Otur, dinlen burada, düşün, tefekkür et;
Bir yanda hayat, ortada cami, yanda mezarlık
Dedikodu, gıybet yapma, ya hayır konuş, ya sükut et;
Oku mevtaların ruhuna, yapamazsan rab’bini zikret.

Yüksek sesle konuşma, kahkaha ile gülme;
Gülmek kalbi öldürür, gözyaşı affa vesile.
Yüce rab’bine sığın, ondan affını dile;
Selam olsun yüce veli, akbaba sultan hazretleri’ne.

Zor bulursun böyle bir yer, sana ilham verecek;
Manevi sıkıntını, acını dindirecek.
Gerçek bir inanışla bakarsan etrafına;
Bu bakış, hayatına yeni bir yön verecek.

Düşün demiştik sana, sözümüzün başında;
Ergeç herkes yatacak, şu musalla taşında.
Eğer dürüst olursan bütün dünya işinde;
Korkma, inşallah korkma, bu ömrün bitişinde.

Bak, soldaki ağaçlık, mezarlıktır orası;
Genç, ihtiyar demeden, gider gelen sırası.
Kelime-i tevhit’le, verirsek son nefesi;
Kurtuluşa erenlerden, oluruz inşallah.

Cami, türbe, mezarlık, musalla birarada;
Bilinmez ki yarın acap, hangimiz var sırada.
Daha sıram var deme, bakarsın beklenen sıra bozulur;
Büyükbaba dururken, torunun kabri kazınır.

Bu ne hikmettir ki ya rab, sebebi sence malum;
Kabre konduğum zaman, ne olur benim halim
Ne malım fayda verir, ne de evlad-ı eyalim;
Benimle gelen sadece, kefenimle amelim.

İşte, bunları düşün, düşün bak da ibret al;
Vaktin olursa eğer, ihmal etme gene gel.
Böyle bir yer bulamazsın, tefekküre dalacak;
Sıkıntıdan kurtulup, kalbe huzur dolacak