Sponsor Reklam-5
5 sonuçtan 1 ile 5 arası
  1. #1
    Status
    Offline
    TURAN-HAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kıdemli Defineci
    Üyelik tarihi
    29.05.2010
    Yaş
    59
    Mesajlar
    278
    Tecrübe Puanı
    10
    OTOMATİK REKLAM

    Standart ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR?

    ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR?



    ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR?

    Değerli okuyucu, bu soru son yıllarda ısrarla sorulmakta ve yalan söyleyen tarih utansın denilerek tarihe Çapanoğlu isyanı veya

    Yozgat isyanı olarak kayıt düşülen bu başkaldırının gerçek nedenlerinin ortaya çıkarılması istenilmektedir. Sevindirici olan şu

    ki, çeşitli yayın organlarında Çapanoğulları ile ilgili bir konu dile getirildiğinde gerek Yozgat’ta gerekse Yozgat dışında

    yaşayan duyarlı hemşerilerimiz, yazdıkları yorumlarında, hepimiz Yozgatlıyız hepimiz Çapanoğluyuz diyerek ailemizi sahiplenmekte,

    duydukları sevgi ve sempatiyi dile getirmektedirler. Resmi tarih olarak Çapanoğlu isyanı diye adlandırılan bu büyük başkaldırının

    tarih kitaplarında sadece zarfı anlatılmış mazruf’u (zarfın içindeki) gözlerden kaçırılmak istenmiştir. Çünkü bu başkaldırı başta

    Ankara hükümetinin ilk başlardaki zafiyeti de dâhil olmak üzere bazı komutanlar ve kişilerin sorumsuzlukları, basiretsizlikleri,

    bilgisizlikleri ile Anadolu’nun bu bölgesini ve Çapanoğullarını iyi tanımamalarından ve iletişim kopukluğundan kaynaklanmıştır.

    Çapanoğulları,tarihte şehir kuran iki aileden birisidir.Diğeri Irak’ta Sultaniye şehrini kuran Baban aşiretidir.Çapanoğulları

    aynı zamanda Osmanlının en büyük ayan ailelerindendir. Öyle ki devletçe kendilerine Ayn-ül Ayan lakabı verilmiştir(ayanların en

    gözdesi,en şereflisi). Bağdat’tan(Irak),Rakka’ya(Suriye) kadar bu uçsuz bucaksız topraklarda üçyüz seneye yakın adeta sikke

    bastırmadan ikinci bir padişah gibi hüküm sürmüşlerdir.(Prof.Hakkı Acun Çapanoğulları ve eserleri).Bilhassa padişah üçüncü

    Selim,Nizam-ı Cedid’in kurulması ve tertibi sırasında çok yardımını ve desteğini gördüğü Süleyman bey’e kendi el yazısı ile yazıp

    gönderdiği hatt-ı hümayünunda Çapanoğlu Süleyman beye sevgilerini bildirmiş ve şöyle demiştir.Sen ki Cebbar zade Süleyman bey’

    sin.Sen benim sadık ve rıza-cu bendem olduğunu gerçi bilirim.Lakin bu defa muvaffak olduğun hizmet ve ibraz eylediğin gayret ve

    sadakat tamam senden memûlüm olan bendelik olmağla sana olan teveccü-ü derunum birkaç kat ziyade olup daavâtı hayyriyeme mazhar

    oldu,hak teâlâ seni ve hanedanını dâim eyleyüp devletimden eksik etmesün.İnşallah daha nice hidemât-ı aliyyeme muvaffak

    olursun.Din ve devletin muntazam talimli askerin lüzumunu bilip teyidi din-ü devlet niyet-i hâlisesiyle tahsil-i rizây-ı bâri

    için tertib ve talime şuru eyledim.Bu husus benim aksây-ı âmâlim olduğunu bilüp lüzumunu dahi idrâk eylediğin halde senden

    memülüm sa’y-ü ikdamdır.İnşa’llah çok esere muvaffak olursun.Göreyim seni Süleyman Bey,dil-hâhım üzere gayret ve ikdamını

    işittikçe seninle iftihar eylerim.Heman rabbim her halde tevfik buyursun,âmin. Üçüncü Selim’in öldürülmesi üzerine aşayişin

    yeniden sağlanması için Alemdar Mustafa Paşa tarafından İstanbul’a çağrılan Çapanoğlu Süleyman bey,on bin atlı ve 5 bin piyade

    ile çok kısa bir sürede intikal etmiştir.Oğlu Mehmet Celalettin paşa sarayda vezir iken, babası Süleyman bey de Kasr-ı Hümayına

    alınarak vezirler gibi Hilat giydirilmiş ve padişah tarafından huzura kabul edilmiştir.Prof.Dr. Faruk Sümer, Oğuzlar Türkmenler

    kitabında mealen şöyle yazar. <Selçuklu devleti yıkıldığında Osman oğulları yeni bir devlet kurdular, eğer Osmanlı devleti de

    yıkılsaydı Çapanoğulları da bir devlet kurabilirlerdi>.Çapanoğulları bu güçlerini elbette devlete ve padişaha sonsuz

    sadakatlerinden ve verdikleri güvenden almaktaydılar. Araştırmacı yazar Osman Karaca < devlete sadakat vatana ihanet sayıldı >

    diyerek resmi tarihçilere sitem eder. Peki başkaldırının müsebbibi gösterilen Çapanoğlu kardeşler kimdir?
    Çapanoğlu Edip Bey; Vezir Mehmet Celalettin paşanın torunudur. Sırası ileArapkir,İskilip,
    Sungurlu, Akdağmadeni, Keskin, Osmancık, Akşehir, Zile de kaymakamlık, Kayseri, Dersim,
    Çorum, Yozgat, Nâblus, İçel ve tekrar Yozgat’ta Mutasarrıflık yapmıştır. Kardeşi Celal beyle birlikte Yozgat’ta İttihat ve

