Denizli'de yüzlerce esere ulaşıldı
23.08.2011
Denizli'nin Kale İlçesi'nde bulunan Tabae antik kentinde kazı işlemleri tamamlanan Roma sarnıcında küçük figürler haline yapılmış Afrodit başları başta olmak üzere tarihi kilitler, at nalları, çatal bıçaklar, tiyatro jetonları ve seramik kaplar ortaya çıkarıldı.
Tabae Kazı Heyeti Başkanı Prof.Dr. Bozkurt Ersoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eski Tunç Çağı, Hititler, Frigya, Pers İmparatorluğu, Eski Yunanlar, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Türk dönemlerinin izlerini taşıyan alanda sürdürülen 2 aylık çalışmalarda çok verimli bir dönem geçirdiklerini söyledi.
Orta Anadolu'da Hatti ve daha sonra da Hitit İmparatorluğu'nun kurulduğu dönemde, Batı Anadolu'da Ahhiyava ve Lukkalıların uygarlıklarının bulunduğunu anlatan Ersoy, şöyle dedi:
''Bu uygarlıklar Herodot tarihinde daha sonraları Likya, Karya ve İyonya uygarlıklarının kökeni olarak gösteriliyor. Likyalılar daha ziyade Gediz Nehri vadisinde, Karyalılar ise bugünkü Kale, Tavas, Karacasu ilçeleri ile Muğla'nın tamamını içine alacak şekilde Büyük Menderes Nehri'nin güneyinde yerleşmişlerdir. Menderes'in kuzeyi İyonya, İyonya'nın kuzeydoğusu ise Lidya bölgesidir. Karya'nın kuzeydoğusunda geniş bir sınırı olan Frigya bölgesi yer almış, Frigya'yı Karya'dan Babadağ ve Honaz Dağları ayırmıştır. Bugünkü Kale İlçesi'nin güney bitişiğinde bulunan ve günümüzde terk edilmiş durumdaki 'Eski Kale' adıyla anılan doğal kayalığın üzerinde kurulmuş olan yerin adına Tabae'dir.''

Tabae'nin ilk kuruluşu hakkında kesin belgeler bulunmamakla beraber, yüzeydeki kalıntılarla birlikte yöreyle ilgili çeşitli kaynakların, kentin Hellenistik dönemden önceki Karyalılar zamanından beri var olduğunu gösterdiğini ifade eden Ersoy, ''Bu yerleşim kesintisiz olarak Karya, Helen, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı şeklinde devam etmiştir. Pekçok gezgin, değişik zamanlarda yaptığı seyahatler sırasında 'Tabae' sözcüğünün antik dönemdeki benzer adlar ile olan bağını incelemişlerdir. Bölgenin kalkerli bir yapıya sahip olması dolayısıyla kaya anlamına gelen 'Tabae' isminin verildiği üzerinde duruluyor'' diye konuştu.
Ersoy, Tabae'nin, yüzeydeki kalıntılar ve sikkelerden anlaşıldığı kadarıyla, Büyük İskender'den sonra Anadolu'da kurulan antik kent olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
''Tabae kentinde, Hellenistik dönemde sikke bastırılmış. Özellikle gümüş, bronz, bakır olarak bastırılan sikkeler kendine özgü tipleri ve stilleriyle diğer sikkelerden hemen ayırt edilebiliyor. Sikkelerin ön yüzünde tanrısal başlar, arka yüzünde Tabae kentine ait resim ve yazılar bulunuyor. Sikkenin basılışı MÖ 2'nci, 3. yüzyıllara tarihlendirilebilmekte.
Türklerin yöreye gelişi Büyük Selçuklu İmparatorluğu komutanlarından Afşin Bey'in Malazgirt Savaşı öncesindeki keşif harekatlarına uzanıyor. Bölge 1424 yılında 2. Murat tarafından tamamen Osmanlı Devleti'ne bağlandıktan sonra, yaşantısına sakin bir şekilde devam etmiş. 1702-1703 yıllarında meydana gelen depremlerde 12 bin kişi ölür ve şehir oturulamayacak hale gelir. Bundan sonra şehir daha yukarıya, şimdiki merkezine doğru çekilmiş.''
Ersoy, depremle kaybolan yapıların ortaya çıkarılması için 2 aylık bir süreçte gece gündüz çalıştıklarını belirterek, şöyle konuştu:
''Çalışmalar sırasında geçmişten bugüne kadar yüzlerce esere ulaştık. 500'ü aşkın sikke ve metal para var. Bronzlardan tutun da seramiklere kadar birçok buluntu söz konusu. Bunlardan bir kısmı envanter olarak müzeye teslim edilecek. Bir kısmı da bir dahaki sezon inceleme altına alınacak. Bu yılkiler sarnıçtan çıkan ürünler. Bir bölümü sağlam, bir kısmı ise parçalı olarak çıkmış seramikler.
Ortaya çıkarılan eserler onarılarak renklendiriliyor. Bu yıl ortaya çıkardığımız eserlerin en önemlileri bronz heykeller. Bunlar çöp olarak sarnıca atılmış muhtemelen. Yumruk, kafa, kol, el, elbise kıvrımları gibi çeşitli bronz parçaları, küçük figürler var. Bu figürler içerisinde Afrodit başları, insan vücudu, mask, yağ kandilleri var tam olarak ele geçen. Seramik jetonlar var, büyük ihtimalle bu jetonlar tiyatro gibi etkinliklerde kullanılıyordu. Jetonların üzerlerine insan portreleri işlenmiş. Osmanlıca yazılarla donatılmış, dönemin devlet büyüklerine ait metal mühürler bulunuyor. Ele geçen eserler milattan sonra 2. yüzyıl ila 3. yüzyıl arasına tarihlenen eserler. Hangi yüzyıla ait olduğu belli olmayan bir insan kafatası. Bunlar bir yerlerden getirilerek sarnıcın içerisine atılmış.''
Ersoy, birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı için hangi kültüre ait olduğu anlaşılamayan, ince bir işçilikle üretilmiş eserlerin tarihlerinin önümüzdeki dönemlerde netlik kazanacağını sözlerine ekledi.
Tabae antik kentinde Roma dönemine ait olan sarnıç, kalın taş sütunlarla inşa edilip, dışarıya su sızdırmaması için tuğla tozuyla sıvanmış. Su alınan seramik kapların sarnıca düşmesi, bazı dönemlerde evlerden temizlenen kalıntıların da içerisine atılmasıyla kullanılmaz hale gelen sarnıç, iki aylık bir süreçte yapılan kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkartıldı.