Sponsor Reklam-5
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
  1. #1
    Status
    Offline
    aga_0074 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Öğretici Defineci
    Üyelik tarihi
    20.04.2008
    Yer
    DİYARBAKIR_AMED
    Mesajlar
    4.893
    Tecrübe Puanı
    360
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Havasül havas ilmi

    BU İLMİ DENEMEYİN DERİM ÇÜNKÜ İLMİ ÖĞRENMEKLE BU İŞ BİTMİYOR. İLMİN İNCE HASSAS NOKTALARI VAR BUNU DA SADE BU İLMİ BİLEN KİŞİLERDEN GİDİP ÖĞRENİLMESİ LAZIM. YOKSA BU İŞ ÇOK CAN YAKABİLİR ARKADAŞLAR. ÇOK HASSAS BİR İLİMDİR BU. BUYRUN OKUYUN SİZDE ANLAYACAKSINIZ..

    Nesnelerle harf, kelime ve duaların gizli özelliklerinden faydalanarak gaybdan haber verdiği veya varlıklar üzerinde etkili olduğu ileri sürülen bir ilim. Bir nesnede bulunup başkalarında bulunmayan tabiat, özellik ve niteliği ifade eden hâs ve hâssa kelimelerinin çoğulu olan havas insanlar için kullanıldığında sıra dışı, üstün , seçkin kişiler anlamına gelir. Havas kelimesi, bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan
    hal. kuvvet , tesir, özellik gibi anlamlara gelen hâssanın çoğuludur. Havâssu 'l -Kur'ân terkibi Kur'an' dan bazı kelime, âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplini ve bunun literatürünü ifade eder. Bazı kimseler, Allah 'ın varlıkları farklı şekillerde ve bir hikmet üzere yarattığı gerçeğinden
    hareketle onlardaki ilâhî sırları keşfedebilmek için türlerini araştırmaya çalışmışlardır. Meselâ Câhiz, Gazzâlî, Demîrî, Zekeriyyâ b. Muhammed el- Kazvînî. Ebu'l- Ferec Abdurrahman b . Ebû Bekir b. Dâvûd , Hârûn Şah es- Simâvî gibi âlimler, tabiattaki canlı ve cansız varlıkların sahip oldukları özellikleri keşfetmek üzere gayret göstermiş, araştırmalarını kitap ve risaleler şeklinde ortaya koymuşlardır. Bu husustaki genel yaklaşım şöyledir :

    Her varlık türü kendi oluşumunu sağlayan bir elemana sahiptir ve her varlık farklı karışımların meydana getirdiği bir birleşiktir; varlıkları diğerlerinden farklı kılan bu özelliklere havâs -su' l- eşyâ denilir. Dolayısıyla her varlığın kendine ait bir havassı söz konusudur. Ancak bazı varlıkların hâssaları bilinmekte, bazılarının ki ise gizli olduğu için bilinmemektedir. Havas ilmiyle uğraşanlar, bu gizlilikleri keşfederek olağan üstü sayılan birtakım işleri yaptıklarını iddia etmektedirler. İbnu' n- Nedîm gizli ilimlerin azâim, si hir, şa' beze, nîrâncât, hiyel ve tılsım çeşitlerine ayrıldığını söyledikten sonra bunların bir kısmının (azâim, sihir gibi) cinleri kullanmak, bir kısmının (tılsım, şa'beze, nîrâncât gibi) yıldızları gözlemlemek veya taş, boncuk, yüzük vb. nesneler üzerine işaretler yapıp yazılar yazmak suretiyle icra edildiğini belirtmektedir. Ona göre bu usullerin bazıları Hz. Süleyman ve Âsaf b . Berahyâ örneklerinde olduğu gibi dinen hoş karşılanmakta; bunların İslâm toplumunda ilk uygulayıcıları olan Halef b. Suleyman ed -Destmîsânî, Hammâd b . Murre el-Yemânî, Ebu'l- Kâsım FazI b . Seni el-Harîrî, İbn Vahşiyye el- Keldânî ve arkadaşı Ebû Tâlib Ahmed b . Huseyin ez-Zeyyâfınki ise hoş karşılanmamaktadır. Yine İbnu 'n - Nedîm dindar insanların Allah 'a boyun eğmek, ibadetlere sarılmak ve riyazet yapmak suretiyle ruhanîleri etkileri altına alabileceklerini kabul ederken sihirbazların, şeytanın oğlu (veya torunu) olduğuna ve su üzerindeki bir tahtta oturduğuna inandıkları Bîzâh'ın isteklerini yerine getirdiği şeklindeki görüşlerini reddetmektedir (el- Fihrist, s. 369-372) . İbn Haldun ise havas ilmini, onun bir cuzunu teşkil eden esrâr -ı huruf ve simya ile bir arada ele almakta ve başlangıçta müslümanlar arasında böyle bir ilmin mevcut olmadığını, daha sonraki yıllarda Şia ve Bâtınîliğe yönelen sûfîler tarafından İslâm kültürüne sokulduğunu kaydetmektedir. (Mukaddime, m, 1159 ). Onun insan-gayb ilişkisini incelerken insanları özellikleri bakımından tabiatı icabı duyuların ve aklın ötesine geçemeyen, ruhanî idrakten âciz nefisler, riyazet ve
    gayret sayesinde akıl ve duyuları kullanmadan kısmen gaybı idrak eden nefisler, yaratılışları bakımından beşeriyetten bütünüyle sıyrılıp me -lekiyete yükselme yeteneğine sahip nefisler olmak üzere üç gruba ayırdığı ve birinci gruba avamı , ikinci gruba velî ve sûfîleri, üçüncü gruba da peygamberleri dahil ettiği görülür.