    Terakki partisinin kurucusudur. Daha sonra Yozgat Müdafaa-ı Hukuk cemiyetinin de kurucusudurlar. Edip Bey iyi yetişmiş şair ruhlu

    bir insandır. Edip Bey divanı isminde bir şiir kitabı da vardır.
    Çapanoğlu Celal Bey; Edip Beyin küçük kardeşidir. Mekke, Tokat, Afyon, Amasya mutasarrıflıklarında bulunmuştur. Ağabeyi Edip Bey

    gibi iyi yetişmiş, dirayetli, bilgili, görgülü bir devlet adamıdır. Celal Beyinde bir şiir divanı vardır. Hatıralarını kaleme

    aldığı defteri sekizinci göbekten Çapanoğlu ve aynı zamanda kız kardeşi Fitnat hanımın da torunu olan Abdülkadir Çapanoğlunun

    kütüphanesinde korunmaktadır.
    Çapanoğlu Salih Bey; Ağabeyleri gibi dirayetli, bilgili, devlet tecrübesi olan ve ağır ceza reisliğinden emekli bir kimsedir.

    Başkaldırıya katılmadığı halde yinede ceza almaktan kurtulamamıştır.
    Çapanoğlu Halit Bey; en küçük kardeş olup, ağabeyleri gibi görgülü, Arapseyfi köyündeki çiftliği ile uğraşan iyi ata binen iyi

    cirit oynayan civan-mert, gözü pek bir kişidir. O halde devlet umuru görmüş bu değerli insanlar nasıl oldu da tamda milli

    mücadele sırasında Mustafa Kemale korkulu ve uykusuz geceler geçirtecek kertede bir büyük başkaldırıya kalkıştılar. Şimdi

    olaylara sırası ile göz atalım. Çapanoğlu ailesinin altıncı kuşaktan torunları olan bu beyler emekli olduktan sonra Yozgat’a

    memleketlerine dönerler. Bu arada zaman içinde Yozgat’ta nüfuz sahibi olmuş bazı aileler bu durumdan hiç hoşnut olmazlar. Öyle ki

    muktedir olabilseler bu beyleri Yozgat’a hiç sokmayacaklardır. Bu konudan Genel Kurmay Harp Tarihi Başkanlığının resmi

    yayınlarında da bahsedilir (seri no. 1 cilt no. VI. sahife 3).Peki Çapanoğullarına muhalif olanlar kimlerdi?
    Müftü Mehmet Hulusi Efendi : Babası Edip ve Celal Beylerin babası Hacı Osman Beyin hizmetinde bulunmuş(köle olarak) Çerkez

    Kölemenlerinden Bekir ağadır. Oğlu olan Mehmet Hulusi Efendi(Akyol) ise Hacı Osman Bey’in yanında büyümüş Yozgat’a bağlı

    Kavurgalı medresesini bitirmiş daha sonrada Hacı Osman Bey tarafından Mısıra gönderilerek Camiül Ezhar Üniversitesine devam

    etmiştir.Bitirip bitirmediği hakkında bir bilgi yoktur.O tarihte Yozgat Müftüsüdür( 35 yaşında).Çapanoğullarına asıl zararı

    olan bu zattır.Mustafa Kemal kendisini bir yıl kadar mebus yapmışsa da daha sonra gördüğü lüzum üzerine mebusluğunu sona

    erdirmiştir.Nedenine gelince,Mecliste men’i müskirât (haram içkilerin menni)kanunu kaldırılınca meclis penceresini açarak halkı

    bu meclisi dağıtmaya teşvik etmiş.
    Avni Doğan Bey:1908 meşrutiyet meclisinde mebus olan Hayrullah Efendinin oğludur.Mülkiye mezunudur.Çapanoğulları ile de ana

    tarafından akrabalığı vardır.Kızılkoca-Şefaatli nahiyesi müdürüdür ama bu memuriyeti kendisini tatmin etmemektedir.İstikbali için

    daha güzel görevler düşlemektedir ve bu konuda da Yozgat’ta kendisine rakip istememektedir.Daha sonra Ankara valisi

    olacaktır.Hakkındaki bir rivayette şöyle.Akdağlı Bahri beyin dayısı Akif Beyin hanımı rahatsızlanır ve Ankara’ya giderler.Eşinin

    tedavisi sırasında da Akif bey rahatsızlanır.Avni Doğan eve bir doktor getirir.Doktor bir iğne yapar ve Akif bey ölür.Bu olay

    aile arasında hep şüphe ile konuşulur.
    Sabık Arapkir Kaymakamı Süleyman Sırrı Bey(İçöz):Yozgat İdadisini bitirmiştir.Herhangi bir imtihana filan girmeden idarecilikle

    başladığı devlet memuriyetinde bir süre Arapkir Kaymakamlığı yapmıştır.Daha sonra Ankara Hükümetinde Yozgat mebusu

    olacaktır.Bozok isminin Yozgat olarak değiştirilmesi için meclise önerge veren kişidir.
    Akif (Paşa ?): Haris,Yozgat Sancağında tek adam olmak,rakip kabullenmemek,bu konuda önüne çıkabilecek engelleri ne pahasına

    olursa olsun yıkmak kararında bir kişilikte idi.Bu nedenle devamlı Çapanoğulları ile uğraşmıştır.Rütbeli makamlı bir paşa

