c. Rüyasında deve tarafından kovalanan kimsenin ailesinden birinin öleceğine inanılır (Mersin)
ç. Rüyasında kuru odun yüklü bir devenin evinin önüne çöktüğünü görenin ailesinden birinin öleceğine inanılır. (İçel)
d. Tavuğun horoz gibi ötmesi halinde o evden bir ölü çıkacağına inanılır. Önlem için horoz gibi öten tavuk hemen kesilir. (Adana, Kozan, Kadirli, Saimbeyli, Ceyhan)
e. Rüyasında ölen bir kişinin yemek istediğini görmek o evden yeni ölen (ailenin en son ölen) kişinin o yemeği istediğine işaret sayılır ve yemek yapılıp evin dışındakilere yedirilir, ev halkı yemez. Bu işlem yapılmazsa aileden bir kişinin daha öleceğine inanılır. (Kadirli, Ceyhan, İskenderun)
f. Köpek uluduğu zaman yakında bir ölüm olayının vukuu bulacağına inanılır. (Adana)
g. Fırtına biçiminde esen rüzgârın çok kuvvetli olması halinde yaşlı birinin öleceğine inanılır. (Adana, Kadirli, Kozan)
h. Kimin damında baykuş öterse o evden yakın bir zamanda öiü çıkacağına inanılır. Bunu önlemek için de soğan kesilip kuşun öttüğü tarafa atılır. (Kozan)
II. Ölüm Anı ile İlgili İnanış ve Uygulamalar
A. Ölüm Anı
a. Bir hastanın yanına gelenleri tanımaz hale gelmesi, yüzünün sapsarı olması, soğuk soğuk terlemesi, gözlerinin tavana dikilmesi, vücudunun özellikle ayaklarının şişmesi, vücudunda Hasbir denilen kırmızı beneklerin oluşması, çok sayıklaması, ayağının soğuması, dili tutulması durumlarında ölüm anının çok yaklaştığına ve kısa bir zamanda öleceğine inanılır. (Saimbeyli, Kadirli, Kozan)
b. Hastanın ölüm anında can çekişme acısını hafifletmek için ağzına zemzem suyu damlatılır. Başında Kuran okutulur. Hasta çok can çekişirse çok sevdiği birini beklediğine inanıldığından uzakta bulunan sevdiklerinin resimleri gösterilir. (Mersin)
c. Mersin ve çevre köylerinde canın her tüyün dibinden çıktığına inanlar bulunmakta olup, can çekişme dediğimiz hastanın ölüm olayının vukuu sırasında çektiği -sıkıntı buna bağlanmaktadır.
ç. Daha önceden hasta birinin öleceği anlaşılınca yakınları odadan çıkarılır. Ölenin ağzını bağlamayı, gözlerini sıvazlamayı becerecek biri odada kalır. Hasta son nefesini verip ruhunu teslim edince bu şahıs ölenin çenesini bir tülbentle bağlar, gözlerini sıvazlayıp bacaklarını düzeltir. (Adana, Mersin, Mut, Silifke, Kozan)
B. Ölüm Anından Mezara Gömülene Kadarki Zamanla İlgili İnanma ve Uygulamalar
a. Ölün\haberini alan komşular hemen büyük bir kazanla su ısıtmaya koyulurlar. Ölen kadınsa suyu kadınlar, erkekse erkekler ısıtır.
b. Kefen bezi erkeklerde iki defa sarlır, kadınlarda kefen yedi defaya kadar sarılabilir. Daha sonra Baaş adı verilen iple bağlanır. (Mersin, Adana, Kadirli, İskenderun)
c. Ölen kadınsa başına yeşil başörtü sarılır.
d. Cenaze üzerinden herhangi bir şeyin alınıp verilmez. Üzerinden birşey geçirilmez. Üzerinden bir şey alınıp verilirse ölünün hortlayıp sık sık evi rahatsız edeceğine inanılır. (Mersin, Silifke, Mut)
e. Ölünün kefeni içine çörekotu konur. (Kadirli, Kozan)
f. Ölü yıkanırken evdeki ve yakın komşulardaki bütün uyuyanlar uyandırılır. (Saimbeyli, Kadirli).