    (a .g .e . , 1 , 411) . Havas ilmi konusunda en geniş bilgiyi Taşköprizâde Ahmed Efendi vermektedir. Ona göre gizli ilimleri elde etmede etkili olan ya nefsin gücü (sihir ) ya feleklerin yardımı ( da' vet-i kevâkib ) veya sema vî kuvvetlerle yeryüzü kuvvetlerinin mez -cedilmesi (tılsım ) yahut da nesnelerin gizli özelliklerinden istifadedir. Nesnelerin gizli (tabii) özelliklerinden faydalanılarak kazanılan gizli ilimleri de okumakla ( ilm -i havas ), yazmakla (nîrâncât) , fiil şeklinde (rukye ) bedensiz ruhlardan istifade etmek suretiyle (azâim ) ve bedeninmiş ruhların yardımı ile ( ilmu 'l- istihzâr) ger çekleştirilenler şeklinde kısımlara ayırır; sonra da ilm- i havassın , esmâ - i hüsnâyı ve kutsal kitapları okuyarak kazanılan hassalardan bahseden bir ilim olduğunu, bundan yararlanabilmek için her şeyden önce insanın kendini tamamen Allah' a verip dunyevî zevklerden uzaklaşması ve yalnız evrad ile ilgilenmesi gerektiğini söyler : böylesine sıkı bir riyâzat yapan kimsenin nesnelerin gizli Özelliklerini öğrenebileceğine ve onları kullanabileceği ne inanır (Miftahu 's - saâde, I , 364 -370) Araştırmalar, İbn Haldun'un da belirttiği gibi havas kültürünün müslümanlara dışarıdan geldiğini ortaya koymaktadır. Bu kültürün İslâm öncesi Bâbil ve Harran' da yaygın olması ve İslâmî dönemde de İbn Vahşiyye gibi Keldânî asıllı müellifler yoluyla yayılması, ayrıca Yunanlı filozoflara ait hermetik düşünceleri içeren risalelerin Arabca 'ya ilk çevrilen
    eserler arasında bulunması bu görüşü desteklemektedir. Bundan başka Empedoklesçi kozmolojinin nisbeten kılık değiştirmiş muhtevasıyla İslâm dünyasında tanındığı ve muhabbet ve galebe kavramları etrafında geliştirilen bu oluş ve bozuluş telakkisinin eşyanın ha -vassına dayandırıldığı bilinmektedir (Şehristânî, II, 69- 70; Empedoklesçi fikirlerin Şehrîstânî'nin yanı sıra Ebû Süleyman es- Sicistânî ve
    Âmirî'deki yansımaları için bk . Kraemer. s. 141- 143) . İslâmî dönemde havas ilmine ilk ilgi duyan ve onu yaygın bir şekilde kullananların başında Şiîler ve Mutasavvıflar gelmektedir. Şiîler ' in bu ilgisinin
    temelini, Ehl -i beyt 'e mensup kişilerin diğer insanlardan imtiyazlı oldukları inancı ile Hz . Âdem'e esmanın öğretilmesiyle başlatıp bütün peygamberlerde devam ettirdikleri hurûf ilminin Hz. Muhammed 'de en üst noktaya ulaştığı, ondan Hz . Ali' ye ve ondan da imamlara geçtiği yolundaki telakkileri oluşturmaktadır. Şiîler , Ca 'fer es- Sâdık'ın hem havâss - ı eşyaya dair simyayı hem de esrâr -ı hurûfa dayanan cefri bildiğini iddia etmektedirler. Bazılarınca Ca' fer es-Sâdık' ın öğrencisi ve Şîa 'nın bab mertebesine ulaşmış ileri gelenlerinden biri olduğu kabul edilen Câbir b . Hayyân madenler, bitkiler ve yıldızlar hakkında birçok kitap yazmış, özellikle Kitabu' l-Havâşşi 'l- kebîr, Kitâbu' l- Bahş, Kitâbu 'l -Hamsîn, Kitâbu 's - Seb'în ve Kitâbu '1 -Mîzân 'da havas ilmi kapsamına giren konular üzerinde durmuştur. Bunların
    yetmiş bir makaleden meydana gelen birincisinde nesnelerin özellikleri (Keşfu 'z -zunûn ,II , 1416 ), ikincisinde tılsımların mahiyeti, çeşitleri ve hangi amaçlarla yapıldıkları, üçüncüsünde muhabbet işlemleri
    ve astroloji konuları, dört ve beşincisinde ise simyanın temel meseleleri ele alınmaktadır.