    değildir.Dedesi Akif paşadan dolayı aile kendisine paşa diye hitap ettiğinden adı öyle kalmıştır.
    Şair ve Nazır Akif Paşa: 1787 de Yozgat’ta doğmuştur. Dâhiliye Nazırlığı da yapmıştır. Muhtelif yerlerde mutasarrıflıklar

    yapmışsa da halkın şikayeti üzerine Suriye ye sürgün edilmiştir.Akif paşa da haris ve gözü yükseklerde olan bir insandı .Aynı

    zamanda şair ve yazardı.Şimdi biz yine dönelim Çapanoğlu kardeşlere.İttihat ve Terakki partisinin kurucularından olan bu zatlar

    son dönemde bu partinin yaptığı yolsuzlukları, hukuksuz ve kanunsuz davranışları şiddetle ve ısrarlı bir şekilde tenkit edince

    partiden de ihraç edilirler.Bu yüzden partiye karşı bir kin ve nefret duymaktadırlar.Mustafa Kemalde bu partinin ilk

    kurucularından olduğundan ona karşıda ister istemez bir güvensizlik duyulmaktadır.Halbuki Mustafa Kemalde aynı nedenlerle parti

    ile ilişkisini kesmiştir.Çapanoğlu Kardeşler, Halife Padişah ile Mustafa Kemal arasında bocalamaktadırlar.Mustafa Kemal Ankara da

    kuracağı yeni meclis için Yozgat’tan da üye seçilmesini ister.Çapanoğlu kardeşler ile Yozgat eşrafından bazı kimseler ve Müftü

    Mehmet Hulusi efendi Mutasarrıflıkta toplanırlar.Edip ve Celal beyler padişahın izni olmadan böyle bir meclisin toplanmasının

    uygun olmayacağını beyan etmeleri üzerine Müftü Hulusi efendi ile aralarında sert bir tartışma çıkar.Babası yanlarında köle olan

    ve kendileri tarafından okutulup eğitilen birisinin kendilerine böyle saldırmasını hazmedemeyen Edip ve Celal bey kırgın ve

    kızgın bir şekilde toplantıyı terk ederler.ikinci olay,Mustafa Kemalden gelen bir telgrafa cevap verilmesi gerekmektedir. Müftü

    Hulusi Efendi haris ve her yerde kendi sözünün geçerli olmasını isteyen bir kişidir. Telgrafa kendi yazdığı şekilde cevap

    verilmesini istemekte ve başkasını kabul etmeyeceği konusunda ısrar etmektedir. Celal beyde cevabın devlet lisanı ile ve münasip

    bir şekilde verilmesini istemektedir.(hatıralarını da devlet lisanı ile kaleme almış) Tartışma büyüyünce Celal bey senin yaşın

    kadar benim devlet hizmetim var elbette benim yazdığım şekilde çekilecek demiş ve onun yazdığı şekilde çekilince Müftü bunu

    hazmedemeyip Çapanoğullarına karşı cephe almıştır.Bunda babasının Çapanoğullarının hizmetinde bulunmuş olmasının ezikliğinin de

    olduğu da rivayet edilir..Üçüncü olay ise iane toplanması olayıdır.Müftü bir Cuma hutbesinde milli mücadele için halktan iane

    toplanmasını ister.Beyler buna karşı çıkarlar.Çünkü halkın durumu malumdur.Eğer bir bağış yapılacaksa aile halktan bir şey talep

    etmeden gerekeni yapacaktır.Nitekim bu konuda Celal beyin kendi birikiminden bir kese altını Keskinli Rıza Bey vasıtasıyla bizzat

    Mustafa Kemale gönderdiği bilinmektedir. Keskinli Rıza Bey Çapanoğullarına akraba olduğu için arabulucu olarak bizzat Mustafa

    Kemal tarafından Yozgat’a gönderilmiştir. Hatta Ankara’ya külliyetli miktarda canlı kümes hayvanları göndermek için kafesler

    yaptırıldığı da bilinmektedir.Çünkü Çapanoğulları gerek savaşlarda tüm ordunun,gerekse kıtlık zamanlarında İstanbul’un tüm et ve

    un ihtiyacını karşılamışlardır.Mustafa Kemal Paşa ile Celal ve Edip beyler arasında arabuluculuk yapanlardan biriside akrabaları

    Akdağlı Bahri beydir(Tatlıoğlu).Bahri bey Mustafa Kemal’i çok önceden İstanbul’dan tanımaktadır.Mustafa Kemal Samsuna Ordu

    Müfettişi olarak tayin edilip hazırlıklarını yaparken İngilizler kendisini yakalamak için birkaç defa Beşiktaş/Akaretlerdeki

    annesinin ve kız kardeşinin oturduğu evi basarlar.İşte Bu günlerde Bahri bey Mustafa Kemal’i İstanbul Samatya’da ahbabı olan bir

    Ermeni’nin evinde saklar.Çapanoğulları,Ermeni tehciri sırasında sürgüne gönderilen Ermenilere sürgün yerlerine sağ salim

    varabilmeleri için çok yardımcı olmuşlardır.Bu yüzden tanıdıkları çok Ermeni aile vardır.Bahri bey,Mustafa Kemal Samsuna gitmek

    için yola çıktığında da yanına yarım teneke kadar altın vermiştir.Dördüncü olay,Ramazan ayında Çapanoğlu Camiinde bir Cuma

    hutbesinde müftü sözü milli mücadeleye getirip Çapanoğullarını ima ederek hainlikle suçlayıcı ve hatta hakarete varan sözler

    söyleyince cami çıkışında Celal Bey müftünün önünü kesip bizim camimizde bizim ailemizin aleyhinde söz söylemeye utanmıyor

    musun demiş müftünün de karşılık vermesi üzerine hiddetlenerek elinde bulunan asa ile müftünün yüzüne vurması aradaki düşmanlığı

    büsbütün artırmıştır.Bu sırada bir ayaklanma için Antep’ten Zile’ye gitmekte olan Kılıç Ali Yozgat’a uğrar ve birkaç gün Yozgat’

    ta kalır.Bunu fırsat bilen müftü Hulusi efendi,Kılıç Aliyi Çapanoğulları aleyhinde doldurur.Bir şeyden haberi olmayan Kılıç

