Sponsor Reklam-5
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
  1. #1
    Status
    Offline
    TTS
    TTS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Azimli Defineci
    Erkek Şubesi
    Üyelik tarihi
    30.11.2013
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    172
    Tecrübe Puanı
    15
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Duyular dışı yetenekler

    İnsan Beş Duyuyla Sınırlı Bir Varlık Değildir
    İçinde bulunduğumuz şuur halinde, hiç birimiz insan bedeninin yeteneklerini ve kapasitesini tam olarak çözmüş değiliz. Çünkü hakikatleri daima görünende arıyoruz. Oysa gerçekler, hakikatler görünmeyende bulunmaktadır. Yani görünen görünmeyenin sembolik bir yansıması tarzındadır.
    İnsan sonsuz bir enerjinin dünyadaki yansımasıdır. Ruhsal varlık dünyada çeşitli tecrübeler ve tatbikatlar yapabilmek için, bizlerin beden veya vücut ismini verdiğimiz aracı meydana getirmiştir. İşte duyu organlarımız da bu aracın belli bir seviyede kullanılmasını, varlığın maddeyle olan temasını ve tecrübelerini yapmasını sağlayan aygıtlardan bazılarıdır.
    İnsan sadece 5 duyusuyla sınırlı bir varlık değildir. Çünkü hakikatler 5 duyunun algılarıyla sınırlı değildir. Duyu organlarımız var olan her şeyi sembolik olarak bize nakleder. Neden? Çünkü dünyada her şey son derece sembolik bir şekilde yaşanmaktadır. Yani aslına bakacak olursak, herkes dünyada ne yaptığını, ne için yaşadığını tam olarak bilmeden yaşamaktadır. Ve duyu organlarımız da insanın bu derin sorularına gereken cevapları verememektedir.
    Çünkü duyu organlarımız, içinde bulunduğumuz çağda büyük bir yüzdeyle insana mutluluk, haz, konfor, nefsi tatmin gibi beşeri hisleri yaşatmaya alet edilmiştir. Bunun sonucu olarak da evren ve insan, bu sınırlı duyularla anlaşılmış ve açıklanmıştır. Elbette belli bir seviyeye kadar birtakım basamak gerçekliklere duyularımızla ulaşabilmişizdir. Fakat bir noktaya gelinmiş ve takılıp kalınmıştır. En müteal bilgileri bile duyu organlarımızın kapasitesine indirgeyerek, Ruh’u, Evren’i hatta Tanrı’yı bile duyularımızla hissetmeden, teşhis etmeden kabul etmez bir seviyeye ulaşmış durumdayız.
    Tevrat’ta Musa’nın Sina dağında Tanrı’yı görmek istemesi ve sonuçta her yerin kül olması bunu anlatmaktadır. Bu, duyu organlarımızla ve duyu organlarımızın bizde meydana getirdiği şuur seviyesi ile duyu organlarımızın çok daha üstünde titreşimleri olan kapsamlı tesirleri, ilahi enerjileri algılayamayacağımızı anlatan, yüksek seviyeli realiteleri kaba realitemizle, dar şuurumuzla, duyu ve duygularımızla idrak edemeyeceğimizi anlatan bir meseldir.

    Duyular Dışı Ne Demektir?

    Aslında duyular dışı-içi, üstü-altı diye bir ayırım yapmak çok anlamsızdır. Fakat günümüz bilimi ve anlayışı 5 duyu adı verilen algı araçlarımızı insanın yegane algılamaları olarak kabul ettiği ve insanı bunlarla sınırlı bir varlık olarak gördüğü için, bu sınırların dışında kalan varlığın yetenek ve algılarını ifade edebilmek için Duyular Dışı ifadesi kullanılmak zorunda kalınmıştır. Aslında bu yetenekler mevcut 5 duyumuzun daha ince vibrasyonlu uzantılarından başka bir şey değildir. Örneğin duruişiti, duyu organımızın; durugörü, görme duyumuzun; dermooptik algılama dokunma duyumuzun daha ince ve yüksek seviyeli uzantılarından başka bir şey değildir. Telekinezi, telepati, radyestezi vs. gibi yetenekler; bilinen, keşfedilen yasaların dışında mevcut olan daha yüksek seviyeli yasaların tezahürlerinden başka bir şey değildir. Tüm bunların kaynağı Ruh’tur. Ruhsal Enerji’nin, Ruh’un sonsuz potansiyelidir.

