Sponsor Reklam-5
3 sonuçtan 1 ile 3 arası
Ağaç Şeklinde Aç5Beğeni
  • 2 gönderen TTS
  • 2 gönderen aga_0074
  • 1 gönderen philippus

Konu: Su kristallerinin sırları

  1. #1
    Status
    Offline
    TTS
    TTS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Azimli Defineci
    Erkek Şubesi
    Üyelik tarihi
    30.11.2013
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    172
    Tecrübe Puanı
    15
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Su kristallerinin sırları

    Ülkemizde “SUDAKİ MUCİZE, SUYUN BİLİNMEYEN GÜCÜ, SUYUN GİZLİ MESAJI” gibi adlarla çıkan Masaru Emoto’nun suyla ilgili ilgili çalışmalarında keşfettiği başdöndürücü konular var.

    Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto ise, içinde 70’ten fazla kristal resmi bulunan Su Kristalleri adlı kitabında: “Su cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir.” diyor. Prof. Emoto’nun suyun biyo-fizikî özelliklerini araştırarak ortaya koyduğu gerçekler, yeni bir döneme kapı açacak gibi.
    Emoto, üç yıl kadar önce mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfetti. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış çevre tesirlerinin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor.
    Sanacell sağlık firmasının davetlisi olarak, temmuz ayında Berlin Teknik Üniversitesi’nde 1.200 kişiye konferans veren Prof. Emoto, su kristallerinin nasıl farklı şekillerde davrandığını, büyüleyici bir yapı göstermesine karşılık, temiz dağ suyunun berrak ve düzgün kristal yapıları ihtiva ettiğini tespit etti. Ayrıca, çocukları, su ile konuşturarak su kristallerinin verdiği tepkileri gözler önüne serdi. Emoto, on iki yıl süren çalışmaları ve yaptığı on binlerce deney neticesinde, suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı.
    Çekilen kristal fotoğraflarında suyun verdiği mesaj çok açık; sevgi ve minnettarlık gibi duygular fıtrat tarafından tasvip görmüştür. Yani sevgi ve minnettarlık, fıtratın özüdür. Su, ne kadar sevgi, duygu ve ahenk dolu söz ve musiki ile karşılaşırsa; altıgen kristal yapısı da o kadar güzel ve düzgün olmaktadır. Meselâ çekilen fotoğrafların birinde suyun yanında “şeytan” dendiğinde, kristaller kaotik bir biçime girerken, diğerinde de güzel sözlerle dua edildiğinde, suda, berrak ve estetik yapısı ile mükemmel bir altıgen ortaya çıkıyor. Emoto, bu çalışmalarıyla görünmeyen bir ruh âleminin varlığına da işaret ediyor.
    Emoto, araştırmasıyla suyun sadece hafızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır. Meselâ iki kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor. Birine teşekkür, diğerine aptal yazılıyor. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor. Netice çok enteresan: “Aptal” denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor. Diğerinde ise; pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor. Bu da gösteriyor ki, kötü ve iyi sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor. Öyleyse Allah’ın nimet ve ihsanlarına karşı, zikir, fikir ve şükür vesilemizi hiç unutmamamız gerekiyor. Bilhassa Bismillâhirrahmanirrahîm ile Elhamdülillah hiç unutulmamalıdır.
    Başlangıçta söylenen bir söz var ve bu söz ince maddî bir titreşime, şekil oluşturan bir sese dönüşüyor. Ve sonra tekrar belli bir bilgi haline geliyor. Su, böyle frekansları en açık bir şekilde ispatlanabilir olarak çeken bir maddedir. Su kristallerinin şekli, dünyanın nasıl bir durumda olduğunu gösteriyor. Meselâ; Berlin, Londra veya Paris’teki klorlu çeşme sularının dejenere olmuş kristal yapılarına karşılık; temiz kaynak suları estetik ve çok ince dizayn edilmiş altıgen yapılar göstermektedir. Bu geometrik şekil, tabiattaki bütün hayat olaylarının temel biçimini oluşturuyor. Heavy-Metal müzik ve küfür sözlerinin aksettiği suyun kristal yapısı, yapılan deneylerde tamamen parçalanıp dağılarak eski kristal formları binlerce parçaya bölünüyor. Vücudumuzun % 70 gibi büyük bir kısmının sudan oluşması gerçeği de, bizim, diğer insanlarla ve tabiatla olan münasebetlerimize dikkat etmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.
    Japon bilim adamı Prof. Masara Emoto, su kristalleriyle ilgili çalışmasında iki önemli olayın rol oynadığından bahsediyor: Biri, 12 yıl kadar önce Amerika’da; “Manyetik rezonans analiz cihazı” denen ilginç bir âlete rastlamasıdır. Bu âlet sayesinde sıvı ve canlı organizmalardaki belli frekanslar ölçülebiliyor. Diğeri ise; kar tanelerinin hiçbirisinin birbirine benzememesini bir yerde okuması. Kar da sudan meydana geldiği için, su kristallerinin de farklı olabileceğinden hareket etmiş.
    Su Kristalleri adlı kitabında suyu çeşitli yönlerden ele alan Prof. Emoto, çalışmalarının ilmî temelini oluştururken, din gerçeğini de göz ardı etmiyor. “21. yy’da en önemli olayın ilimle dinin yeniden buluşması olacağını düşünüyorum. Eğer din olmasaydı insan aptallaşacak, modern ilim de hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktı.” diyor.