    Ali,Çapanoğullarını cezalandırmak ister ve Kuvay-ı Milliye için Edip ve Celal beylerden 500 er altın vermelerini talep

    eder.Kuvay’ı Milliye Müfrezeleri,ordu birlikleri gibi disiplinli,kanun ve nizamlara riayet eden askeri birlikler

    değillerdi.Gittikleri yerlerde emir ve komuta zincirinin haberi olmadan kendi takdir ve keyiflerine göre talepte

    bulunuyorlardı.Bazen tehdit,bazen zorla istediklerini alıyorlardı.Nitekim bu olaylar Mustafa Kemal Paşa’ya ulaşınca ilgilileri

    uyaran şöyle bir genelge göndermişti.TAMİM Sivas 31/10/1335 İzmit,Adapazarı,Bursa,Konya,
    Balıkesir,Heyeti Merkeziyelerine.Kuvvayı Milliyeye mensubiyetlerini iddia eden bazı eshasın menfi zatiyelerini temin maksadiyle

    hareket ve tahakküm etmek teşebbüsatında bulundukları işitildi.Gayri meşri ve gayri kanuni harekatın teşkilatı milliyede yeri

    yoktur.Bu gibiler hakkında hükümetin kanunu tatbik eyleyeceği muhakkaktır.Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Heyeti Temsiliyesi

    Namına Mustafa Kemal. Kılıç Ali Edip ve Celal beylerden ret cevabı alınca Çapanoğullarını konaklarında göz hapsine aldırarak

    kapılarına nöbetçiler diker. Bu askerler gereği kadar disiplinli olmadıklarından, evdeki hanımlara genç kızlara sözlü tacizde

    bulunmaya başlarlar. Bunun üzerine Arapseyfi de ki en küçük kardeşe haber uçurulur. Halit Bey,300 silahlı adamı ile Yozgat’ı

    basacağını Kılıç Aliye bildirince zoru gören Kılıç Ali 80 kişilik müfrezini alarak Boğazlıyan’a kaçar. Daha sonra ki çarpışmada

    yenilip hüsrana uğrayan Kılıç Ali, Çerkez Ethem’e şöyle bir telgraf çeker. Efendim, müfrezemin ihaneti yüzünden Boğazlıyan’daki

    çatışma sırasında bozuldum. Ancak birkaç yakın arkadaşımla Kayseri ye gelebildim. Gerek süvari müfrezem, gerek bundan başka

    Boğazlıyan’da bulunan piyade taburu bütünüyle bozuldu. Bir bölümü ayaklanıcılara katıldı. Boğazlıyan ayaklanıcıların eline düşmüş

    bulunuyor.Çerkez Ethem’in bu telgrafa cevabı ağır olur.Üzüntü verici bir bozgun. Fakat ben bu gibi rezaletlerden bıktım.

    Elinizdeki top ve tüfeklerle sopalı ayaklanıcıları silahlandırıyor, şımartıyorsunuz. Şimdi size ne gibi bir emir vereyim? Bunun

    için doğruca Ankara’ya git. Müftü’nün tahrikleri, Kılıç Ali’nin tutarsız ve basiretsiz davranışları ve Yozgat’ta yeni, yeni söz

    sahibi olmaya başlayan bazı ailelerin fitne ve fesatlıkları neticesi Ankara ile gerekli iletişimi sağlayamayan Çapanoğlu beyleri,

    içinde bulundukları durumu da kavrayamamaları sonucu bir başkaldırıya adeta sürüklenmişlerdir.(13 Mayıs 1920)
    Mustafa Kemal’in ayaklanma ile ilgili görüşünü sorduğu İsmet paşa şöyle cevap vermiştir. Paşam, Çapanoğulları, kız alıp

    vermelerden dolayı bütün civar ailelerle akrabadır. Eğer bastıramazsak saman alevi gibi büyür söndürmek mümkün olmaz.
    Hakikaten İsmet paşanın dediği gibi, tarih kitaplarında sözü edilmeyen birçok aileler, toprak sahibi beyler ve alevi dedeleri ile

    çevredeki çeteler, ya başkaldırıya katılmış ya da katılmadan destek vermiştir. Yozgat, Çorum, Amasya, Zile, Yıldızeli, Tokat,

    Niksar, Çamlıbel, Akdağmadeni, Boğazlıyan vs. bölgeleri tamamen ele geçirilmiş, Ankara hükümetinin gönderdiği kuvvetler başarılı

    olamamıştır. Bu arada Cemil Cahit Beyin(Toydemir) 5.Kafkas Tümeni ile 3.kolordu birlikleri de yenilmiş silahları ve topları da

    asilerin eline geçmişti. Aslında bu kuvvetlerle birlikte Genelkurmayca şu kuvvetlerde Çerkez Ethem’e yardımcı olmak için

    gönderilmişti. Çankırıdaki 58.Alay komutanı Binbaşı Vasfi Bey komutasında 300 piyade,6 makineli tüfek ve 50 süvariden oluşan

    müfreze. Çerkeş’ten Çankırı’ya doğru intikal eden Albay Refet Bey komutasındaki 250 süvari ile Sivas ve Yenihan mevkilerindeki

