...star haber ajansı...

Işte benim yurdum insanı..Şimdi bu resimde gördüğümüz amca evi için bir temel kazıyor ve bu temeli kazarken bir ören yeri buluyor.sonra gidip yetkili yerlerden gerekli izinleri aldıktan sonra o tarihin üzerine evini yaptırıyor tarihin üzerine yaparsa ve bakın sonunda başına ne işler açıyor okuyalım tarihin üzerine yaparsa
tarihin üzerine yaparsa
Bursa’da gerekli izinleri alarak,
tarihi eserin üzerine ev yapan
Tekin Temel, zamansız gelen
ziyaretçilerden şikayetçi. Bursa’da dört medeniyetin
izlerini taşıyan ve Hıristiyanlar
için önemli olan 2′nci Konsülün
toplandığı İznik İlçesi’nde
başlattığı inşaat çalışması
sırasında tarihi esere rastlanınca, gerekli izinleri
alarak eserin üzerine ev yapan
75 yaşındaki Tekin
Temel, ;pişman olduğunu söyledi.
Tekin Temel, “Tarihi eseri
görmek için olur olmaz zamanda akademisyenler ve üniversite
öğrencileri geliyor. Huzurum
kalmadı. Bu kadar rahatsız
edileceğimi bilsem, binayı kaçak
yapar, cezamı öder bu işkenceden
kurtulurdum” dedi. İznik İlçesi’nde altı depo olan
evinin bodrum katında tarihi
eser bulunan Tekin Temel, bu
eseri görmek için zamansız
gelenlerden dertli. 6 yıl önce
yaptığı evinin daha önceden iş atölyesi olduğunu belirten Tekin,
“Burnumdan getirdiler” dediği
binanın inşaat sürecini şöyle
anlatt “Ev yapmak üzere atölyeyi satın
aldım. İznik Belediyesi’nden
gerekli izinler tarafıma verildi.
Kısa bir süre sonra bana, ‘Bursa
Müze Müdürlüğü’ne gelmeniz
gerekiyor’ diye tebligat yapıldı. Gittiğim Bursa Müze
Müdürlüğü’ndeki yetkililer bana
evin temelinde inceleme
yapacaklarını söyledi. ;İnceleme
ardından, bana, ‘Bu binayı yıkıp,
zemini kazmadan bizi çağıracaksın’ dediler. Biz de
atölye olan binayı bir haftada
yıktık ve Müze Müdürlüğü’ne
haber verdik. Yetkililer gelip
tekrar incelemede bulundu.
Sonra da bana, ’6 işçi bul ve işaretlediğimiz yerleri kazın’
dediler. Yapılan kazı sonrası
ortaya Henistik Döneme ait
tarihi eserin bir bölümü ortaya
çıktı. Bunun üzerine devreye
giren Anıtlar Kurulu, ‘Bu kalıntının tamamı ortaya
çıkacak’ dedi. Yine işçi tuttum.
Tam 3 gün boyunca alanı
ellerimizle kazınca kalıntının
tamamını bulduk.”

“BÖYLE OLACAĞINI BİLSEYDİM,
KAÇAK YAPARDIM Evin kendisine 150 bin liraya
mal olduğunu, Helenistik Döneme
ait M.Ö. 316 yılında yapıldığı
sanılan mermer sütun altı ve
mermer blokların ortaya
çıkarılması için 50 bin lira daha para harcadığını ifade eden
Tekin, binayı yaptıktan sonra
rahatsızlığının sürdüğünü
söyledi. Tekin Temel, şöyle
yakındı: “Evimin altında bu kalıntının
bulunması artık beni ciddi ölçüde
rahatsız ediyor. Nedeni ise tarihi
eseri görmek için gelen üniversite
öğrencileri ve akadenmisyenler.
Olur olmaz zamanda zili çalıp, ‘Kapıyı açın biz tarihi eseri
görmeye ve incelemeye geldik’
diyorlar. Kimi fotoğraf çekiyor,
kimisi ölçüp biçiyor. Devamlı
olarak beni rahatsız ediyorlar.
Altı yıldır burnumdan getirdiler. Bana dünyanın masrafını da
yaptırdılar. Şimdiki aklım olsa
bunun böyle olacağını bilsem, hiç
kimseye haber vermeden kaçak
olarak başlardım binayı
yapmaya. Gelip mühürlerlerdi. Mühürleseler de ben devam
ederdim. Ayrıca, tarihi eser için
50 bin liralık ek masraf
yapmazdım. En fazla kaçak
yaptığım için 10 bin lira ceza
verirdim. Bu kadar çile çekmezdim.”

“NASREDDİN HOCA FIKRASI
GİBİ” Uludağ Üniversitesi Arkeoloji
Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa
Şahin ise bu yılın başından
itibaren İznik İlçesi’nde yüzey
araştırması yaptıklarını, belli
bir antik kentin planını ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.
İznik’te hem antik hem de
modern kentin iç içe olduğuna
değinen Prof.Dr. Şahin, şunları
söyledi: “Amacımız antik kentin planını
ortaya çıkarmak. Bu
araştırmalar sırasında Müze
Müdürlüğü tarafından yapılan
bir takım sondaj kazıları
sonucunda Bursa Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun
vermiş olduğu bir kararla
yapılan bir takım binaların
zemin katlarında da
incelemelerde bulunuldu. Burada
hayretle gözlemlediğimiz konu, yerinde hiç doknulmamış bazı
tarihi kalıntıların üzerine
binanın yapılması için izin
verilmiş olması. Bunu
anlayabilmek mümkün değil. Eve
giriyorsunuz, bodrum katında bir yapı kalıntısı var. ‘Biz burayı
koruma altına aldık, üzerine de
kendi yapımızı yaptık’ diyorlar.
Bu tür bir uygulamanın çok
yanlış olduğunu düşünüyorum.
Buna mutlaka bir ‘dur’ demek lazım. Anıtsal yapıların üzerinde
inşaat izni vermek, pek mantığa
uymuyor ve Nasreddin Hoca
fıkralarına dönüyor.” tarihin üzerine yaparsa