    Emoto, su kristallerinden edinilen bilgilerden depremin önceden tespit edilebileceğini söylüyor. Bunun için evvelâ deprem olan bölgelerdeki su kristalleri hemen incelenerek, suyun buna verdiği tepki gözlenmelidir. Daha sonra bilgisayar bağlantılı mini mikroskoplarla sürekli bu bölgelerdeki su kristallerinin bir merkezde değerlendirilerek takip edilmesi gerekiyor. Zira deprem bölgelerinde yeraltında meydana gelen değişikliklerin bir anda olmayıp, günler, hatta haftalarca sürdüğünü ve bu değişikliklerin oradaki su kristallerinden takip edilebileceğini söylüyor. Su kristallerinin fotoğrafının çekilmesi de şöyle oluyor: Önce su eksi yirmi derecede donduruluyor. Sıcaklığı eksi beş dereceyi bulduğunda kristal ortaya çıkıyor. 5 mm’lik buz parçasında ancak 25 mikron, yani 0, 025 mm büyüklüğünde bir kristal oluyor. Bu yüzden bunun 200 defa büyütülmesi ve bu esnada en ufak bir titreşimin meydana gelmemesi gerekiyor. Su kristalleri de yaklaşık elli-altmış saniye, buzun sıcaklığı sıfır dereceye ulaşana kadar görülebiliyor…(III)
    DUA VE KURAN-I KERİM İLE TEDAVİ
    Kur’an-ı Kerim okumak veya dinlemek, ezan okumak, dinlemek ve hafif veya yüksek sesle dua etmek, grup yani cemaat halinde dua etmek, topluluğa dua ettirmek, gıyaben dua etmek veya ettirmek İslam’da oldukça önemli olan hususlardandır. Keza, belli bir ritm ve makamla Kuran okumak da öteden beri yapılmakta olan bir ibadet, bir alışkanlıktır ki bu husuta “Kuranı Kerimi tertil üzere okuyun” ve “Kuran okunurken susup onu dinleyin ki merhamet olunasınız” ayetleri, bu araştırma ışığında keşfedilebildiği kadarıyla şimdi kısmen yerine oturmuş bulunuyor. İleri de daha neler keşfedileceği belli değildir. Ayrıca bütün ilimler ve Kuranın gösterdiği her şeyin keşfedileceğine ve insanlığın onu takdir etmesine çok az kaldığına olan inancımız tamdır. Çünkü bu devran bitmeden, onun mucizeliği bir kez daha gün gibi ortaya çıkacaktır. Ayrıca “Kuran okurken onu seslerinizle süsleyin” hadisi şerifi de, bu araştırma ile farklı bir anlam kazanıyor. Çünkü sesli ve güzel nağmelerle okunan Kuranı Kerim veya Duaların, insan psikolojisi ve ruh üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Çünkü Ezan, Dua ve Kuran, ruhun manevi bir gıdası ve şifası olarak olarak, insanın bu konudaki ihtiyacını gidermeye musiki veya diğer güzel etkilerden daha yakın ve daha uygundur. Hemen herkes bir şekilde mutlaka dua yapar ve dinlerken de saygıyla dinler. Çünkü bunlar, ruha bir huzur ve sükûnet kazandırıyor.
    Prof. Emoto, “Su Kristalleri” üzerine yaptığı deney ve araştırmalar sırasında dua konusunu da test etmiş ve buna kitabında dikkat çekmiştir. Bu nedenle Kuran, Ezan, Namaz, Zikir vs. gibi dini ibadetler ve merasimlerin ötesinde sadece belli dillerde “dua” edilerek yapılan deneylerde ortaya çıkan su kristallerindeki değişikler bile bize dua ile “ruhsal” ve hatta “fiziksel” hastalıkların bile tedavi edilebileceğini göstermeye yetmektedir. Prof. Emoto, özellikle İslami konular ve İslam Kültüründeki dua, ezan, zikir ve Kuran okuma gibi konular üzerine bir araştırma yapmış değildir… Ama insanlığın ortak olarak yaptığı ve ortak dili dua üzerine yaptığı test bize bu konudaki gerekli ipuçlarını vermektedir. Esmaü’l-Hüsna, Ezan, Kuran ve öteden beri yapılan tevhit hatmi, 4444 adet olarak okunan Salât-ı Tefriciye veya Salaten Tüncina hatimleri ile Tarikat geleneğinde var olan “zikir” ayinleri vs. gibi İslami motifler üzerine bir araştırma yapılsa eminim daha pek çok şey ortaya çıkacaktır. Ayrıca bu kitabın konusu olan tekrarlanarak yapılan dualarla tedavi için tuza, suya veya bizzat hastaya dokunarak yapılan okumanın da öteden beri büyük bir gerçeği ve tedavi de yerinin önemine dikkatinizi çekmek isterim. Belki de verilen bilgilerle siz zaten bu konuyu düşünmeye başladınız bile…
    Duanın etkili olabilmesi için sağlam ve kesin bir inançla tam bir teslimiyet şarttır. Çünkü bu inanç ve teslimiyet hem su kristallerinden oluşan vücudumuzu hem de ona hayat veren ruhumuzu bu işe hazırlayacaktır. Kalbe veya kafaya giren küçük bir şüphe, sisteme giren bir virüs gibi, duanın etkisini ortadan kaldırabilir, okunan formülün terkibini bozabilir.
    Dua yapılmadan önce ve dua yapıldıktan sonra değişen su kristallerinin tespit edilen resimleriyle müzik dinletilen veya güzel ve çirkin sözler söylenen su kristallerine örnekler:
    DUA EDİLEN SU KRİSTALLERİ
    DUA EDİLMEDEN ÖNCEKİ HALLERİ
    DEĞİŞİK KELİMELER SÖYLENEN KRİSTALLERE BAKALIM
    Merhametten (Shan) sevgi, güzellik anlayış, minnettarlık, anlayış, cömertlik, yardım, sempati ve bunlar benzer şeyler üretilebilir. Kristaller bize evrenin Doğruluk-Şevkat-Hoşgörü “Zhen-Shan-Ren” prensiplerini özümsersek, en yüce uyum ve mutluluğu, aksi takdirde şiddetli acı ve çirkinlik gibi negatifliklerle yüz yüze kalacağız. Son birkaç dakika içinde, bu deneylere çabucak göz atarak kristallerin bizi içerisine soktuğu harikalar diyarına bir girmemize izin verin.
    Bu deneylerde, suya “Bilgelik”, “Kozmos”, “Sevgi” ve “Teşekkürler” kelimeleri, Japonca, İngilizce ve Almanca dillerinin her birinde gösterildi. Kullanılan su aynı standartlarda arıtılmış su idi. Sonuç olarak oluşan kristaller, dillerdeki farklılıklara rağmen, şekil olarak benzer idiler.