g. Ölü yıkandıktan sonra su ısıtılan kazan ters çevirilir. (Silifke, Gülnar, Mut, Mersin)
h. Ölenin temiz ve yeni giysilerinden biri dünyada gözü kalmasın diye salın üzerine atılır. (Mersin)
ı. Tabutun üzerine ölenin cinsini ve yaşını belirlemek amacı ile kız ya da gelinler için al renkli, pullu ve ipekli bir örtü, yaşlı kadınsa bir bohça konur. (Mersin)
i. Mezar eşen, ölüyü yıkayan ve suyu ısıtana para verilir, yemek yedirilir. Buna Elbeylide Kör ya da Sin denir. (Elbeyli, Kadirli, Kozan Saimbeyli)
j. Cenaze evden çıkmadan evvel cenazenin ayakkabısı ve teneşir tahtası evden çıkarılır. (Mersin)
k. Cenaze evden çıkacağı zaman salı önce cenazenin en yakın akrabaları kaldırır. (Mersin,Adana)
1. Cenaze evden çıkınca arkasından su dökülür. (Mersin)
m. Cenaze kalktığı Zaman cenazenin kalktığı yere bir taş konur. (Kadirli)
n. Sokaktan bir cenaze geçtiği görüldüğünden evde kırkını doldurmayan bir çocuk varsa anası ile birlikte yataktan kaldırılır. (Silifke)
p. Cenaze evden çıkarıldıktan sonra arkasından, evden çıkacak ölülerin arkası kesilsin diye dışarıya eski bir bıçak ya da makas gibi kesici bir alet atılır. (Adana)
r. Cenaze kalkınca bir tas bulgur, soğan ve bir bardak yağ bir fakir aileye verilir. (Kozan, Kadirli, Adana)
s. İçelin bazı köylerinde cenaze çıktıktan sonra arkasından beş altı adım yürünür. (İçel)
ş. Cenaze yolda giderken tanıdık olsun tanıdık olsun olmasın cenaze salının altına girerek on adim götürmenin çok sevap olduğuna inanılır. (Adana)
t. Kapısının önünden cenaze geçtiğini gören evinde uyuyan varsa hemen uyandırır. (Mersin)
u. Ölüyü kabre yerleştirirken mezara özellikle bir yakın akrabası girer. Hiç akrabası yoksa en yakın komşusu girer. (Adana)
ü. İmam mezarlıkta Talgın. verir, ceset mezara sağ tarafa meyilli olarak bırakılır. Daha sonra önceden hazırlanan ve mertek denilen ağaçla (kalın tahta ile) kapatılır. Ağaçların üzerine de burma da demlen ot konur. Toprak daha sonra kapatılır. (Mersin Adana, Kadirli)
v. Mezarın üzerine su serpilip toprak berkleştirilir. Gülnarda mezarın üstü dikenlerle örtülür. Gülnar ve Mutta eskiden ateş de yakıldığı söylenmektedir. (Gülnar, Mut)
y. Cahit Öztellinin 1957de yaptığı bir araştırmaya göre Mersinde bir gencin ölüsünün çalgı çalınarak götürüldüğü görülmüştür.
z. Bulgar Dağı yörüklerinden olan Bahşiş ve Kemik obalarında mezarın başına kırmızı renkte bir bayrak takılıp bayrağın altına şeker konur.
Çocuklar da her gün ibadet eder gibi bayrağın altından şeker alıp yerler.
III. Ölüm Sonrası ile İlgili İnanış ve Uygulamalar
a. Ölü evinden çıkan doğruca kendi evine giderek ev halkından kimse ile konuşmadan önce tuvalete gidip el ve yüzünü yıkadıktan sonra ev halkı ile konuşur. (Kadirli, Kozan, Mersin)
b. Bir evden ölü çıkınca üç gün o evden ocak yanmaz. Üç gün ev sahiplerinin yiyeceğini komşular sağlar. (Mersin, Silifke, Mut, Adana)
c. Yörüklerde ve Çukurovanın geniş bir kesiminde, cenaze evinde o gün ölü gömüldükten sonra Kazma Tıkırtısı denen bir ziyafet verilir. Bu ziyafetin bütün masrafları komşular tarafından karşılanır. (Mersin)
ç. Ölümden itibaren üç gön geceleri ölünün yıkandığı yere su dolu ibrik . konur.Sabahlan sular boşaltılır. (Kadirli, Kozan)
d. Cemaat mezarlıktan döndükten sonra ölü evine taziye denilen ziyaret yapılır. Ölü evine yedi adım uzaklıkta bulunan bütün komşular evdeki sulan dökerler.
