Kardeşlerim işkence sırasını bekliyor başkentte…
Binaların kim bilir kaçıncı kat yerin dibinde, sese ses vermeyen nemli mahsenlerde, çentik döşüyorlar küflü duvarlara…

Ar geliyor, Hamza gibi ciğerden vurulmak varken, böyle ölüm korkusunu hissetmek. damarlarının bir anlık atışında,

Ar geliyor Busayr gibi vurulmak, toprağın en tozlu, en çamurlu, yerine boylu boyunca uzanmak varken, böyle saatlerin geçmesini beklemek sabırsızlığı var ya.

Ar geliyor yasircesine azraile gülümsemek varken teslim olmak utancını taşımak alınlarında bir ömür boyu . Ve ağırtmak saçları, günsüz dehlizlerde korkaklar gibi.
Ar geliyor….

Biliyorlar kırılan kolun, yakılan tenin, yolunan saçın ızdırabını.. susuzluğun, açlığın, havasızlığın ,ışıksızlığın, sessizliğin nasıl bir kahır yükü bırakacağını omuzlarına. Nasıl iz yapacağını zihinlerine

Biliyorlar soğuktan moraran ellere hohlamanın güç yetirememenin ne demek olduğunu. Kamçı kamçı şaklayan sıcağa engel olamamanın, uyuşan dilin dönmemesini ağızda, pütürleşen dudağı ıslatamamanın getirdiği öfkeyi. Alınlarını yere koyamamanın, vebalini bir de. Ağıtsa ağıt, sözse söz, kavgaysa kavga. Çekin ellerinizi ellerinin üstünden. Çekin önyargılı bakışlarınızı gözünden.

Çekilin çekilin gözlerinin önünden kardeşlerimin. Ölmediler daha.
Ölürlerse, bayram edersiniz naaşı başında. Ölürlerse toy düzenlersiniz ardı sıra. Ölürlerse erkekliğiniz tutar. Meydan okursunuz meydanlarda.

Ölürlerse bayram edersiniz dağlarda. Satılmış vicdanlarınızı eğlendirirsiniz hayasızca. Maymun iştahalarınızı bileylersiniz utanmadan. Daha bir müstekbir kesilirsiniz… firavuncasına….