    (İbnu 'n - Nedîm, s. 420- 423) . Câbir, nesnelerin sahip bulundukları gizli özellikleri el- kuva' r- rûhâniyye şeklinde nitelendirmekte, örnek olarak da görülmeyen ve hissedilmeyen gizli bir güçle demiri kendine çeken mıknatıs taşını göstermektedir. Bunların, aralarına kalın bir pirinç levhanın konulması halinde bile birbirlerini çektiklerini söyleyerek söz konusu güce hassa demekte ve onun bu nesnelerin içinde saklı olduğunu, bir başka nesneye yaklaştırıldığında ortaya çıktığını ileri sürmektedir. Daha sonraları İsmâilîler Câbir' in kulliyatına birçok yeni eser ilâve etmişlerdir. İsmâilî âlim Ebû Ya 'kub es - Sicistânî Kitâbu' l- İftihâr' da yedi ulvî harfin değerini anlatmak üzere bir bölüm ayırmış (s . 47- 56) , bu yolla bâtınî yorumlar yapmak için de el-cîlmu' l- meknûn ve's -sirru 'l -mahzûn adlı risaleyi
    yazmıştır.

    Konu Editör tarafından (27.05.2019 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir.
    **İNANCA SAYGI DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK**

  2. #2
    Status
    Offline
    talha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tecrübeli Defineci
    Üyelik tarihi
    14.05.2011
    Yer
    istanbul
    Yaş
    29
    Mesajlar
    773
    Tecrübe Puanı
    18
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Ynt: HAVASÜL HAVAS İLMİ........STAR......

    emegine saglık abi rep veremıyorum en fazla 1 :S :-[

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. hi-level 7 tablet satlık star dan
    By aga_0074 in forum CEP TELEFONU SATIŞI
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.07.2013, 07:34
  2. Kaplumbağa ;star ve talha kardesim:)
    By greenday777 in forum RESİMLİ DEFİNE İŞARETLERİNİZE YORUMLAR
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 18.04.2013, 03:40
  3. Havas İlmi
    By aga_0074 in forum KAViMLER & HELAKLAR & PEYGAMBERLER
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.03.2013, 12:57
  4. cumhuriyetimizin kağıt paraları ..star..
    By aga_0074 in forum TÜRKIYE CUMHURIYETI KAĞIT PARALARI
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.08.2012, 11:05

Yer imleri

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Define İşaretleri

Nasıl Polis Olurum