    Suya okunan ayetler, özellikle Ayete’l-Kürsi, Yasin-i Şerif, İhlâs, Felak ve Nas surelerinin etkilerini ölçmek isterdik. Ancak buradaki örnekler, bu konudaki kanatimizi ifade etmeye yetiyor. Kesinlikle şunu anlıyoruz ki, okunan her ayet veya her dua ayrı bir kristal oluştuurp şifa kaynağı haline gelebiliyor. Zemzem suyunun niyetle içilmesi, abdest suyunun diğer suların karışmadığı ayrı bir kana sevk edilmesi veya ayet ya da dua okunup da yıkanılan suyun ayakaltına dökülmemesi gibi hassasiyetlerin öteden beri dini bir hassasiyet olması çok anlamlıdır.
    “DUA İLE RUHSAL TEDAVİ” adlı kitabımızda da değindiğimiz gibi, ruhun bir atmosferi vardır. Ruhun atmosferi de, dünyanın atmosfer yapısı gibidir. Dünyanın atmosferinde bulunan katmanlar aynen ruhun atmosferinde de vardır. Çünkü insan küçük bir dünya; dünya büyük bir insandır. Suyu etkileyen musiki, zikir ve tespihler ve dualar, sudan yaratılmış olan ve halen vücudunun dörtte üçü, yani tamamına yakını su olan insanı neden etkilemesin? O halde yıpranan yerlere yığınak yapmak, ruhu dua ile koruma altına almak ve ruhsal sıkıntıları dua ile tedavi etmek de mümkündür hatta oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak tıbbı da bir kenara koymak mümkün değildir. Daha doğrusu tıbbın başa çıkamadığı ruhsal rahatsızlıkları dua ile tedavi etmek gerekir.