    milli ve mahalli müfreze ve birlikler. Çerkez Ethem bu başkaldırıya çok kanlı bir şekilde son vermiştir. Çünkü Ankara’da

    kendisine anlatılanlardan Çapanoğullarının öbür ayaklanış bölgelerinde gördüğü ayaklanıcılardan daha güçlü bir durumda

    olduklarını anlamıştı. Bu hınç ile Yozgat’ı iki defa yağmalatmış bütün konakları yaktırmış. Yüklü bir servet ile Ankara’ya

    dönmüştür. Öyleki, Ethem’in Çakalları yıllarca Yozgat’tan yağmaladıkları malları Ankara’daki Hergele meydanında satarak

    yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Ethem bir sohbetinde Yozgat, Yozgat değil içi altın dolu vadi imiş demiştir. Prof.Hakkı Acun

    (Çapanoğlu) bu olayı Çapanoğullarının üzerinden silindir geçmiş diye tarif eder. Nitekim Ethem’in Yozgat ve havalisinde yaptığı

    soygun ve yağma gerçekten ayyuka çıkmış ve Milli Mücadele ile ilgili birçok kaynakta bu olaya yer verilmiştir. Bunlardan

    bazılarını aktaralım;
    İsmet paşa: Yozgat isyanı çok kanlı bir şekilde bastırılmış ve Yozgat yağma edilmiştir. Ethem Bey’in kuvvetleri Ankara’ya

    geldikten sonra Ankara çarşısında ve Ankara’nın etrafında kurulan panayırlarda Yozgat’tan sürdükleri hayvanları halkın gözü

    önünde sattılar.
    Yunus Nadi: Yozgat isyanını bastıran kuvay-ı seyyariyenin, beraberlerinde ganimet olarak pek çok eşya ile beraber her cins

    hayvanı getirmiş olmaları Ankara’da kötü tesir yaratmış,bir hayli söylentiye sebep olmuştu.
    Damar Arıkoğlu: (O yıllarda mecliste üye).Ethem kuvvetleri Yozgat dönüşünde isyana katılmayan köylülerden yağmaladıkları hayvan

    ve değerli eşyaları Ankara pazarlarında haraç mezat sattılar.
    Falih Rıfkı Atay: Ethem kuvvetleri Yozgat dönüşü Türk köylerini yağma ederek Ankara’ya gelmişler, talan eşyasını açıkça Ankara

    pazarlarında satmışlardır.
    Mustafa Kemal Paşa: Yozgat’ta isyan edenlerin tepelenmesine gitmiş olan bir kuvvetin diğer taraftan masum olan ahaliyi zarara

    soktukları anlaşıldı. Hâlbuki istediğimiz o değildi. Bazı yerlerde koyunlar gasp olunmuştur. Hükümet ağzını kapatıp kulaklarını

    tıkamıştır. Müracaat edenlerin parasını vermiştir. 24 haziranda Yozgat’a gelen Çerkez Ethem ertesi günü divan-ı harp kurarak

    Çapanoğullarından Mahmut ve Vasıf beyleri, Ceritzade Hüsnü efendiyi, Hafız Şahap ve oğlu Rafet’i, Kadı Remzi efendi ve Tevfik

    zade Abdullah efendiyi de olmak üzere toplam 12 kişiyi astırır. Aslında asılan sayısı 30 civarındadır fakat kayıtları tutulmadığı

    için kim oldukları bilinmemektedir. Çapanoğulları Yozgat’ı ele geçirdiklerinde yapılacak masraflar için Ziraat Bankasından 50.000

    lira almışlar ve senet imzalamışlar.Bu paranın 5.000 lirasını memurlara maaş olarak ödemişler,geri kalan 45.000 lirayı ilerde

    kullanmak üzere tekrar banka veznesine bırakmışlar ama senedi geri almayı unutmuşlar.Bu durumu fark eden Ethem parayı zimmetine

    geçirip almış,veznedara da kimseye söylememesi için gözdağı vermiş ve Çapanoğullarının senedini yine kasada bırakmıştır.Bu olay

    bilindiği halde geri kalan 45.000 lira yıllarca aileye ceza olsun diye ödetilmiştir.Kaçabilen beyler Uzunyayla (Pınarbaşı)

    Çerkezlerine sığınmışlar onlarda Ethem’e karşı durarak kendilerine sığınan misafirlerini teslim etmeyeceklerini bildirmişler(27

    Ağustos 1920).Peki kaçanlar neden Uzunyayla Çerkezlerine sığındılar ve onlarda Çerkez Ethem’e neden direndiler.Çerkezler bu

    bölgeye geldiklerinde burada bulunan Avşarlar,Çerkezleri istemediler ve onlarla kavgaya başladılar.Çapanoğulları iki tarafın

    arasını bularak Çerkezlerinde bölgede iskanına yardımcı oldular.Daha sonraları çok Çerkez gelin aldılar akraba oldular. Bu sırada

    Salihli cephesinden de kötü haberler gelmeye başladığından Ethem ısrarcı olamamış ve Ankaraya dönmüş. Mustafa Kemal ile Çerkez

