Benim güzel yurdumun güzel Amasyası çok köklü bir tarihe sahiptir. Oluz
Höyük’teki 5 yıllık kazılarda çok sağlam
bir tabakalaşmayla 9 mimari tabaka
içinde Erken Tunç Çağı’ndan Orta Çağ’a
kadar çok sağlam bir kronoloji ortaya
çıkmaya başlamışlar..bu güzel habere tüm DEFINEYERI.COM AILESI OLARAK VAAAAROOLUN diyoruz..emeklerinize sağlık..tarih sizinle gurur duyuyor..
“Tahminlerimiz doğruysa Anadolu’ya
giren öncü göçebe Türklere ait ilk somut
arkeolojik bulgulara ulaşmış
durumdayız”. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Oluz
Höyük Kazı Başkanı Doç. Dr. Şevket
Dönmez, “Tahminlerimiz doğruysa
Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere
ait ilk somut arkeolojik bulgulara ulaşmış durumdayız” dedi. Dönmez, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, merkeze bağlı Toklucak
köyü yakınlarında 2012 yılı Oluz Höyük
arkeolojik kazılarının yarın 10
akademisyen, 15 arkeoloji öğrencisi ve
50 kişiden oluşan işçilerin katımıyla başlayacağını söyledi. Kazıların bu yıl 70 gün süreceğini ve
200 bin liralık bütçeye sahip olduklarını
belirten Dönmez, 2007 yılında başlayan
6′ncı yılındaki Oluz Höyük arkeolojik
kazılarında önemli bilgi ve bulgulara
ulaşmayı umduklarını ifade etti. Bugüne kadar sürdürdükleri kazılarla ilgili
değerlendirmelerde bulunan Dönmez,
“Kazılarımızın ilk 5 yılı oldukça verimli
ve sürprizlerle geçti. Oluz Höyük,
Amasya için çok önemli bir yerleşim.
Kazıların sonuçlarında bunu gördük. Amasya çok köklü bir tarihe sahip. Oluz
Höyük’teki 5 yıllık kazılarda çok sağlam
bir tabakalaşmayla 9 mimari tabaka
içinde Erken Tunç Çağı’ndan Orta Çağ’a
kadar çok sağlam bir kronoloji ortaya
çıkmaya başladı” diye konuştu. Oluz Höyük’teki en erken zamanlı kentin
Erken Tunç Çağı’na ait olduğunu
vurgulayan Dönmez, şöyle devam etti:
“Bu kenti yamaçlardan takip
edebiliyoruz. Ama onun üzerindeki Hitit
kenti kuvvetli bir yangında tahrip olmuş. Hitit kentinin üzerinde oldukça
kalın bir kültür birikintisi var. Bu
nedenle bu yıl Hitit kentinin
araştırmalarına ağırlık vereceğiz. Daha
sonra bir Frig kenti var. Bu kentle ilgili
çok önemli verilere ulaştık. Friglerin ana tanrıçası Kubaba (Kibele) ile ilgili ilginç
önemli bir yapıya ulaştığımızı hissettik.
Bu yapıyla ilgili çalışmamız bu yıl
devam edecek. Bunun bir şapel ya da
tapınak olduğunu düşünüyoruz. Bu
yapının yakınında bir Kubaba heykelciği bulduk. Yine kemik eserler bulduk bu
kültürle ilgili. Bu konudaki araştırmamız
devam edecek.” Kazıda şaşırtıcı olan durumun, söz
konusu yerde bir Pers yerleşmesi
bulunması olduğunu anlatan Dönmez,
bir Akamenit sülalesine ait Pers
yerleşmesi kültürüne ait anıtsal yol
keşfettiklerini, bu yolun bir malikaneye ulaştığını hissettiklerini, bu yılki
kazılarda bunun üzerinde duracaklarını
söyledi. -Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere
ait ilk somut arkeolojik bulgular- Doç. Dr. Dönmez, Oluz Höyük’teki son
bulgularda, Pers dönemi kültür tabakası
içinde buldukları yaklaşık 100 mezarın
İslami tarzda gömüldüğünü belirterek,
şöyle konuştu: “Bu mezarları yorumlamamız 3-4 yıl
sürdü. Özellikle 2011 yılındaki
çalışmalar bu mezarların sahiplerinin
İslami tarzda gömüldüklerini bize
gösterdi. Yalnız bu mezarlardan birinde
çeşitli buluntulara ulaştık. 6 yaşlarında bir kız çocuğuna ait bir mezar bu. Sol
kulağında basit halka biçiminde küpe,
sağ kulağında halkaya takılmış muska
biçiminde bir küpe ve göğüs kısmında
da bir beze sarılmış bir fibula (çengelli
iğne) bulundu ki İslami tarzdaki gömülerde pek bu tür buluntu ele
geçmez. Bu mezarlar üzerinde
araştırmalarda bulunduk. Bu mezarların
göçebe insanlara ait olduğunu
düşünmeye başladık. Özellikle kış
dönemi yaptığımız çalışmalarda 6 yaşlarında bulunan bu kız çocuğunun
iskeleti üzerinde yoğunlaştık. Biz bu
mezarlığın ilk tarihlemelere göre
buluntulardan da yola çıkarak 10 ve 11.
yüzyıla ait olduğunu düşünüyoruz.
Bunlar büyük olasılıkla Anadolu’ya giren ilk öncü Türklere ait. Ama kesin
tarihleri için henüz karbon 14 testleri
yapmadık. Bunları da yaptıktan sonra
daha kesin bir değerlendirme
yapacağız. Tahminlerimiz doğruysa
Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere ait ilk somut arkeolojik bulgulara
ulaşmış durumdayız. Bu seneki
kazılarımızda da bu mezarların
devamını, yeni mezarları keşfetmeyi
umuyoruz.” -Hem İslami geleneği sürdürüyorlar
hem de kendi geleneklerini- Söz konusu mezarın önemini
vurgulayan Dönmez, şunları kaydetti:
“İslami gelenekteki gömüler,
göçebelerin hayat tarzlarıyla,
yaşamlarıyla ilgili çok somut verilere
bizi ulaştırıyor. Bu bağlamda bu kadar erken dönemdeki Türklerin
Müslümanlığı kabul etmiş olmaları tabi
çok doğal ama bununla beraber kendi
geleneklerini de terk etmediklerini
anlıyoruz. Hem İslami gelenekleri kabul
etmişler ve bununla ilgili ölü gömme geleneklerini uyguluyorlar, bir yandan
da bu ölü gömme gelenekleri içinde
kendi geleneklerini yaşatmaya devam
ediyorlar. Bu ilginç bir nokta. Burada
İslamiyet’e geçiş aşamasını yaşıyoruz.” Dönmez, bu yılki kazılarda önemli bilgi
ve bulgulara ulaşmayı hedeflediklerini
sözlerine ekledi.