    Duyular Dışı Yetenekler Ruhun Bedende Tezahürünün Doğal Bir Sonucudur

    Duyu organlarımızın algılama seviyeleri belli sınırlar içerisinde geçerlidir. Yani kulağımız belli frekanslar içerisindeki titreşimleri duyabilir; gözümüz, belli uzaklık, aydınlık vs. sınırların içindeki objeleri görebilir; dilimiz belli oranlardaki tatları algılayabilir; burnumuz belli kokuları algılayabilir; derimiz belli sıcaklık, soğukluk, sertlik ve yumuşaklıktaki, kaba vibrasyonlar içerisinde tezahür eden cisimleri hissedebilir.
    Yani sonuç olarak 5 duyu organımızın algılama kapasitesi belirli sınırlar içerisinde kullanılmaktadır. Aslında duyularımız çok daha hassas ve sınırları geniş algılamalar yapabilecek şekilde organize edilmişlerdir. Fakat günümüz insanının bunları kullanabilirliği bildiğimiz ölçüler içerisindedir.

    Yeniçağ’da İnsanın Ruhsal Yönleri Daha da Açık Olarak Ortaya Çıkar

    Zaman ilerledikçe, ruhsal yetenekler, insanlarda özellikle de çocuklarda ve gençlerde yoğun olarak artmaktadır.
    Örnekler:
    Geçtiğimiz haftalarda İRAD’a (İzmir Ruhsal Araştırmalar Derneği’ne) bir bayan iki çocuğuyla birlikte kitapları incelemek için geldiler. Yaptığımız sohbet sonucunda anne, çocuklarının yaşadığı değişik olaylardan bahsetti. 7-8 yaşlarındaki çocuklarla yaptığımız konuşmada yaşadıklarını şöyle anlattılar: Kısa bir zaman önce bayan kızıyla birlikte bir kitapçıya girmiş, bir kitap beğenip almaya karar vermiş. Fakat küçük kız annesine “Anne bu kitabı alma, bu kitabın içinde yazarın kendi yanlış görüşleri ve yorumları var. Zannettiğin gibi bir kitap değil bu.” demiş. Şaşkın anne, çocuğa bunu nereden bildiğini söylediğinde, kız, bunu hissettiğini söylemiş. Anne bunu kale almayarak kitabı satın almış. Ve okumuş. Okuduktan sonra da şaşırıp kalmış. Çünkü kitap gerçekten de yazarın kendi yanlış yorum ve kanaatlerinden oluşmaktaymış. Bu küçük kıza büyüyünce ne olacağını sorduğumuzda bize, “Ben dünyaya sevgiyi yaymakla görevli olarak geldim. Sevginin yayılması için insanlara hizmet edeceğim” cevabını verdi. Peki, sence gelecek nasıl bir dünya olacak sorumuza ise şu cevabı verdi: “İnsanlar gelecekte savaşmayacaklar, hayvanları yemeyecekler, bitkilerle beslenecekler, aralarında büyük bir barış ve sevgi hüküm sürecek.” gibi şeyler söyledi. Bunları nereden bildiğini sorduğumuzdaysa, bunları hissettiğini ifade ediyordu. Kardeşi olan oğlan da çok zeki bir çocuktu. Söylediğine göre insanların düşüncelerini bilebiliyormuş. Ayrıca küçük yaştan beri odasına çekilip oyuncaklarıyla oynarken gökyüzünden gelen sevimli dostlarının kendisini başka yerlere götürdüklerini ve oyunlar oynadıklarını da bize anlattı.
    Bir başka misal yine bir kız çocuğu ile ilgili. Henüz 11 yaşında olan bu çocuk da 2 yaşından beri olağanüstü resimler yapmakta. Yaptığı hiçbir resim birbirine benzemiyor. Ve görenler olgunluk çağında bir ressamın fırçasından çıktığını zannediyorlar. Bu çocuk ise asla bu konunun gündeme gelmesinden hoşlanmıyor. Yaptığı resimler ise hiç de bu dünyaya ve bu boyuta ait resimler değil. Her biri bir ruhsal mesaj taşıyor.
    Yine başka bir ailenin 10 yaşındaki oğulları ise odada oynarken babasının arka odanın çekmecesine koyduğu eşyayı, bağırarak “Baba onu niçin çekmeceye koyuyorsun?” diyebiliyor. Okulda arkadaşları bir şey istemeden birkaç saniye önce kalemi veya silgiyi uzatıyor ve arkadaşlarını şaşırtıyor.
    Ayrıca hiçbir konuda bilgisi olmayan, tek bir kitap bile okumamış bazı insanlar sadece sezgilerine göre öyle enteresan ve yerinde şeyler söylüyorlar ki, insanın bütün bunları 5 duyu kalıplarıyla çözebilmesi ve ifade edebilmesi mümkün değil.
    Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Her ailede, her çevrede artık bu tip şeyler yaşayan insan var. Günden güne de artıyor.
    Bir yandan yetenekler artarken bu tip konulara olan ilgi de gitgide artmaktadır. Bu ilgi artışının görünen nedenleri merak gibi görünse de, görünmeyen yanı varlıkların kendileri hakkındaki bilgileri elde etme ihtiyacıdır.
    İnsanlık tarihine baktığımızda en önemli buluşlar, en büyük sanat eserleri, daima duyular dışı algılamalarını kullanabilen varlıklar tarafından meydana getirilmiştir.