    Ethem arasında başlayan güvensizlik Yozgat Başkaldırısı sırasında had safhaya çıkmış, çok sinirlendiği bir gün Ethem <Ankaraya

    döndüğümde Mustafa Kemali meclisin önünde asacağım demiştir. Gerginlik daha Çerkez Ethemin Ankara’ya çağrıldığı günlerde

    başlamıştı. Çapanoğlu başkaldırısı için Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Çakmak Paşa ve İsmet paşa ile birlikte yapıkları toplantıda

    hakarete varan bir uslupla şöyle demişti’’ Hayret ediyorum, Sivasta Heyeti Temsiliye, Ankara’da Büyük Millet Meclisi olarak

    teşekkül ve içtima edeli, bir seneyi geçtiği halde, bu müddet zarfında koca Anadolu da harekâtı milliyemiz namına neden esaslıca

    bir hareket görülmedi ve niçin, merkezinizi takviye eylemediniz ve sonra mühim ve esas olan cephelere ait şimdiye kadar bir eseri

    himmet ve mukavemetinize dahi şahit olmadık desem itiraf buyurulur zannederim. Nihayet bizleri düşman cephesinden,gerilere

    ayırmaya ve gerilerde size düşen vazifelerle bizi işgal ve eşkale mecbur bıraktınız.Şimdi görüyor ve itiraf buyuruyorsunuz.Orta

    Anadolu’da bir köşede,hiçbir ecnebi ve İstanbul hükümeti ile irtibatı kalmayan Yozgat olayını söndürmekten acizsiniz,anladığım

    şudur ki,başlangıçtan beri hâlâ vaziyeti kavrayamadınız veyahut şahsi ve daha önemsiz işlerle meşgul oluyorsunuz,belkide Heyeti

    Temsiliye ve Ankara Hükümeti namına yaptığınız tamimler,tebliğler,konferanslarla her şey olup bitti sandınız ve aldandınız af

    buyurunuz bu sitemden muradım bu gafletinizin tekrar etmemesini temenni içindir’’
    Bu sözlerde, Çapanoğullarını Padişahçı ve ecnebilerden yardım almış gibi yazan yanlı tarihçilerin yüzlerine şamar gibi inen bir

    mesaj da verilmiş oluyordu. Bu saygısız ve suçlayıcı konuşmaya rağmen, Ethem’in 70 subay,1200 piyade,1300 atlı,4 adet kuvvetli

    dağ topu,1 adet sahra topu,8 adet makineli tüfek’ten mürekkep ordusunu nakil için 90 adet yaylı araba temin edilmiştir. Albay

    İsmet beyin emri ile müfreze 20 Haziran 1920 günü Ankara’dan yola çıkar ve 24 Haziran 1920 günüde Yozgat’a gelir.Ethem’in ve

    çakallarının Yozgat’ta yaptığı talan ve kıyım konusunu İsmet paşa Mustafa Kemale açtığında şöyle bir cevap almıştır.İsmet,şimdi

    güç Ethem’de akıl bizde,yarın güç bizim elimizde olacak.Uzunyaylaya sığınan beyler 1921 yılına kadar burada kalmışlar ve bir

    süre sonra affa uğramışlarsa da en küçük kardeş Halit Bey daha önce eşini ve çocuklarını ve onların geçimlerini merak ettiği için

    çoban kılığında Arapseyif’e gitmek istemiş, yolda kendisini tanıyan birisinin ihbarı üzerine yakalanarak Amasya istiklal

    mahkemesinde yargılanmış ve 13 Haziran 1921 de idam edilmiştir.Ruhu şadolsun. Atatürk Cumhuriyetin ilanından sonra 15 Ekim 1924

    ve 3 Şubat 1934 tarihlerinde olmak üzere Yozgat’a iki defa teşrif etmiştir. Bu teşriflerinde isyandan dolayı şehir ahalisi adına

    özür dileyen Akdağlı Bahri beyi sert bir dille susturmuş ve şöyle demiştir. Bırak Bahri. O konuyu kapat. Kapanmış bir yara, deşip

    te yeniden kanatma. O dönemi kendi içinde izah etmek gerekir. İşte bir devri anlatan en önemli cümle budur.
    O dönemi kendi içinde izah etmek gerekir. Ve o ünlü sözü ile Yozgatlılara hitap etmiştir. Yazarlar bu hitapta da bir gönül alma

    olduğunu yazarlar. ÜNLÜ SÜVARİLERİ HARP MEYDANLARINDA KAHRAMANCA DÖĞÜŞEN, TÜRK YİĞİTLERİNİN HARMAN OLDUĞU DİYAR, BOZOK YAYLASININ

    KAHRAMAN EVLATLARI VAR OLUN. Devletine sadık birer kul olarak hizmet etmiş ve Padişahların her yıl İstanbuldan kabeye

    gönderdikleri örtü ve hediyeleri götüren sürre alaylarına komutanlık yapacak ve devletin en üst kademelerinde görevler alarak

    padişahın Yaver-i Ekremliğine kadar yükselecek kadar güvenini kazanmış bu insanlardan bir kısmı Çapanoğlu Büyük Camiinin

    haziresinde bir kısmı da son görev yaptıkları yerlerde toprağa verilmiştir. Ruhları Aziz, mekânları Cennet olsun. Nur içinde

    yatsınlar.

    Anılar:
    Ziya Saffet Acun’dan naklen (Prof. Hakkı Acun’un babası) .Çapanoğlu olaylarının üzerinden 20-25 sene geçmişti, Yozgat’ın ileri

    gelenleri Çapanoğlu Muhlis beyin evinde bayramlaşmak için toplanmışlardı. Bende bir genç olarak onlara hizmet ediyordum. İyi ve

    güzel sohbetler yapılırken konu Çapanoğlu olaylarına gelince Muhlis Bey, bu olayların üzerinden uzunca bir zaman geçtiğini,

    tekrar yaraların açılmaması gerektiğini, o zaman günahı olanların da öbür dünyada hesabını vermesini dileyip o sırada mecliste

    bulunan müftü Mehmet Hulusi efendiye dönüp, onu da adeta suçlayarak ‘Müftü bey de orada hesabını versin demişti.

