Gizli İşaretler

İşaret gerçeğin kendisi değildir ancak bir gerçeği gösteren araçtır. Diğer değişle işaret başka bir gerçek şeyin tanıtıldığı araçtır.

Eskiden Çivi yazısı vardı ve insanlar anlatmak istediklerini herhangi bir şeyi şekiller ve resimler yoluyla değişik işaretler kullanarak anlatırlardı. Hala günümüzde de bu kullanılıyor. Özellikle trafikte yol boyunca dizili olan levhaların hepsinin bir anlamı var , hepsi bir şeyi anlatıyor...

Haç İşaretinin Serüveni !!!

Haç Sembolünü yani işaretini Hıristiyan dünyasına mal etmek yanlıştır... Tarih boyunca değişik medeniyetler değişik anlamlar yükleyerek kullandıklarına şahit oluyoruz... Dini sembol olmanın yanı sıra cezalandırma şekli olarak ta gözükmektedir.

Günümüzde Hıristiyanlığın en önemli simgesi olan haç, Hz. İsa zamanından asırlar önce de toplumlarda ruhani ve tanrısal anlamları olan bir simge idi. Şeklinin sade, yapımının basit olmasından dolayı medeniyetin başlangıcından beri ufak tefek değişikliklerle dini amaçlarla ve tapmakların süslenmesinde kullanıldı.

Haç İşareti tarih boyunca:

- İskandinavya'da Tanrı Thor'un sembolü olarak,

- Babilliler'de ucuna bir hilal şekli eklenerek ay Tanrısının sembolü olarak,

- Asurlularda güneş ışınlarının yayıldığı dört yönü göstermek amacıyla,

- Hindistan'da dikey ve yatay çizgilerle ilahi ve dünyevi güçleri belirtmek amacıyla,

- Mısır'da ucuna su damlası şekli ilave edilerek ruhun ölümsüzlüğü ve yaşamın simgesi olarak,

kullanılmıştır. Ayrıca Fenike, Çin, Pers, İnka ve Aztek kültürlerinde de haç bir şekilde yer almıştır.

Peki nasıl olmuştu da Hıristiyanlık dünyası haçı kendisine sembol olarak seçmişti? Haç, Hz. İsa'nın çarmıha gerilerek öldürüldüğü bir ölüm aracının şekli değil miydi? Hz. İsa bir ağaçta veya darağacında asılsa veya boynu vurularak öldürülseydi bu sefer de darağacı, ilmik veya bir balta mı Hıristiyanlığın sembolü olacaktı? Bir dinin sembolü olarak niçin bir ölüm aracının seçilmesine gerek görülmüştü?

Aslında Hz. İsa'nın üzerine bağlanarak öldürüldüğü direğin şekli konusundaki söylentilerin hepsi rivayettir. Dini kitaplar bu detaydan bahsetmezler. O zamanlar bölgenin hakimi olan Romalılar kendi vatandaşları olan suçluları boyunlarını vurarak idam ederlerken köleleri ve vatandaş olmayanları yere çakılmış direklere bağlayıp kırbaçlayarak öldürüyorlardı.

Romalılar bazı ağır suçluları ise bir direğe tutturdukları ikinci bir 'T' şeklindeki ağaca bağlıyorlar, mahkumun kollarını iki yana açarak çiviliyorlardı. Yere çakılı birinci direk infaz yerinde devamlı hazır bulunurken, 'T' şeklindeki ikinci parça mahkumlar tarafından sırtta taşınarak infaz mahalline getiriliyordu.

Hz. İsa'nın yere çakılmış düz bir sırığa mı yoksa 'T' şeklindeki bir parçaya mı bağlandığı açık değildir. İncil'in İngilizce tercümesi bunu haç olarak yorumlarken Yunanca kopyasında ismi 'stauros' olarak geçer. Her ne kadar bu kelime günümüzde haç anlamında kullanılan istavroz kelimesinin kökeni olsa da 'stauros'un eski Yunanca'daki anlamı yere çakılmış kazık veya direktir.