e. Türkmenlerde, genç ölmüş bir adam gömüldükten sonra, bindiği atı süsleyip, ölünün üzerinden çıkan elbiseyi ağaca giydirip köyün kadınları donatılmış bu at ve giydirilmiş ağacın karşısına geçerek ağıt yakıp ağlaşırlar. (Mersin)
f. Zaman geçirilmeden ölenin ıskatı verilir, hayn yapılır. Ölenin giyecekleri yoksullara verilir, bu giysilere soyka denir. (Mersin, Adana, İskenderun)
g. Ölü evine üç gün süre ile taziye için gelenlere özellikle Çukurovanın doğu ve iç kesimlerinde Gümğüm denilen büyük cezvelerle pişirilen kahve ikram edilir. (Kadirli, Kozan, Dörtyol, iskenderun)
h. Ölü öldükten üç gün sonra helvası, yedi gün sonra yemek ve mevlüt, kırkıncı gün lokma dağıtılır. Üçüncü gün can helvası yapılmazsa ölünün ağzının köpüğünün gitmeyeceğine ve ölünün muzdarip olacağına inanılır. (Adana, Mersin, Kadirli, Kozan, Dörtyol)
ı. Türkmenler arasında yedi gün sonra ölünün,canı için tuz dağıtılır.Üç ay geçince ölUnün canı için helva yapılıp dağıtılır, aradan sene geçince de kurban kesilir.
i. Ölülerin her perşembe günü evleri ziyaret ettiğine inanılır. Ateşe çiğ yağ atılarak Ocaktan geçmişlerin payı olsun denilir. Yağın kokusunu duyan ruhlar unutul-madıklannı anlayıp sevineceklerine inanılır. (Kozan, dörtyol, Bahçe)
j. Bayramlarda mezarlara ziyarete gedilir ve mezarların üzerine şeker bırakılır. O şekerleri çocuklar toplar ve ölünün hayrına yerler (Kadirli)
k. Gülnarda ölü öldüğü gün mezarın üzerine örtülen dikenler kırkıncı günü kaldırılır, kırk yasin okunur. Elli ikinci gecesi de eğer varsa vasiyetnamesi okunur.
1. l Mart 1938 tarihli Aylık Mersin Halkevi Dergisinin 3. sayısının 10-11 sayfalarında Taha Torosun Toroslarda Tahtacı Oymakları isimli yazısının Ölüm Adetleri bölümünde; Tahtacıların ölülerini kendilerine ait mezarlığa gömdükleri, eğer yolda ölmüşse ve civarda Tahtacı mezarlığı yoksa ölüyü al bir katıra yükleyerek al bayraklar ve bezler sararlar. Ölen erkekse ve büyükse cenazenin önünde giderken içki içerler. Ölüyü gömdükten sonra önce ölü sahibinin evinde mükemmel bir içkili yemek yerler. Toroslarda (Bozantıda) Tahtacı mezarlığı olmadığı için burada oturanlar ölülerini Belemedikte Tahtacı mezarlığına götürürler, biçiminde bir ifadeye rastlamış bulunmaktayız.
m. içelde mezar taşlarına ölenin neden öldüğünü belirten motif yapma geleneği de yaygındır. Mesela; o kişi öldüriilmüşse bıçak ya da tabanca resmi/hastalıktan ölmüşse külah resmi, suda boğulmuşsa bardak resmi yapılmaktadır.
iskenderun mezarlığı ve iskenderun Mezar Taşlarının Dili konusuna gelince bilindiği gibi mezar taşlan şekil ve işlenişi bakımından Türkün sanat ruhunun inceliğini, kitabeleri ile de hayat görüşünü sergiler. Mezar taşlarındaki yazılar Dil, Halk Edebiyatı ve Sosyoloji gibi sahalan ilgilendirir.