    Muhlis bey oğlu Muammer Çapanoğlu’ndan naklen(Abdülkadir Çapanoğlu’nun babası). Pederim, Cennetmekân Muhlis beye Hindistan’daki

    Çapanoğullarından bir mektup gelmişti. Fakat pederim, Milli Emniyetin bir denemesi olabilir diyerek mektuba cevap vermedi.(Mektup

    o sıralarda II.Abdülhamit’in torunu Abdülkerim efendi ile birlikte Asya da bulunan Mehmet Muhsin Çapanoğlundan gelmiş.)Çapanoğlu

    Muhsin bey,Osmanlı devleti tarafından mimarlık tahsili için Fransa’ya gönderilmiş,Milli mücadele sırasında bursu kesilmiş,kendi

    imkanları ile tahsilini bitirmiştir.Hayatı ayrı bir roman konusu olacak kadar maceralar ile doludur.(Bknz.Meydan Larous

    Abdülkerim Efendi)

    Abdülkadir Çapanoğlu anlatısı;1959-1962 yıllarında babam Muammer Çapanoğlunun memuriyeti dolayısıyla Amasya’da bulunuyorduk. O

    sıralarda bir Alevi dedesi olan Piroğlu Halil bey bir akşam bizi evlerine yemeğe davet ettiler. Yemek esnasında cebinden eski

    Türkçe ile yani arap harfleri ile yazılmış bir yazı çıkararak babama yüksek sesle okumasını rica etti. Bu Çapanoğlu Celal beyin,

    Halil beyin babası Piroğlu İbrahim efendiye yazdığı ve Çapanoğlu başkaldırısına katılmasını isteyen ve hatta emreden bir mektup

    idi. Babam bu mektubu okuduktan sonra Halil bey büyük bir itina ile mektubu katladı ve çocuklarından birine vererek yerine

    kaldırılmasını istedi. Sonra babama dönerek, biz her zaman Çapanoğullarının yanında olduk, her zamanda oluruz demişti

    Leyla Cerit (İdam edilen Hüsnü Efendi’nin kardeşi Ceritzade Şükrü Efendi’nin eşi,Abdülkadir Çapanoğlu’nun anneannesi) Ceritzade

    Hüsnü Efendinin hikayesi;Hüsnü Efendi Yozgat’ın eski belediye reislerindendi.Çerkez Ethem önce Yozgat’ı muhasara etti ve çevreye

    kurdurduğu topları ateşleyip bir kısım yerleri yıktı,yangınlar çıktı.Daha sonra Yozgat’a girdi ve yakaladığı Çapanoğulları ile

    onlara destek verenleri muhakeme etmeden asmaya başladı.O zamanki Ankara valisi,Ankara’da olan biteni ve Çerkez Ethem’in

    askerleri ile Yozgat’a doğru yola çıkacağını Çapanoğullarına haber vermiş.Bu haber üzerine Celal bey ve kardeşleri Yozgat’ı

    terkedip Uzunyayla’ya (Kayseri Pınarbaşı) gittiler.Çerkez Ethem Yozgat’a geldiğinde bunları bulamadı.Hüsnü efendi bu tarihlerde

    yeni evlenmişt,genç karısını evde bırakıp gitmek istemiyordu.Kaçmakla kaçmamak arasında bocalıyor birkaç defa ata biniyor tekrar

    iniyor, bu süre içinde de Yozgat tamamen muhasara edildi. Çerkez Ethem’in kumandanlarından Parti Pehlivan isimli biri Hüsnü

    Efendinin konağını basıyor. Hem onu hemde para kasasının yerini bulmaya çalışıyor. Bulamayınca konağı yakın diye emir veriyor. Bu

    durum üzerine Hüsnü Efendinin analığı Çerkez Gül Hanım konak elden gitmesin diye saklandığı yeri Çerkezce Parti Pehlivan’a

    söylüyor. Onlarda hem Hüsnü efendiyi yakalayıp asıyor hem para kasasını boşaltıyor hem de konağı yakıyorlar. Hüsnü ve Şükrü

    efendilerin babası Nurettin efendinin üç hanımı varmış bu Çerkez kızı Gül hanımı dördüncü eş olarak almış.Gül hanım gelin

    geldiğinde daha çocuk yaşta imiş ve hiç Türkçe bilmezmiş.Nurettin efendi de dört yıl sonra vefat etmiş.
    Uzm.Dr.Edip Bilgin Çapanoğlu anlatısı :Padişah Üçüncü Selim’ in kurmak istediği ilk düzenli askeri birlik olan Nizamı Cedit’ i

    Osmanlı imparatorluğunda ilk hazırlayanlar Çapanoğullarıdır. Çapanoğulları hazırladıkları bu düzenli birliklerle batıya yapılan

    bir sefer sırasında İstanbul’a geldiklerinde,padişah için yapılan resmigeçide katılırlar. Bu düzenli birlikler III. Selimin çok

    hoşuna gider ve dedemizi huzuruna çağırtır. Askerlerinin önünde yürüyen Çapanoğlu,huzura kaftanla değil yol kıyafeti ile girmek

    zorunda kalır. ‘’ Huzura yol kıyafeti ile geldiği için bağışlanmasını,Padişaha ve Devlete hizmet için var oldukları’’ mealindeki

    sözleri padişahın çok hoşuna gider ve kendisine vezir muamelesi yapılarak hilat giydirilir ve Rusya’dan kendine hediye edilen

    kürkü Çapanoğlu Süleyman bey’e hediye eder. Bu kürkün üzerinde düğme yerine iki adet elmaslarla işlenmiş çiçek varmış. Bu