Hıristiyanlığın başlangıcında, ilk 300 yıl Hıristiyanlık büyük bir suç sayılıyor, Romalılar bu dini kabul edenleri acımasızca yok etmeye çalışıyorlardı. Buna karşılık Hıristiyanlar da aralarında bazı gizli işaretler geliştirdiler. İlk gizli sembol 'balık'tı. Romalılar evlerinin kapılarında veya mezar taşlarında balık şekli gördükleri kişilerin balıkçı olduğunu düşünüyorlar ve bunlara dokunmuyorlardı.

Hıristiyanlar birbirlerini tanıyabilmek için başka semboller de geliştirdiler. Güvercin, gemi ve gemi çapası figürleri bunların arasında en çok kullanılanlardı. Bu arada kullandıkları 'swastika' adı verilen bir başka sembol en emniyetli olanı oldu. Artı şeklinde ve uçları kıvrık, yakın zamanlarda Naziler tarafından benimsenen ve gamalı haç diye tabir edilen haç şekli aynı zamanda putperestlerin mutluluk sembolü olduğundan dikkati çekmiyordu.

Hıristiyanlığın organize olması ve yayılması sürecinde ilk Hıristiyanlar haç sembolüne pek iyi gözle bakmadılar. Haç figürü onlarda ölüm, korku, işkence ve kutsal ruha yapılan bir saygısızlığı çağrıştırıyordu. Daha da önemlisi ilk 300 yıl boyunca Hıristiyanlar haçın aslında putperest orijinli olduğunu bir türlü kafalarından atamadılar ve sonunda gönülsüzce kabul ettiler.

Hıristiyanlığın devlet dini, haçın da onun sembolü olarak kabulü İmparator Konstantin zamanına rastlar. Konstantin bir gece gökyüzünde haç gördüğünü iddia eder ama tarihin akışını asıl etkileyen annesi Helena'dır. Sonradan azize payesi verilen St. Helena'nın, 321 yılında Hz. İsa'nın üzerinde öldürüldüğü haç şeklindeki çarmıhı bulduğu, bunun Kudüs'te bir kilisede muhafaza edildiği ve parçalarının dolaştırılarak çeşitli ülkelerde halka gösterildiği söylentileri haç üzerindeki bütün olumsuz görüşleri sildi. Müthiş ilgi uyandıran bu söylenti sonucu haç Hıristiyan dünyasında bir tapınma aracı ve inanç simgesi durumuna geldi.

Hz. İsa'nın çarmıha gerilme sahnesi yedinci yüzyıla kadar Hıristiyan sanatlarında hiç görülmez. O zamana kadar resimlerde Hz. İsa'nın mucizeleri, şifa dağıtımı, göğe çıkışı ve yeniden dirilme temaları veya kucağında bir kuzu taşıyan çoban tasvirleri kullanıldı.

Başlangıçta tek başına kullanılan haç figürü zamanla üzerinde çarmıha gerilmiş Hz. İsa motifiyle kullanılmaya başlandı. Kiliselerin, mezarların üzerine konulması, törenlerde taşınması, vaftiz törenlerinde adaylara, hastalara ve ölüm döşeğindekilere haç gösterilerek öptürülmesi adet oldu.

Daha sonraları Hz. İsa'nın taşıdığı haçı vücudunda hissetmenin bir göstergesi olarak haç çıkarmak adeti yayıldı. Latinler sağ ellerini alından göğüse, sol omuzdan sağ omuza götürüp, 'baba, oğul ve kutsal ruh adına' diyerek haç çıkartırlarken Ortodokslar ellerini sadece sağ omuzdan sol omuza götürürler. Protestanlar haç çıkartmazlar.

Balık İşaretinin Serüveni !!!

Antik Yunanda balık küçük harflerle iχθύς büyük harflerle ΙΧΘΥΣ şeklinde yazılan mitolojik bir sembol olarak , Afrodit, Atargatis, Dagon, Efes, Isis, Delphine gibi tanrıların tanıtımında kullanılmış, Erken Hıristiyanlıkta yine dini sembol olarak tarih sahnesinde devam etmiştir.