Aphrodisias Antik Kenti, 1987’de UNESCO’nun Dünya Kültür Miras Listesi’ne alınmıştı.

2004’te ise en iyi on antik kent arasına girmişti. Antik kentte bulunan tiyatro, stadyum, agora, meclis ve tapınaklar arasındaki bağlantı yolları şimdilerde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Çalı ve ağaçların etrafını sardığı, toprak yollardan iz sürerek ancak tarihi stadyuma gidilebiliyor. Kent merkezinde yer alan müzeden başka bir anıta giderken arazi içerisinde kaybolmamanız işten bile değil. 30 bin kişilik kapasitesi ile Ortadoğu’nun en büyük stadyumu olan Aphrodisias Stadyumu ise bakımsızlık sebebiyle çökmek üzere. 62 metre uzunluğunda olan stadyumda seyircilerin oturduğu basamakların statik yapısı bozularak kaymış. Stadyumda yer alan gösteri hazırlık odalarının duvarlarında ise dev çatlaklar var.

Türkiye’deki Eski Yunan ve Roma dönemlerine ait en görkemli yapılardan biri olan Aphrodisias’ta yaklaşık 53 yıldır arkeolojik kazı yapılıyor. İsmini vermek istemeyen bir müze yetkilisi, kentin geleceği hakkında endişelerini dile getiriyor: “Aphrodisias’ın durumu içler acısı, kazılar 1961 yılında başladı, aradan 53 yıl geçti. New York Üniversitesi yılda birkaç ay kazı çalışması için geliyor ve gidiyor. Eğer meydana çıkarılan eserleri koruyamıyorsanız, restorasyon yapamıyorsanız, Arkeolojik kazı yapmak, toprak altında da olsa var olan tarihi yok etmektir. Aphrodisias’ta olan kısmen budur.” ifadelerini kullanıyor. Dünyaca ünlü fotoğrafçı Ara Güler, Aphrodisias antik kentini nasıl keşfettiğini CNN TÜRK’te yayınlanan ‘Oradaydım’ belgeselinde anlatmıştı. 1958’de Adnan Menderes’in açılış programı için gittiği Aydın’da kaybolduğunu dile getiren Güler, “Baktım bir ışık var. Bir kahve… Kahveye girdik, adamlar oyun oynuyor. Lüks lambasıyla aydınlanıyordu. Biraz sonra gözüm ışığa alıştı, bir de baktım ki kahvede masa yok. Tarih ve bugün iç içe yaşamaktadır. Böyle acayip bir yer hayatımda görmedim. Harabe dediğin harabedir. Ama bu öyle değil, bu bambaşka. Bu, tarih içinde yaşayan bir şehir…

Baktım ki taşların içinden suratlar bana bakıyor. Hemen aklıma röportajın adı geldi; Aphrodisias çığlığı… O taşlar bana bakıyor ve “beni buradan kurtar!” diye çığlık atıyor.” demişti.