    düğmelerden bir tanesi bizim aileye kadar geldi.Gümüş zemin üzerinde yapraklı bir çiçek.
    Yaprakları elmaslarla bezenmişti, çiçek kısmının ortasında bir büyük elmas etrafında papatya gibi elmas taşlar vardı. Bunun

    etrafında yine buna benzer, ortada bir taş etrafında yine taşlar. Böyle kaç tane idi unuttum. Geceleri ışıkta pırıl pırıl

    olurdu.Bizim aile, yani babam Hadi Çapanoğlu, Amcam Azmi Çapanoğlu ve ayrıca ikisi üniversite de olmak üzere okuyan dört çocuklu

    bir aile. Babam Hadi Bey öğretmendi, amcam Azmi bey ticaretle uğraşıyordu.1960 ihtilalinden sonra krediler kesilince ekonomik

    olarak çok sıkıntıya düştük. Tarlalarımızı yok pahasına sattık yine yetmedi. Yukarda bahsettiğim elmas iğneyi satmak zorunda

    kaldık. Ben İstanbul’da Tıbbiyede öğrenci idim. İğneyi önce Topkapı Müze müdürüne götürdük müze satın alırsa hiç olmazsa müzede

    sergilenir diye düşünmüştük. Müze Müdürü Soyadını Şehsuvaroğlu gibi hatırlıyorum iğneyi görür görmez hangi devrin eseri olduğunu

    bildi ve bunu müzeye kazandırmak istediğini ancak alımları durdurduklarını söyledi. Bize bunu piyasada satarsak, tahmin

    edemeyeceğimiz kadar düşük bir fiyata almak isteyeceklerini söyledi. Yurt dışında kıymetinin çok daha iyi anlaşılacağını ve çok

    daha iyi para edeceğini söyledi. Böyle bir imkânımız olmadığından iğneyi hemşerimiz olan bir tüccarla k
    Kapalıçarşı’ya götürdük ve ilk gittiğimiz kuyumcu, Topkapı müze müdürünün söylediği değerin çok çok altında bir fiyat verdi. Ona

    vermeyip başka birine gittik, meğer böyle kıymetli işlerde aralarında haberleşirlermiş. İkinci gittiğimiz yer daha öncekinden de

    düşük bir fiyat verdi, ona da satmadık. Üçüncü gittiğimiz yer ise daha düşük bir fiyat verdi ve her gittiğimiz yerde fiyatın

    sürekli düşeceğini söyledi ve içimiz sızlayarak iğneyi gittiğimiz üçüncü mücevherciye sattık ve Kapalıçarşı’dan buruk bir biçimde

    ayrıldık. O sattığımız aile yadigârı aklıma geldikçe hala içim sızlar ve çok üzülürüm. Çok şükür ailemizin yaşayan fertleri hem

    çok iyi mevkilere geldiler hem de çok iyi ekonomik durumlara kavuştular.
    O yıllarda o sıkıntılara düşülmeseydi bugün bu elmas düğmeleri ya Topkapı müzesine yada geçen yıl gidip gezdiğimiz Yozgat

    müzesine seve seve bağışlar gelecek nesillere bir aile yadigarı olarak bırakırdık,çok yazık oldu.Maddi değerinden çok manevi

    değeri vardı.



    Çapanoğulları Buluşması Organizasyon Komitesi Adına
    HAZIRLAYAN
    ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU
    capanoglukadir@yahoo.com.tr




    kaynak:
    Prof. Hakkı Acun(Çapanoğlu): Çapanoğulları ve eserleri
    Dr. Ali Şâkir Ergin: Çapanoğlu hadisesi ve Abdülkadir Beyin hatıraları
    Ord.Prof.İsmail Hakkı Uzunçarşılı: Çapanoğulları
    Prof.Dr. Faruk Sümer: Oğuzlar Türkmenler
    Prof. Ahmet Yaşar Ocak: Milli Mücadelede Çapanoğlu İsyanı
    Hasan İzzettin Dinamo: Kutsal İsyan
    Ahmet Efe: Çerkez Ethem
    Azmi Çapanoğlu: Tarihsel, Hukuksal, Siyasal Yönden Milli Mücadele
    Avni Doğan: Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası
    Muhtelif dokümanlar.

    https://www.defineyeri.net/

  2. #2
    Zorbey
    Zorbey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Ynt: ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR?

    ellerine sağlık ustat

  3. #3
    Status
    Offline
    bakirci_34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tecrübeli Defineci
    Üyelik tarihi
    19.07.2010
    Yaş
    45
    Mesajlar
    515
    Tecrübe Puanı
    10
    OTOMATİK REKLAM

    Standart Ynt: ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR?

    s.a.
    üstad güzel ve bilgi açısından önemli bir paylaşım olmuş teşekkürler emeğine sağlık
    İNSAN YÜKSELDİKÇE GÖNLÜ ALÇALMALIDIR

  4. #4
    yalaz
    yalaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    OTOMATİK REKLAM

    Standart : ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR?

    s.aleyküm ee demek her taşın altından cıkan çapanoglunun hikayesini araştıran ve burda bizlerle paylaşan değerli arkadaşımıza teşekkür ederim. kimbilir belki o asil milletin bir ferdiyiz. güneş balcıkla sıvanmaz . saygılarımla.

  5. #5
    Status
    Offline
    fatmagül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yeni Defineci
    Üyelik tarihi
    24.10.2010
    Mesajlar
    28
    Tecrübe Puanı
    0
    OTOMATİK REKLAM

    Standart : ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR?

    Teşekkürler.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yer imleri

RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Define İşaretleri

Nasıl Polis Olurum