    Enerjilerin Yansıması DDA Olarak Tezahür Eder

    Var olan her şey bir enerjinin yansımasıdır. Duyular Dışı Yetenekler de çeşitli enerjilerin yansımasıdır. Yani dünya sisteminde geçerli olan mevcut kanun ve ilkelerin dışındaki birtakım kanunların devreye girmesi sonucunda meydana gelen enerji dönüşümleridir.

    DDA Geliştirilebilir Ama Bu Konuda Niyet Çok Önemlidir

    Kuru kuruya DDA’nı geliştiren insan hiçbir ilerleme elde edemez. Önemli olan bu yeteneklerin arkasındaki bilgileri idrak edebilmektir. Bir telepatinin, bir durugörünün neyin yansıması olduğunu anlayabilmektir. Haberci bir rüyanın meydana gelişindeki yardımlaşma ve dayanışmanın farkına varmaktır önemli olan. Yoksa “Ben bir rüya gördüm, daha sonra aynısı çıktı. Vay be, ne adamım ben, demek bu tür üstün yeteneklerim de varmış.” dendiği zaman ilerleme yerine gerileme içerisine girilebilir. Bu, sırf vücudum güzel görünsün diye vücut geliştirmeye benzer. Geliştirir, geliştirir, günün birinde öyle bir hale gelir ki, insanlardan farklı olduğu zannıyla o kişiyi komplekslere ve değişik eprövlere sokabilir.
    Aslında en büyük yetenek ne telepati, ne durugörü, ne de diğerleridir.
    En büyük ve en kutsal yetenek hiç de öyle zannedildiği gibi olağanüstü bir yetenek değildir.
    Ama bu yeteneğin uygulanabilmesi ve geliştirilmesi halinde insana kazandıracağı şeyler sonsuzdur.
    Nedir bu yetenek? Sevgidir.
    Sevebilmek varlığın ve evrenin en yüksek seviyeli yeteneğidir. Ve var olan her varlıkta bu yetenek mevcuttur. Varlığın varlık olabilmesi bu kozmik sevginin sonucunda gerçekleşmiştir.
    Eğer kendimizi gerçekten geliştirmek, ruhsal bilgileri uygulamak istiyorsak, çeşitli paranormal deneylere girmek istiyorsak, öncelikle sevebilme yeteneğimizi geliştirmeliyiz.


  2. #2
    Status
    Offline
    aga_0074 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Öğretici Defineci
    Üyelik tarihi
    20.04.2008
    Yer
    DİYARBAKIR_AMED
    Mesajlar
    4.878
    Tecrübe Puanı
    360
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    Emegine saglik kardesim
    **İNANCA SAYGI DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK**

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Define İşaretleri

Nasıl Polis Olurum