    aga_0074 ve philippus bunu beğendiler.

  2. #2
    Status
    Offline
    aga_0074 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Öğretici Defineci
    Üyelik tarihi
    20.04.2008
    Yer
    DİYARBAKIR_AMED
    Mesajlar
    4.893
    Tecrübe Puanı
    360
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    emegine yuregine saglik
    philippus ve TTS bunu beğendiler.
    **İNANCA SAYGI DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK**

  3. #3
    Status
    Offline
    philippus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Azimli Defineci
    Üyelik tarihi
    29.07.2012
    Yaş
    39
    Mesajlar
    180
    Tecrübe Puanı
    14
    OTOMATİK REKLAM

    Standart

    teşekkürler ustam çok önemli bir konu..
    TTS bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. XP’nin Bilinmeyen Sırları
    By aga_0074 in forum BİLİNMEYEN GİZEMLER VE SIRLAR
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 28.06.2014, 02:17
  2. Istanbul'un sırları burnumuzun dibindeki kolezyum
    By redkit in forum DEFİNE & ARKEOLOJİ HABERLERİ
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.02.2014, 21:45
  3. Tarihin Bilinmeyen Gerçekleri Ve Sırları Mutlaka Okuyun
    By aga_0074 in forum BİLİNMEYEN GİZEMLER VE SIRLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.12.2013, 22:55
  4. Define Arama Sırları ve Kim Nasıl Gömdü
    By aga_0074 in forum İŞARETLERİ ÇÖZERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.07.2013, 02:01
  5. duaların sırları
    By ömerxx in forum DİNİ KONULAR
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 31.03.2012, 16:09

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Define İşaretleri

Şehirler arası nakliye - Full İndir - resim yükle