Kültürün ve duygulann yansıdığı ülkenin tapu senetleri olarak gördüğmüz mezarlıklar sanat ve edebi açısından muhafaza altına alınması gereken değerlerimizdir.
Bizde mezar taşı dikme ve mezar taşına yazı yazma adetinin ne zamandan beri var olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Elimizdeki en eski deliller Köktürk karakteri ile yazılmış Yenisey abideleridir. Yeniseyin güneyi ile batısında yer alan taşların bazılarının beşinci yüzyıl veya daha önceye ait olduğu sanılmaktadır. Bugün Türkiyede mezarlıkların büyük bir bölümü terkedilmiş görünümünde olup bakımsız durumdadır. Mezarlıklar üzerine Türkiyede fazla çalışma yapılmamıştır. Son yıllarda bu alanda çalışmaya başlayan kişilerin sayısı da parmakla sayılacak kadar azdır.
Konumuz olan iskenderun Mezarlığının oldukça bakımlı ve düzenli oluşu dikkatimizi çekmiştir.
Bu mezarlık iskenderun Uluçınar yolu üzerinde oldukça geniş bir alanda kurulmuştur. Bu geniş alanda mezarlar planlı bir biçimde düzenlenmiştir. Büyük çam ağaçlan yaz kış yeşilliğini korumakta genelde ürkütücü olan mezarlık görünümü çeşit çeşit çiçekleri, her tarafında1 akan sulan ile bakımlı bir park görünmüne sokmuştur.
Bu mezarlıkta mezarlann çoğu beyaz mermerden yapılmış, oldukça süslü ve değişik şekillerden meydana gelmiştir. Bu mezarlardan iki ya da dahafazla katlı olanlar olduğu gibi oldukça yüksek ve üzeri beşik şeklinde örtülmüş olanları da bulunmaktadır. Bazı mezarlarda ölen kişinin fotoğrafı ve değişik çiçek motifleri (özellikle karan-filçiçeği), bülbül motifleri dikkat çekmektedir.
Aile mezarlıklanndan bazıları demir parmaklıklar içinde diğer mezarlardan aynlmıştır. Genelde mezarlığın ön tarafında ölen kişiye ait ölüm ve doğum tarihi, arka tarafta ise yine ölen kişiyle ilgili yazılan bulunmaktadır.
Bu mezarlığın ilginç yönlerinden biri de diğer dinlere mensup kişilerin mezarlarının da aynı alan içinde olmasıdır. Katolik, Ortadoks ve Protestan mezhebinde olan kişilerin mezarlan da birbirinden aynlmıştır.
iskenderun genel yapısı dolayısıyla oldukça kanşık bir yapıya sahiptir. Ayrı dinden olan kişilerin mezarlıkları ile müslüman mezarlıkları aynı sahada bulunmaktadır.
Bu mezarlıklar içinde en uygun olanı L. Antuvan Maksumenin aile mezarlığıdır, istiklâl Maksume için yapılmış olan bu mezarlık mermerden ev -şeklindedir. Dışı oldukça süslü olan ev şeklindeki bu mezarlıın bahçe bölümünde bir de havuz bulunmaktadır. Etrafı demir parmaklıklarla çevrili ev biçimindeki bu mezarlığın içi de dışı kadar güzel olup evin üstünde de temsili bir melek heykeli bulunmaktadır.
Gayrimüslümlere ait olan mezarlarda müslüman mezarlarında olduğu gibi yazı bulunmayıp sadece haç işareti ile doğum-ölüm tarihleri ve kişilerin adı bulunmaktadır. Bazılarında ise melek motifleri yer almaktadır.
Mezar taşlannın dili ayrı bir anlam taşımaktadır. Bu yazılar okuyan kişiyi derinden etkileyecek kadar duygusal ve gerçekçidir. Mezar taşlan üzerindeki yazılan belli bir sınıflandırmaya tabi tutarsak;
a. Fatiha isteyenler
b. Öldüğü günü belirtenler
c. Ölüm nedenini işaret edenler
ç. Geride bıraktıkları ile ilişkiyi sürdürdüğünü belirtenler.
d. Felekten, kaderden yakınanlar duygularını içtenlikle dile getirmişlerdir